Muharrem İnce TEOG tartışmalarına nasıl bakıyor?

Muharrem İnce'den AKP'nin eğitim politikalarına sert eleştiri! CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Odatv'de kaleme aldığı yazısında AKP'nin eğitim politikalarını eleştirdi ve 'TEOG kaldırılmalı mı' tartışmalarını yorumladı...

Muharrem İnce TEOG tartışmalarına nasıl bakıyor?

Muharrem İnce'den AKP'nin eğitim politikalarına sert eleştiri! CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Odatv'de kaleme aldığı yazısında AKP'nin eğitim politikalarını eleştirdi ve 'TEOG kaldırılmalı mı' tartışmalarını yorumladı...

16 Eylül 2017 Cumartesi 21:31
Muharrem İnce TEOG tartışmalarına nasıl bakıyor?

İşte Muharrem İnce'nin Odatv'deki o değerlendidrme yazısı ve birbirinden çarpıcı tespitleri:

"Eğitim insana önce bilmediğini bilmeyi öğretir. Her insanın her konuyu bilmesi, bunu anlaması, yorumlaması ancak bilgisinin sınırlarıyla ilgilidir.

AKP Genel Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ın üzerinde en son konuşabileceği konulardan biri eğitim olmasına karşın bu konularda epeyce bir nutuk atmışlığı vardır. Kendisi icraatın başında olmasından dolayı son 15 beş yılın bütün uygulamaların, ortaya çıkan rezilliklerin, fotoğrafın sorumlusudur.

Biliyoruz ki kendisinin özet okuyarak öğrenme becerisi var. Birde önüne konulan, kulağına fısıldanan ile konuşabiliyor.

Ayrıca biliyorsunuz kendisi her konudan anlar, “Sosyolojiyi biliriz” lafı kendine aittir. Jinekoloji konusundaki uzmanlığına toplum olarak muhatap olmuşluğumuz vardır. Kendisinin “derelerin intikamı” konusundaki jeoloji bilgisi mutlaka hatırlanmalıdır. Malazgirt Zaferi konusundaki tarihi bilgisi, Kristof Colomb’un Küba’da gördüğü cami konusundaki açıklamaları, şimdiden biyografisinde hak ettiği yeri almış bulunuyor.

MERKEZİ SINAVLARI DOĞURAN NEDENLER

Türkiye’nin eğitim sistemindeki merkezi sınavlar, bu ülkede eğitimin yanlış yönetilmesinden, planlama ve yatırımlardaki yetersizliklerden kaynaklanmaktadır.

Bütün eğitimciler bilir ki ilk ve orta öğretimde en iyi okul, aileye en yakın okuldur.

Ne var ki Türkiye’de okullar arasında fiziki koşullar, donanım yani eğitim materyalleri, program, yönetim ve öğretmen niteliği bakımından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle velilerimiz, haklı olarak çocukları için daha iyi okulu, gelecekte çocuğunun başarısına katkı sağlayacağını düşündüğü eğitim programına sahip okulları tercih etmek için büyük arayışlara girmektedir.

Orta öğretimdeki merkezi sınavların arkasındaki temel neden, velilerin bu haklı talebini yönetme, buna hak ve hukuk gözeterek çare arama çabasıdır. Bu uygulama geçici olması gerekirken, sistemin kendisi haline gelerek çocuklarımızın geleceğini, dolayısıyla Türkiye’nin geleceğini çalan bir uygulama haline gelmiştir.

AKP hükümetleri bu uygulamanın kaldırılması için değil, daha fazla kökleşmesini sağlayan projeleri yürürlüğe koymuştur. Önce LGS, OKS yapılmış, dönemin bakanı bu ad değişikliğini kendilerinin en önemli projesi olarak tanıtmıştır. Daha sonra bu sınavın adı Seviye Belirleme Sınavı (SBS)’na dönüştürülmüştür. Bu değişimle çocukların sadece sınav başarılarının değil, okul başarılarının da değerlendirilmeye katılacağı, anın değil sürecin değerlendirilmeye katılacağı söylenmiştir.

Bu uygulama, okul başarısının etkisini arttırmak için okullar arasında notların şişirilmesi sonucunu doğurmuş, değişiklik yarardan çok zarara neden olmuştur. Ortaya çıkan bu tablo için bulunan çözüm, sınav sayısını çoğaltmak olmuştur. Sınav bir iken, üç olmuştur. Sonra tekrar bire indirilmiştir.

Bu değişiklik dünya eğitim tarihinde bir örneği görülmeyecek türden bir değişimdir. Çünkü bir şeyi aynı gerekçelerle getirip aynı gerekçelerle kaldırmak çok özel bir durumdur.

Bakıldı ki bu değişimler istenilen sonuçları vermiyor bunun yerine bulanan mucize çözüme TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) adını verdiler.

TEOG KALKMALI

Şimdi AKP Genel Başkanı, büyük eğitim uzmanı buyuruyor ki TEOG kaldırılmalıdır.

Elbette kaldırılmalıdır.

Bunun için şahsınızın talimatına, bilgeliğinizi konuşturmanıza gerek yoktur. Sadece işi ehline vermek gibi bir özelliği kazanın yeter. O zaman o insanlar gereğini yaparlar. Ne var ki bugüne kadar bunu yapmamışsın, yapmamak için her türlü direnişi, yeni yol ve yordamları denemeye devam ediyorsun.

Örneğin;

• 15 yılda üç defa müfredat değiştirmişsin,

• Okulları kendi ideolojine uygun kafalar yetiştirme yeri olarak biçimlendirmeye çalışmışsın,

• Öğretmenleri iş güvencesinden mahrum bırakmışsın,

• Onları sorgusuz sualsiz işinden etmiş, bu yeterli görmemiş sürgün etmişsin,

• Okullar arasında illa da imam hatip diye tutturmuşsun,

• Okul yatırımlarında yetersiz kalmışsın,

• İkili eğitimi kaldıramamışsın,

• Öğrencilerin taşımalı sisteme mahkûm etmişsin,

• Okul öncesi eğitimi önce zorunlu yapıp sonra zorunlu olmaktan çıkarmışsın,

• 4+4+4 gibi akıllara ziyan bir sistem icat etmişsin,

• Bilim yerine, kendisinin benimsediği saçmalıkları değerler adı altında okullara zorunlu kılmışsın,

• Atatürk düşmanlığında zirve yapmışsın,

• Laik eğitim anlayışından uzaklaştırmışsın,

• Okulların kamu kurumları olduğu bunun içinde herkesin olduğu ve hiç kimsenin olduğu ilkesini ortadan kaldırmışsın,

• Bu nedenle İmam-Hatiplerin okul olma özelliğini kaldırıp kendi anlayışının hizmetiçi eğitim kurumuna dönüştürmüşsün, ve burada okuyan çocuklara yapılabilecek en büyük kötülüğü yapmışsın,

• İnsanların tercih ettiği laik ve bilimsel eğitimi özel okullar aracılığıyla satın almak zorunda bırakmıxsın,

• Proje okullar adı altında, okullar arasında ayrım yapmışsın,

• Çocukları İmam-Hatip okullarını tercih etmeleri için zorlamayı resmi hale getirmişsin,

• Bu okullar için etrafındaki paralel yapılanmaları harekete geçirerek, burs adı altında rüşvet dağıtmaya başlamışsın, insanların yoksulluğunu, eğitimsizliğini kullanmayı marifet bilmişsin,

• Toplumu kutuplaştırmış, onların bir arada yaşama arzularını ortadan kaldırmışsın,

• Okul sonrası yaşamda daha iyi eğitimli olmanın daha fazla işsiz kalmak anlamına geldiği bir ekonomik modeli Türkiye’ye yerleştirmişsin,

Vs, vs, vs….

İşte bu nedenle TEOG kalksa da kalkmasa değişen hiçbir şey olmaz.

“TEOG kalkmalıdır” diye fetva veriyorsun, sonra da gerekçe olarak sadece kendi öğrencilik yıllarını gösteriyorsun.

Eh bu kadar olur.

Bak bu bilgeliğine yakışmamış…. Sen kitapların orta yerinden konuşmalıydın…

Senin “kalksın” demenle elbette emir erlerin TEOG’u kaldırmak için kolları sıvamışlardır, sıvamasına ama şimdi yerine ne koyacaklarını, ne tür bir cilalama yapacaklarını kara kara düşünüyorlardır.

Sizin gibi “bilge kralın” sözlerini yamaklar, boşluğa söylenmiş bir söze dönüştürmezler!

Dershaneler kalkacak demiştiniz, ne oldu kalktı mı? Adı değişti, hatta daha güçlendiler. Okul olmadıkları halde okul görevini üstlenen kurumlara dönüştüler.

Geçenlerde bilgeliğinle “yardımcı doçentlik” dünyanın neresinde var diye ortalığı yıkmıştınız.

Belli ki o sözlerinizin gerçeği yansıtmadığını, sessizce öğrendiniz görünen o ki emrinizi yatıya aldınız.

Sakın bu sözlerini, sakın yatıya almayın, takip ediniz.

SORUNLAR DEVAM EDİYOR

Yeni bir eğitim öğretim yılına başlıyoruz.

Ve sorunlarımız kaldığı yerden artarak devam ediyor.

Geçmişte hangi sorunlarımız var ise o sorunlar aynen yerinde duruyor. Ancak bu sorunların üstüne AKP iktidarının yarattığı, önceden var olmayan sorunlar da eklenmiş bulunuyor. Örneğin gerici, çağdışı müfredat, parti kadrosuna dönüştürülmüş Milli Eğitim Bakanlığı, seçmeli dersler, Sözleşmeli öğretmenlik ve bunun için yapılan sözde mülakat, bu iktidarın kendi başına yarattığı ve diğer sorunlarımıza ilave ettiği sorunlardan sadece bir kaçıdır.

BAŞARININ YOLU

Eğitim, kendi başına hiçbir şeydir.

Eğitim, içinde bulunduğu toplumun ekonomik, siyasi, kültürel yapısı içinde biçimlenir. Üstlendiği işlevleri onun içinde gerçekleştirir. Değiştirici ve dönüştürücü özelliklerini toplumsal yapının özelliklerine göre kazanır.

Toplumun tümünü bir eko sistem olarak kabul edersek eğitim bu eko sistemin kendi varlığını sürdürmesinin bir parçasıdır.

Eko sistemin ekonomi ayağı bozulmuş, kültürel boyutu toplumu bir arada tutan olmaktan çıkmış, parçalayan haline gelmişse, toplum gelecek kaygısı yaşıyorsa, hukuk, demokrasi, özgürlükler yerlerde sürünüyorsa, kısacası toplumsal değişim ideal biçimde yönetilemiyorsa, bütün okulları İmam hatipde yapsanız, Fen lisesi de yapsanız, dünyanın en iyi müfredatını nerede ise oradan alıp getirseniz, eğitimde başarılı olamazsınız.

Hele bu çağda, insanların bu kadar farklı bilgilenme, değer kazanma araçlarına sahip olduğu bir dönemde eğitim ile uğraşarak bir yere varamazsınız ama Türkiye’nin geleceğini çalarsınız.

Eğitimde başarıyı, okullarda, müfredatta, öğretmenlerde, eğitim araçlarında değil okullarında, öğrencilerinde, velilerinde içinde bulunduğu büyük tabloda ararsanız, ilk önemli adımı atmış olursunuz.

Gerisi laf-ı güzaftır..."

Yazının tamamı için tıklayınız!

Son Güncelleme: 18.09.2017 11:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.