banner9

 Ekonominin 2 temel ayağı vardır; gelirler ve giderler. Yani kaynakların vardır, o kaynaklardan gelir elde edersin. Bir de temel harcamaların vardır, gelirlerin bir bölümünü onlara harcarsın; elinde para kalıyorsa gelirin giderinden yüksek demektir; yani tasarruf edebileceğin ya da yatırım yapabileceğin bir miktar vardır. Bir aile bütçesi düşünün; aylık olarak geliri ile temel gideri arasındaki fark başka harcamalar için de artabiliyorsa ister tasarruf edip biriktirebilir, isterse daha fazla alışveriş yaparak onu harcar. Aslına bakarsanız bu ailenin para harcaması, ülke ekonomisinin canlanması açısından önemlidir; para döner, esnaf kazanır, otomobil satılır, vergiler ödenir vs. Yani o ailenin gelirini, temel harcamalarına kıt kanaat yetecek düzeyde tutarsanız, ekonomiyi canlandıramazsınız. Yapabilirsiniz ama borçlandırarak. Yani bankalardan krediler, kredi kartları verirsiniz; kendi parası varmış duygusuyla en yeni model cep telefonlarından ithal kaşar peynirlerine, hybrit otomobilden 3 katlı villaya kadar alışverişler yapılır. Ekonomi canlandı sanırsınız… Bankalar ödeme beklerler, yavaş yavaş sıkışıklıklar başlar; gelir aynı gelir bizim ailede. Sonra bildik senaryolar oynanır; takipler, icralar, satışlar; mutsuzlar ordusu yani. Bankalar emlâkçılığa, oto galericiliğine başlarlar mecburen; yok pahasına satılan evler arabalar, yeni kaynak arayışına çıkan aileler. Uzmanlardan yorumlar gelir; “ayağınızı yorganınıza göre uzatın” İnsanlar isyan eder; “İyi de bu yorgan zaten küçük, büzülüp yatsak da sığamıyoruz ki” Bankalar öne atılır; “Yeni krediler verelim, önceki mi? Onu yapılandırırız” Devlet araya girer hafiften; “Vatandaşı bankalara ezdirmeyiz; vadeler uzasın, faizleri de birazcık çekiverin canım” Tüketici dernekleri dosyaya boğulur. Araya tefeciler karışır;” ödeyemiyorsanız bizi arayın; borcunuzu öderiz, biraz fazla faizle ödersiniz; hele bir de ipotek edecek bir mülk falan varsa korkmayın” “Ekonominin 2 temel ayağı vardır; gelirler ve giderler. Yani kaynakların vardır, o kaynaklardan gelir elde edersin. Bir de temel harcamaların vardır, gelirlerin bir bölümünü onlara harcarsın” demiştik. Sorun, temel harcamalarına yetecek gelirinin olup olmadığı. Yıllarca konuşuldu; memur pazarda limon satabilir mi?  Geçinemiyorsa satabilir ama utanç verici olan onun onurunu, üzerine limon dizmek için tezgâha sermesine izin vermek; kimse bu tarafını konuşmadan sadece 657 üzerinden tartışmalar yapılır. Daha ilginci de, gidin şu alışveriş merkezlerine, kasanın yakınında 10 dakika gözlemleyin; insanların cüzdanlarında kaç kredi kartı var… Gelirinin 3 katı limitle sunulmuş birkaç kredi kartı. Gidin sorun bakalım bankalara; kredi kartı verilirken ne soruyorlar? Ödeme güçlüğüne düşenlerin hatalı oldukları açıkça belli de hırsızın hiç mi suçu yok? “Yahu ekonomi senin neyine; ekonomist değilsin, ekonomiden ne kadar anlarsın ki? İşte ülkemizin gerçeği; herkes her konuda yazıyor, konuşuyor…” diyeceksiniz. Haklısınız da, ben de hep eleştiririm; uzmanı değilseniz konuşmayın. Ama bütün gazetecilerin; uluslar arası ilişkiler uzmanı, bütün profesörlerin; iç ve dış siyasette bilgili, tüm TV sunucularının; sosyolog olduğu bir ülkede, biraz ekonomi konuşmuşum; çok mu? Zaten zor değil ki; ekonominin 2 temel ayağı var; gelirler, giderler…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol