banner9

O’nu ilk kez farkettiğimde  ilkokuldaydım… Bana hep inatçı, dediğim dedik, yaşlı bir insan profili çizerdi… Şimdilerde herkeste bir timsah gözyaşı görülse de yıllar yılı  binlerce kilometre uzaklıktaki  minik bir ada devleti ,o ülke halkı ve Fidel ecinni gibi gösterildi. Onlar yoksuldu, onlar kot pantolon bile giymezdi, onlar renkli televizyonu bile bilmezdi , oralarda hiç lüks güzel şey yoktu diye bildik. Ne idi ülkemizden binlerce kilometre uzaklıktaki bir ada devletine duyulan acıma ve aşağılama ile karışık düşmanlık? Neden yıllarca dudak bükülen , içten içe düşmanlık beslenen bir ülke olmuştu Küba? Hatta geçen aylarda TBMM başkanı bile Küba Devrimi önderlerinden olan Che’ye eşkıya demişti. Castro’nun öldüğünü sabah öğrendik. Kimisi sevindi kimisi üzüldü. Sevinenlerin ne olduğu ortada… Ancak ülkemizde  Castro’nun ölümü turnusol kağıdı işlevi gördü tıpkı Tarık Akan’ın ölümünde birden nefretini kusanları gördüğümüz gibi… Kendisini solda tanımlayan hatta sosyalist solda olduğunu iddia eden Evrensel Gazetesi yazarı neden Fidel için “ Kürt düşmanlarına sevgisini unutmadık” demiştir. Ya da Castro için saygı, sevgi ifadesi kullanan Kemalist/Atatürkçüler’e neden bu kadar saldırı olmuştu? Çok değil daha bir yıl önce Aziz Sancar Nobel ödülü aldığında ne yazık ki ülke birleşmemişti. Aksine hocanın Kürt mü, Arap mı ,Türk mü olduğu tartışılmış ona göre sevinenler ve tepkisiz kalanlar olmuştu. Ancak Aziz Hoca Türk bayrağı ile poz verince bir çok sevinen ortadan kaybolmuş. Bu sefer de hocanın Türk Eğitim Sistemi ya da Türkiye’deki bilim ile değil ABD’deki bilim çalışmaları ile ilerlediği ileri sürülerek anlaşılmaz, tuhaf tepkiler verilmişti. Tarık Akan vefat ettiğinde, yine aynı şekilde Tarık Akan’ın Silivri mücadelesi, Mustafa Kemal’in askeri olduğunu söylemesi, Atatürkçülük konusundaki düşüncesi, Soma’daki madencilere desteği ,Gezi Olayları’nda aldığı tavır; üzülmek, sessiz kalmak ya da düşmanlık kusanları göstermişti. Şimdi de yüzyılımızın devrimcilerinden Fidel Castro‘yu kaybettik. Fidel Castro’nun ölümü de yine birtakım çirkinlileri gösterdi. Çirkinlik diye tanımlamak  lazım, zira yaşarken düşmanlığını ifade edemeyenler Fidel’in ölümü ile nefretini kustu. Fidel Castro’nun “Kürt düşmanlarına duyduğu sevgiyi”  ifade eden sosyalist (!) yazarlardan tutun da , ülkesinde internetin olmamasından, demokrasinin olmamasından, tek adam yönetimi olmasından dolayı ölümünü bekleyip ardından saldıranları gördük. Bir ada devleti kendinden yüz ölçüm, askeri, ekonomik , nüfus olarak kat kat ötesinde küresel bir deve kafa tutmuştu. İçi boş bir romantizm değil bu. Geçtiğimiz yüzyıl devrimler çağıdır. Dünyanın bir çok yerinde sömürgeciliğe , kapitalizme ve geç kalmış monarşilere karşı özgürlük mücadeleleri verilmiştir. Fidel de o devrimciler kuşağındandır. Ülkesinden diktatör Batista ve hempalarını kovmuştu. ABD’nin yakınındaki minik bir ada devleti idi kafa tutan. Defalarca öldürülmek istendi, sözde insan hakları havarileri Kuba’da demokrası yok diye raporlar hazırlayıp destabilizasyonu için ellerinden geleni yaptılar. Fidel Castro’nun Atatürk ve Türk Devrimi’ne olan saygısı , sevgisi bilinmesinden dolayı ; her Atatürkçü için değerli bir insandır. Atatürkçülerin Fidel Castro’nun vefatına neden kendisini sol olarak tanımlayan bazı kesimler bu kadar rahatsızlık duymuştur sorusu cevaplanması gerekmektedir. Devrimlerin yapısı birbirine benzer. İlerici nitelikli devrimler birbirinden etkilenir. Türk Devrimi de kendisinden önceki ve zamandaşı devrimlerden etkilenmiştir .Yine Türk Devrimi de kendinden  sonraki devrimlere de  ilham kaynağı olmuştur. Bunu anlamak zor değilken neden solda konumlandığı iddia eden bir kesim Atatürkçüler’in Castro’ya duyduğu sevgiden bu kadar rahatsızdır? Cevabı çok zor değildir oysa. Castro antiemperyalisttir, devrimcidir. Dünyadaki emperyalizme set çeken, ilerlemesini engelleyen hareketlere ,atılımlara elbette sahip çıkacaktı. Hal böyle iken Castro’nun ölümünün ardından fırsat bilip “Kürt düşmanlarına duyduğu sevgiden” bahsetmek ya da Castro’nun anısına saygı ve sevgide bulunan Atatürkçüler’e düşmanlık neyin nesidir? Ne yazık ki ülkemizde solda yer aldığı iddiasında olan bir kesim, Castro’nun Atatürk’e duyduğu sevgiyi gözardı ederek Atatürkçülerin Castro’ya duyduğu sevgiden, saygıdan rahatsız olmuşlardır. Zira bu kesimin, Atatürkçüler’in Castro’nun vefatından duydukları üzüntüye duydukları tepki de bundan kaynaklıdır. Azadiya Welat ve Evrensel Gazetesi yazarının aldığı tepkiyi görenler, o tepkiyi göğüsleyemeyenler  bu sefer tepkilerini Atatürkçülere yöneltmiştir. Ancak  Castro’nun Atatürk ve Türk Devrimine verdiği önemi atlayarak tepkilerini Kemalistlere yöneltmeyi daha risksiz  görmüşlerdir. Atatürkçülere duyulan tepki aslında gün gibi gerçek olan Castro’nun bir devrimci olarak Atatürk ve Türk Devrimi’ne duyduğu saygı ve sevgiye duyulan düşmanlıktır.  Kurtuluş Savası sırasında da Sovyetler Birliği desteği de elbette devrimci ve antiemperyalist dayanışmadan dolayı sağlanmıştı. Sovyetler Birliğinin  Çin’e belli bir zaman kadar destek olması, ezilen ulusların sömürgecilere verdikleri mücadelenin sosyalist ülkeler tarafından desteklenmesi devrimci , antiemperyalist dayanışmadan kaynaklıydı. Bütün bunlar bilindiği halde geçtiğimiz yüzyılın ilk devrimlerinden biri olan Türk Devrimi’ni savunan Atatürkçüler/Kemalistler’e Castro sevgilerine duyulan tepki antiemperyalist, ilerici devrimleri arasındaki etkileşimden, tarihsellik bilincine duyulan rahatsızlıktan kaynaklanmaktaydı. Bu çevrelere biraz tarih dersi vermek gerekir. Tarih okuması yapmaları gerekir. Castro’nun Türk Devrimi’ne saygısı ,Atatürkçüler’in de Castro’ya olan sevgisi, saygısı tarihi bir gerçekliğin ispatıdır; devrimciler birbirlerini destekler ve  dayanışma içinde olur.  Gerçek olan budur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol