banner9

“Doğum günün kutlu olsun”

“Mesleğinde 40 yıl, kutlu olsun”

“Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun”

Bu ‘kutlu olsun’lar, kişiye özel; yaşamınız içinde size dair ve çevrenizdeki insanlar için buna benzer sürüyle gün vardır. İzler ve not aldığımız bazılarını hiç atlamadan kutlarız. Zaten akıllı uygulamalar size haber verir; unutmanız olanaksız. Bize ait olanlarda insanların bizi aramasını bekleriz. ‘Hatırlanmak’ önemlidir; mutlu oluruz, kendimizi daha iyi hissederiz. Sosyal medya mecralarında fotoğraflar yayınlanır; daha fazla insan haberdar olur, daha çok kutlama alınır. Kendimizi daha önemli hissederiz. Kutlama sayısı az olunca moralimiz bozulur.

Bir de genel kutlamalar vardır; yılbaşı, bayram gibi. Yine bireysel ve toplu kutlamalar sarar etrafımızı. Her yılın belirli günlerinde tekrarlanan bu kutlama trafiğini esnaf da sever; hediye almak için internetten ve mağazalardan siparişler verilir, alışverişler yapılır. AVM’ler şenlenir, süslenir; sonra bir boşluk yaşanır ve umutlar bir sonraki ‘önemli’ güne bırakılır.

Ve Dünya genelinde önemli günler vardır bir de; alışverişi canlandıracak, esnafı sevindirecek, sosyal medyada fotoğraflar ve videolarla renklenecek günler ve haftalar.                                                                                       

‘Sevgililer Günü’

‘Anneler Günü’

‘Babalar Günü’

‘Alışveriş günleri’

‘Öğretmenler Günü’

Daha birçok benzer gün sayılabilir elbette ama bunlar harcama yaratabilecek –ve biraz da bunun için oluşmuş-  tarihlerdir. 

Ekim ayının ilk haftasında ‘Dünya gülümseme günü’ var; ama alışveriş potansiyeli yok. ‘Dünya Tiyatro Günü’ vardır 27 Mart’ta; Dünya geneli için ve yerel olarak ülkelerde bildiriler yazılır ve yayınlanır. ‘Dünya Engelliler Günü’ engelli olmanın sorunları hatırlatılsın diye 3 Aralık’ta. Kaynaklara göre Türkiye’de  –bir bölümü ‘çalışabilir’ olan-  8,5 Milyon engelli var.  Kaldırımlar, merdivenler bırakın engelliyi, engeli olmayanlar için bile tuhaf ve tehlikeli; telâş etmeyin, gelecek 3 Aralık’ta konuşuruz.  ‘Dünya Kadınlar Günü’   8 Mart’ta; kadına şiddet yılın her günü konuşuluyor ve artıyor ama yılda 1 gün paneller, toplantılar, kıyamet kopuyor. ‘Erkekler Günü’ yok; zaten erkek egemen, ne gerek var? Az kaldı, Dünya elimizden gitti gidiyor ve 7 Milyar insan nerede yaşayacak diye düşündüren bir çevre sorunumuz var. Neyse ki 2 Haziran ‘Dünya Çevre Günü’ ilan edilmiş; rahat olun. “Aman tarım arazilerini koruyalım” çığlıkları atılırken bu arazilerin çoğu zaten imara açılmış veya erozyona kapılmış gidiyor; hem tarımla uğraşanlar da şehirli olmuş. Kim uğraşacak darı, buğday ekimiyle…

Yani önemli günler çok fazla. Nereden aklına geldi şimdi bu konu diyeceksiniz. Geçtiğimiz 13 Şubat, ‘Dünya Radyo Günü’ydü. 13 Şubat aynı zamanda 1946’da kurulan Birleşmiş Milletler Radyosu’nun yıldönümü. Mesleki çekim gücü yüzünden söz edeyim dedim; konu gitti başka özel günlere. UNESCO yakın zamanda ilân etmiş ama çoğu insanın haberi yoktur sanırım.

Radyonun ilk sinyal denemeleri 17. Yüzyıla dayanıyor; telsiz tabanlı yayın denemeleri bunlar. Türkiye’de radyo yayını girişimleri 1920’li yıllarda başladı. 50’li yıllarda evde bir radyo bulunması için önemli ya da zengin olmak gerekiyordu. Bugün her bir akıllı telefon, tablet ve bilgisayarla, Dünya’nın her yerindeki yayınlara ulaşmak olası. Radyoyu kasap veya şoför gibi dikkat gerektiren iş yapanlar dinleyebildiği ve kolay ulaşılabildiği için herkes dinleyebilir; yani bir yandan biftek hazırlar, pantolon diker veya TIR kullanırsınız ve bir yandan da Trump’ın yargı kavgasını veya Ağrı’nın yol durumunu dinleyebilirsiniz. Televizyon izleyemezsiniz; ya bıçakla parmağınızı kopartır, pantolonu yanlış keser ya da TIR’ınız yoldan çıkıp devrilir.

Savaşlar başlatmış, savaşlar kazandırmıştır radyo. Örneğin 2. Dünya savaşında cephelerde yüz binler birbirini paralarken, güçlü Alman propaganda radyoları ile BBC ve Amerika’nın Sesi radyolarının yayınları arasında da stratejik bir savaş vardı; sadece propaganda değil, şifreli mesajlar için kullanılan önemli bir kutuydu. Özellikle 60’lı yıllardan itibaren yurtdışına giden işçiler ve Balkanlarda yaşayan Türkler için Türkiye’nin Sesi Radyosu rehberdi; özlem giderendi, ana-babaydı. TRT’nin akşam ajansının dinlenmediği gün kaybedilmiş gün sayılır, haftanın 1 akşamı çaylar demlenir, tüm aile radyonun başına toplanır ve ‘Radyo Tiyatrosu’ dinlenirdi. Geçtiğimiz 13 Şubat birilerinin aklına geldi ‘Dünya Radyo Günü’ ilân edildi. 80’li yıllarda VHS ve DVD ler piyasaya yayılıp sinemaların işlerini tepetaklak etmişti; ama televizyon, radyonun tahtını sarsamadı. Uzun yıllar yayıncı olmanın verdiği keyifle anlatıyorum bunları; o sihirli ‘Hayal Kutusu’ sizi hiç bırakmasın.

Unutmadan; meraklıları için aşağıdaki linki de verelim;

http://www.unesco.org/new/en/media-services/multimedia/film-andradio-collection/radio-collection/

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.