"Eğitimi YAP BOZ TAHTASINA döndürdünüz"

CHP'Lİ GÖKDAĞ, “ ‘BEN YAPTIM OLDU’ MANTIĞINDAN VAZ GEÇİN”... “ BU KADAR ÇOK ALDATILAN HÜKÜMET GÖRMEDİK”

"Eğitimi YAP BOZ TAHTASINA döndürdünüz"

CHP'Lİ GÖKDAĞ, “ ‘BEN YAPTIM OLDU’ MANTIĞINDAN VAZ GEÇİN”... “ BU KADAR ÇOK ALDATILAN HÜKÜMET GÖRMEDİK”

13 Ekim 2017 Cuma 11:31
"Eğitimi YAP BOZ TAHTASINA döndürdünüz"

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, “TBMM Genel Kurulu’nda İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı üzerine yaptığı konuşmasına, yasama yılının ülkemizi ve yurttaşlarımızın sorunlarına çözüm getiren, ülkemize huzur getiren, barışımızı, kardeşliğimizi ileri noktalara taşıyan, çağdaş demokrasi ilkelerini, hukuk devleti anlayışını, cumhuriyet değerlerini ülke yönetimine hakim kılan çalışmaların yapıldığı bir yasama yılı olması temennisiyle başlayan Gökdağ;”bizlerin, emeklisinden engellisine, atanamayan öğretmeninden işsizine, açlık sınırının altında asgari ücret alan işçisinden, büyük emekler vererek ürettiği ürünün karşılığını alamayan çiftçisine, vergi ve borç batağında kıvranan esnafından verilmiş sözlere rağmen bir türlü kadro sorunu çözülmeyen taşeronlara, yurt ve eğitim sorunu yaşayan öğrencilere kadar, kısaca toplumun tüm kesiminin sorunlarının çözüldüğü çözümler için çaba sarf etmek olduğunu hiç kimsenin unutmadan bu yasama yılının geçirilmesini yürekten diliyorum diyen Gökdağ, sözlerine şöyle devam etti; ”tek adam iradesine dayalı siyaset anlayışından, "Ben yaptım, oldu." mantığından vazgeçip, ortak aklı öne çıkaran anlayışla çalışılması gerektiği kuşkusuz tartışılmaz bir gerçektir. Bu tek adam iradesine dayalı keyfî yönetim anlayışınızın ülkemizi nasıl çıkmazlara soktuğunu, yurttaşlarımızı ne kadar sıkıntılarla baş başa bıraktığını hayatın her alanında açık ve net olarak görüyoruz, aslında herkes görüyor.” dedi. 
-HÜKÜMETİ ALDATAN ALDATANA
Gökdağ; “Eğitim konusundaki uyarılarımıza yanıt vermediniz, bildiğinizi okudunuz. On beş yılda 6 bakan değiştirdiniz, her bakan değişiminde eğitim sistemi değişti, yazboz tahtasına döndü. Bugün, öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin şaşkınlık içerisinde, Suriye politikası belirlenirken de önerilerimizi, uyarılarımızı dikkate almayıp kendi bildiğinizi okudunuz. Bu kendi bildiğinizi yapmanız hem Suriye'ye hem ülkemize hem de bölgeye ne kadar kötülük getirdiğini cümle âlem biliyor. Öyle bir hâle geldi ki, bu tek adam, hiç kimsenin önerisini dikkate almayan "Ben bildiğimi yaparım." Anlayışıyla ülkeyi yönetiyorsunuz. Öyle bir hâle geldiniz ki sizi kandıran kandırana, aldatan aldatana. Şöyle bakıyorum, kandırmayan, aldatmayan kalmamış; PKK aldatmış, Esad aldatmış, Salih Müslim aldatmış, Barzani aldatmış, Merkel aldatmış, Putin aldatmış, son günlerde görülüyor ki kendi belediye başkanlarınız da sizi aldatmış, bu aldatmaların ağır ve acı faturasını da gariban halk ödüyor. Şimdi herkesin eli yüreğinde, hepimizin eli yüreğinde Acaba kamuoyunun bilmediği daha ne kadar aldatma var ve bu aldatmaların faturası nasıl çıkacak, hepimiz elimiz yüreğimizde bekliyoruz” dedi. 
Görüşmekte olan iş mahkemeleri kanunu tasarısında da "Ben bildiğimi okurum." anlayışının hâkim olduğunu söyleyen Gökdağ;“işçi-işveren arasındaki çalışma ilişkisinde her iki tarafı da huzurlu kılacak anlayışların egemen olmasını sağlamak için de her iki tarafın gönül rahatlığıyla uzlaştığı metinlerin ortaya konması gerekir. Şimdi bakıyoruz, öyle mi bu tasarıda? Maalesef öyle değil. Bu yasa tasarısının omurgasını zorunlu arabuluculuk oluşturuyor. Komisyonda görüştük, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak uzlaştırıcı siyaset anlayışımız gereğince arabuluculuk sistemine karşı olmadığımızı ancak bunun zorunlu olmasını hem hukuken hem de fiilen doğru olmadığını söyledik. 3 büyük işçi sendikamız var. DİSK arabuluculuğun zorunlu hâle gelmesinin doğru olmadığını söylüyor, TÜRK-İŞ zorunlu arabuluculuğun doğru olmadığını söylüyor, HAK-İŞ zorunlu arabuluculuğun sakıncaları olduğunu söylüyor ama siz zorunlu arabuluculuk konusunda ısrar ediyorsunuz. Peki, o zaman sormak gerekmiyor mu? Siz bu yasayı kimin için çıkartıyorsunuz? Bu yasa tasarısı çalışma yaşamını düzenliyorsa -ki öyle- çalışma yaşamı da işçi-işveren olarak temel iki taraf olduğuna göre ve bu taraflardan biri yani işçi kesimini temsil eden sendikaların tamamı doğru olmadığını söylüyorsa siz ne yapmaya çalışıyorsunuz, kimin için yapmaya çalışıyorsunuz? Zorunlu arabuluculuk konusunda itirazlarımızı, soyut olarak değil, doğru olmadıklarına ilişkin somut gerekçelerle söylüyoruz” dedi.
⦁    ARABULUCU SİSTEMİ İŞÇİ HAKKINI GASP EDİYOR…
Zorunlu arabuluculuğun Anayasa'mızda hüküm altına alınan hak arama hürriyetine aykırı olması sebebiyle Anayasa'ya da aykırı olduğunu söyleyen Gökdağ; “Komisyon çalışmalarında, şu soruya hiç kimse yanıt veremedi: "İşçi ile işveren anlaşmazlık konusunda masaya oturduklarında işçi tam olarak hakkını bilebilecek mi? uzlaşma için masaya oturduğunda işçinin hakkının ne olduğunu tam olarak bilmesi gerekmiyor mu? Bilmediği hakkın nesini pazarlık konusu yapacak, neresinde uzlaşacak?" Bunu sorduğumuzda bu tasarıyı gündeme getirenler de dâhil olmak üzere Komisyondaki akademisyenler, arabulucu arkadaşlar, arabulucu dernekleri yanıt veremedi. Peki, nasıl olacak? İşçi bilmediği hakların pazarlığını nasıl yapacak? İşverenin bu konuda sıkıntısı yok, çünkü işveren ekonomik gücü nedeniyle gerek hukuki anlamda gerekse teknik anlamda her türlü desteği alacak ve masaya eşit olmayan koşullarda oturacak, zaten geçim zorluğu içerisinde olan işçi kardeşim âdeta koyun pazarlığıyla ne verilirse onu kabul edecek durumda olacak. İş kanunlarının zayıf ve güçsüz işçiyi, emekçiyi koruması temel ilkesi böyle bir yaklaşıma izin vermez ve vermemesi gerektiğini” söyledi. 
-YAPTIKLARI HER DÜZENLEME İŞÇİ ALEHİNE

AKP Hükûmetlerine dönüp baktığımızda hep emeğiyle geçinen işçi kesiminin aleyhine düzenlemeler yaptığını, bu yasa tasarısında da işçiyi, emekçiyi mağdur eden anlayışın devam ettiğini, açlık sınırının altında asgari ücret, hiçbir iş güvencesi olmayan taşeronluk sistemi, kiralık işçi yasası, işçinin kıdem tazminatında gözü olan Hükûmetin, bu yasada da işçi aleyhine düzenlemeler görmenin çok şaşırtıcı olmadığını belirten Gökdağ; Bu kötü koşullarda çalışma olanağını bulmuş işçiyi anlaşmazlık durumunda da işverenle eşit olmayacak şekilde masaya oturtacağız, bir de orada mağdur edeceksiniz. Ne istiyorsunuz gerçekten bu işçiden, emekçiden? Diyen Gökdağ, AKP Milletvekillerine seslenerek “ emekleriyle katma değerler yaratan, ülkenin millî gelirine ciddi katkı sunan işçinin, emekçinin insan onuruna yakışır, rahat bir huzurlu yaşam sürmesi için oturup hep birlikte arayış içinde olmamız gerekirken sizler bunun aksine iktidarınızca yapılan düzenlemelerle işçiyi canından bezdirecek hâle getiriyorsunuz ”dedi.
Gökdağ; “bu yasa tasarısı yapılırken iş davalarının süresi ve yargının pahalılığı gerekçe olarak gösterilmesi aslında bu, yargının acziyetini itiraf etmekten başka bir şey değil yani iş mahkemeleri uzun sürüyor, işçiye dönüp "İşçi kardeşim, bu davalar uzun sürer.", "Ee...", "Hem de bizim sistemimiz de adalet paralı ve pahalı, senin buna gücün yetmez; biz de buna bir çare bulamıyoruz.", "Ee, ne yapacağız?", "En iyisi, sana ne verirlerse kabul et, git başının çaresine bak." mı diyorsunuz? Evet, aynen öyle diyorsunuz. Bu, acizliğin ve işçi karşıtlığının ifadesi değil de nedir değerli arkadaşlar? Oysa hepimizin yapması gereken şu değil mi: Hızlı ve etkin bir yargıyı ülkenin huzuruna getirmek değil mi? Ve herkesin ulaşabileceği masrafta, pahalı olmayan bir yargıyı bu ülke insanlarının hak etmediğini mi düşünüyorsunuz? Oturup hepimizin, Adalet Bakanının, Komisyonun, herkesin hızlı, etkin ve masraf yönünden ucuz bir yargıyı bu ülkenin gündemine getirmemiz gerekir.” dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.