Eğitimci Aybek: Kontrolsüz Güç Güç Değildir!

Eğitimci-Yazar Şahin Aybek: Eğitim Hareketi Engellenemez Dercesine Eğitim Reformları Yapılmalıdır... Kontrolsüz Güç Güç Değildir Nerede Nerede Ben Nerde Yanlış Yaptım?.. Eğitimdeki Yapılandırma Sloganlara Değil Somut Adımlara Dayanmalıdır

Eğitimci Aybek: Kontrolsüz Güç Güç Değildir!

Eğitimci-Yazar Şahin Aybek: Eğitim Hareketi Engellenemez Dercesine Eğitim Reformları Yapılmalıdır... Kontrolsüz Güç Güç Değildir Nerede Nerede Ben Nerde Yanlış Yaptım?.. Eğitimdeki Yapılandırma Sloganlara Değil Somut Adımlara Dayanmalıdır

09 Ağustos 2017 Çarşamba 11:38
Eğitimci Aybek: Kontrolsüz Güç Güç Değildir!
                Eğitim Hareketi Engellenemez Dercesine Eğitim Reformları Yapılmalıdır

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, “İstiyoruz ki, evlatlarımızı bizden daha iyi yetiştirelim” dedi. Peki, nasıl bir eğitim kurgularsak, bakanın dediği gibi evlatlarımızı bizden daha iyi yetiştirebiliriz? Eğitimimizi nasıl yapılandırırsak evlatlarımız bizden daha iyi yetişir?  Çağın gereklerine uygun, toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek, insan odaklı, stratejik bir vizyonu olan , tüm toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılayan bir eğitim kurgulayarak evlatlarımızın bizden daha iyi yetişmesini sağlayabiliriz. Diğer türlü parça parça yapılacak iyileştirmeler bütünü görmemizi engelleyeceğinden, sistematik ve bütüncül bir değişimi engelleyecek ve eğitimde başarı yakalanamayacaktır. Eğitim hareketi engellenemez dercesine eğitim reformları yapılmalıdır. Ama bu eğitim reformları eğitimin tüm kesimlerinin katılımıyla, aklı ve bilimi merkeze alarak, gerekli ön araştırmalar yapılarak veriye dayalı olarak yapılmak zorundadır.  Diğer türlü uzun vadeli olmayan yanlış uygulamalar yaparsınız. Eğitim tarihinin de iyi bilinmemesi halinde aynı hatalara düşer düşer dururuz. Örneğin kredili sistem süreç içerisinde getirilmiş, kaldırılmış, sonra tekrar getirilmiş, tekrar kaldırılmıştır. Her şeyi darmadağın edip edip durmak değil reformdan kastımız. Eğer reformlar uzun vadeli stratejik vizyona dayanmıyorsa bu yıl yaptığınızı seneye kaldırırsınız, sonra tekrar getirirsiniz. Örneğin Yükseköğretim ve Dış İlişkiler Genel Müdürlükleri önce niye birleştirilmiş, sonra neden tekrar ayrılmıştır? Yani bakanlık birimlerinin görevlendirmelerinde bile sorunlar yaşıyoruz.

                                           Kontrolsüz Güç Güç Değildir

Yine bu bağlamda eğitim sistemimizin denetimi, kontrolü, daha iyiye gitmesi adına teftiş mekanizması önemli bir mekanizmadır. Keza kontrolsüz güç güç değildir. Müfettişler bakanlığın en eski çalışanlarıdır. Bu yapı;yani müfettişler önce eğitim denetmeni, maarif müfettişi vb. yapılıp sonra hepsi bakanlık müfettişine çevriliyor. Bu çabaların hepsi iyi niyetli olabilir. Ama sıkıntı şu ki; eğitime yön verenler eğitimin tarihini, felsefesini, yönetimini, psikolojisini, bilimini bilecek ki büyük fotoğrafı çekebilsin. Ormandaki bir ağacın ormana, ormanın bu ağaca etkilerini bilerek eğitim habitatının ekolojisini bozmadan gerekli reformları yapabilsin. Öğretim programı, öğretmen, öğrenci, eğitim yöneticisi vb. bütüncül bir yaklaşımla çağın gerektirdiği eğitim felsefesine dayandırılarak ele alınmak ve yapılandırılmak zorundadır. Tüm bunlar yapılırken eğitim tarihimizden gerekli dersler alınarak yapılmalıdır. Biz eğitim kökleri bin yıllara dayanan ülkeyiz. Medrese geleneğinden Enderun’a, Köy Enstitüleri’ne hepsi eğitim tarihimizin zenginlikleridir. Yani tüm değişimler kümülatif bir kültürel devamlılık, bütünlük içinde yapılmalıdır.

                                    Nerede Nerede Ben Nerde Yanlış Yaptım?

Eğitim sistemimizin yeniden yapılandırılmasında ama yapılandırmadan, yapılandırdıktan sonra değil, nerede nerede ben nerde yanlış yaptım diye sorulup hareket edilmelidir. Eğitim tarihinde liyakatin, aklın ve bilimin merkeze alınmaması durumunda  nelerin ve nasıl çöküşlerin yaşandığı iyi analiz edilmelidir. Ama ilk yapılacak işlerden biri, eğitimle ilgili bir problemimiz olduğunu kabul etmektir. Bunun için de özerk, kalbi bu ülke için atan tüm kesimlerin bir arada olduğu gerçek bir eğitim şurasıyla bu eğitim problemleri ontolojik olarak ortaya konmalıdır. Reform ve değişim en çok sana yakışıyor eğitim diyerek, göz bebeğimiz olması gereken eğitimimize yapılacak her türlü güzelleme caizdir. Bu güzellemelere de eğitimi birinci gündem maddemiz yaparak ulaşabiliriz. Tüm bunlar yapılırken önce insan denerek insan merkeze alınmalı; ekonomi, aile ve eğitim arasındaki denge de iyi kurulmalıdır. Eğitimde yapılacak bu reformlarda ve yapılandırmada her şeyin sadece bina ve derslikten ibaret olduğu düşünülmemelidir. Burada insanı merkeze almamızın nedeni, eğitim ve öğrenmenin  %30 öğretmen ve %50 öğrenci faktörüne bağlı olması;geriye kalanın ise diğer değişkenlerin toplamı olduğudur. Yani evlatlarımızı bizden daha iyi yetiştirebilmek için  niceliğe ve binalara değil; niteliğe, öğretmene, öğrenciye; insana yatırım yapılmalıdır. Bir ordunun en önemli gücü nitelikli insan gücüdür, bu nedenle irfan ordusu öğretmenlerin niteliği her şeyin önünde olmalıdır. Lüks okul binalarını taklit edebilirsiniz ama bir anda nitelikli olamazsınız. Eğitim yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz en üst düzeyde liyakate dayalı olmalıdır bu nedenle.

                      Eğitimdeki Yapılandırma Sloganlara Değil Somut Adımlara Dayanmalıdır

Eğitimle ilgili konuşan pek çok kesimin handikapı; slogan ve büyük başlıklar şeklinde konuşmalarıdır. Oysa ki evlatlarımızın Sayın Bakan’ın dediği gibi bizden daha iyi yetişeceği bir eğitim yapılanmasının, somut,adım adım ortaya konması gerekmektedir. Eğitimin bileşik kaplar gibi olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle eğitimin tüm kademeleri ve toplum hayatımız birbiriyle bağlantılıdır. Stratejik eğitim vizyonumuz yoksa bu geçişleri, etkileşimleri ve bağlantıları göremeyeceğimizden başarılı olamayız. Diğer taraftan eğitim bakanlarının siyasi olması vesilesiyle eğitimi çok iyi bilmeleri gerekmeyebilir. Bakanlar stratejik hedef belirlemek durumundadırlar. Ama eğitim bürokrasisi teknik olması yanıyla uzmanından üst düzey yöneticisine, danışmanına iyi eğitim bilmek zorundadır, başarılı bir eğitim yapılandırması için. MEB’in bu yönüyle doğru bir insan kaynakları politikasına ihtiyacı var. Torpilin olmadığı, bilginin güç sayıldığı, kralların değil kuralların olduğu, ilişkilerin değil iletişimin ön plana çıktığı bir insan kaynakları politikasına.

Bürokratik,stratejik ve pedagojik karar dengesini iyi koruyarak,ideolojilerden uzak-eleştiriye,-akla-bilime dayalı-bütüncül bir bakış açısıyla; insan odaklı, eğitim felsefelerine dayalı, siyaset-sendikalar-partiler üstü devlet politikası olan bir anlayışla, sistem bütünlüğünü  kaçırmadan bir eğitim yapılanmasına giderek evlatlarımızı İsmet Yılmaz’ın dediği gibi bizden daha iyi yetiştirebilirz. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

                                                                                                                                                        @sahin_aybek

                                                                                                                                                         Eğitimci Yazar

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner15

banner14