banner9

2008’de, PKK ile MİT üzerinden pazarlıklara başladılar. Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sır Küpüm dediği” Hakan Fidan üzerinden Oslo’da PKK’nın Kandil yöneticilerinden Mustafa Karasu, Sabri Ok ve Zübeyir Aydar ile görüştüler. Hakan Fidan üzerinden PKK yöneticilerine o zaman Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını iletip, “Sayın Başbakan bu konuda çok samimi, siyasi risk yüklenmeye hazır” dediler. Oslo görüşmelerinde Abdullah Öcalan’ın zihnini öve öve bitiremediler. Başbakan’dan aldığı kuvvetle konuşan Hakan Fidan’a (Akıcı ve düzgün konuşuyor) “Öcalan’ın artikülasyonları (zihni, konuşması) çok sağlıklı” dedirttiler! 19 Ekim 2009 tarihinde Habur’dan davul zurnayla ve militan kıyafetleriyle Türkiye’ye giriş yapan 34 PKK’lıya çadır mahkemesi kurup serbest bıraktılar. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur” sözleriyle teröre nasıl baktıklarını açığa vurdular. 2010 yılında Emniyet Asayiş Yardım Protokolü’nü (EMASYA) yürürlükten kaldırdılar, askerin PKK kamplarına ve şehir yapılanmasına müdahale yetkisini valilikten izin alma şartına bağladılar. Valilere de “askere operasyon izni verme” talimatı verdiler.  PKK’nın yol kesip haraç toplamasına, kendi mahkemelerini kurmasına, şehirlerde hendekler kazmasına, devlet içinde paralel bir yapılanma içine girmesine alenen göz yumdular! 2012 yılına gelince tavizler daha da arttı! “Sayın Öcalan” demeyi, “PKK bayrağı taşımayı”, “Öcalan posterleri asmayı” suç olmaktan çıkardılar. Diyarbakır Mitinglerinde Öcalan ve PKK bayrakları ile gövde gösterileri yapılmasına izin verdiler! İmralı’ya HDP Heyetleri gönderip, Öcalan-Kandil hattı kurdular. Şubat 2013’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile “Milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarını” söylediler, yeni Anayasa’da Türklük ifadesinin çıkarılacağını ilan ettiler. Milliyetçiliği ayaklar altına aldıktan sonra daha da ileri gidip, Erdoğan’ın danışmanı Yasin Aktay üzerinden “Türk diye bir ırk yoktur” açıklaması yaparak bu toplumun tarihsel kökenlerini inkar edecek kadar alçaldılar! Cumhuriyet’in kurucularına “İki sarhoş” diye hakaret edip, kendilerinden geçtiler! 26 Şubat 2013’te AKP Grup toplantısında konuşan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çözüm sürecinden dönmeyeceğini “Gerekirse baldıran zehiri içeriz, yolumuza devam ederiz” sözleri ile şimdi ne kadar tutarsız olduklarını ortaya koydular. Öyle ki Erdoğan’ın içmediği baldıran zehrini vatandaşımızın ve askerin önüne koydular! PKK’nın giderek palazlandığını gören askerin Çözüm Süreci boyunca BİNE yakın operasyon talebine bölge valileri ile olumsuz yanıt verdiler. 28 Şubat 2015 tarihinde HDP’den üç temsilci ile Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya gelip, mutabakat açıkladılar. Nisan 2013 tarihinde 63 kişiden oluşturdukları Akil Adam Heyetini yurdun dört yanına gönderip, vatandaşı çözüm süreci konusunda iknaya çalıştılar, şehit ailelerinin fikrini değiştirmek istediler! HDP Milletvekilleri Pervin Buldan ile Sırrı Süreyya Önder’in PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “Silah bırakın” dahi diyemediği mektubunu 21 Mart 2014 tarihinde Diyarbakır’da büyük bir şölenle PKK bayrakları altında Nevruz’da okuttular. Ama işin rengi Haziran 2015 itibarıyla değişmeye başladı! Oslo müzakereleri tıkanıp, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi açık açık “Seni Başkan Yapmayacağız” diye meydan okuyunca; saflar değişti! Eski söylemler unutuldu. O an itibarıyla eski çamlar bardak oldu. Erdoğan komutasında geri vitese takan AKP’liler, bu tarihten itibaren milliyetçi söyleme sarılıp, vatandaşa alenen hipnoz uygulamaya yöneldi. Şehit cenazeleri üzerinden toplumsal tansiyonu yükseltip, “Kıyamete kadar savaş” söylemine sarıldılar. Şimdi 2015’e kadar PKK ile yürüttükleri müzakereleri ve bunu Akil Adamlar eliyle meşrulaştırma çabalarını hafızalardan silmeye çalışıyorlar. Eski savundukları politikaların üzerinden buldozerle geçip, askerin operasyon yetkisini vali izninden çıkarıp genişletiyorlar. Ama bunu yaparken yeni bir kara propaganda üretmekten de kaçınmıyorlar! Daha ayağının tozu kurumayan yeni Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın birkaç gün önce “Biz operasyon emri olduğu halde ‘Şehit veririm’ endişesiyle operasyon yapılmadığı dönemi de biliyoruz” açıklamasında da görüldüğü üzere kendilerini aklamak için TSK’yı günah keçisi yapmaya yöneldiler. Yapmak istedikleri yeni Anayasa’da Atatürk’ü ve devrimlerini de silmek istiyorlar! Tabii herkes bilir ki hiçbir hipnoz ilelebet sürmez! Batılı ülkelerin huzurunda PKK ile yapılan müzakere kayıtlarını, protokolleri, valilere verilen emir yazılarını, çıkarılan yasaları silemeyecekleri gibi son 14 yılda yaptıkları uygulamaları da unutturmaları mümkün değil. Atatürk’süz Anayasa talepleri ise hayal ötesi! Halen farkına varamadıkları bir gerçek var ki baskı ve korkutma ile toplumu abluka altına almak için debelenirken, kendi kirli geçmişlerine saplanıyorlar! Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na atılan kurşun örneğindeki gibi partimize çalmaya çalıştıkları kara ile ellerini daha çok kirletiyorlar. Tecavüzcüler ve suçlular ile şehit cenazelerinde kopardıkları yaygaralarda suçüstü yakalanıyorlar! Şu unutulmasın ki AKP’ye oy veren yüzde 50; bu tehlikeli hipnozdan uyandığında ülkeyi bu bataklıktan, karanlıktan ve terör kaosundan çıkaracak partinin sadece CHP olduğunu er ya da geç görecektir! CHP Hatay Milletvekili Av. Mevlüt DUDU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.