banner9

“Soğan Depolarından Sonra Sıra Yaş Sebze ve Meyveye Geldi“

CHP Tarım Politikaları ve Tarım Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal’ın açıklaması şöyle:

“Soğan Depolarından Sonra Sıra Yaş Sebze ve Meyveye Geldi“

CHP Tarım Politikaları ve Tarım Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal’ın açıklaması şöyle:

12 Aralık 2018 Çarşamba 15:19
“Soğan Depolarından Sonra Sıra Yaş Sebze ve Meyveye Geldi“
DEVLET ZORUYLA FİYAT AYARI

 

Artan gıda fiyatlarını devlet zoru ile baskılama politikası son hız devam ediyor. Soğan depolarının ardından şimdi de yaş sebze-meyve depolarına baskın düzenleniyor.

Tarım ve Orman Bakanı, konuşmacı olduğu toplantıda kürsüden özel bankaları, çiftçiye ucuz kredi vermesi için tehdit ediyor.

Plansız programsız ithalat politikaları nedeniyle Et ve Süt Kurumunun (ESK) depoları et ile doldu. Üretici hayvanını kesime gönderemiyor çünkü depolarda yer kalmadı. Tarım Bakanı, özel bankaları tarım kredilerindeki faizi indirmek için tehdit edeceğine, ESK’ya talimat versin. Vatandaşa ucuz et sağlansın.

Ama tabii ki böyle bir talimat verilmeyecek. Çünkü amaç göz boyamak, çiftçinin ve vatandaşın çıkarını korumak değil.

 

Tarım Bakanı: Çiftçi Benim Danışmanım

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, geçen Cuma (7 Aralık 2018) günü memleketim Bursa’daydı. Karacabey Ziraat Odası’nın açılış törenine katılan Bakan, “Bizim tarım politikalarını yazarken danışmanlara ihtiyacımız yok. En büyük danışmanımız, köylümüz ve çiftçimiz” dedi.

Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı 2003 yılında 2,8 milyon iken, 2017’de 2,1 milyona düştü. 2002 yılında 4,5 milyar lira olan toplam çiftçi borcu ise 109 milyarı geçti.

Girdi fiyatları katlanarak büyüdü. Sadece mazotun litre fiyatı 2002 ile 2018 yılları arasında tam 6 kat artış gösterdi.

İlaç ve tohum fiyatları da farklı değil.

Bütün tarım ürünlerinde ithalata bağımlı hale geldik.

Örneğin, canlı hayvan ve et ithalatının başladığı 2010 yılından beri et ithalatına 7 milyar doların üzerinde para ödedik.

O zaman Sayın Bakana soralım; tarım ülkesi olan Türkiye’yi ithalat bağımlısı yapmayı çiftçi mi önerdi? Girdi fiyatlarını yüzde yüz arttırırken, ürün fiyatlarını sabit tutmayı çiftçi mi tavsiye etti? Ürettiği para etmesin ve borç batağına sürüklensin diye akıl verenler de çiftçiler miydi?

Tarımı bitiren bu politikaların akıl hocaları gerçekten çiftçiler midir?

 

Soğan İçin de İthalat Sopası

 

Soğan ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Hastalık ve rekolte düşüklüğü nedeniyle soğanın fiyatı artında hem üreticiler hem esnaf AKP yöneticileri, ‘artan enflasyonun günah keçisi’ yapılmış ve tehdit edilmişlerdi. Bununla da yetinilmemiş birçok depoya baskın düzenlenmişti.

Şimdi ise “gerekirse ithalat yaparız” denilerek üretici ve depo sahipleri tehdit ediliyor.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, geçen cumartesi günü (8 Aralık 2018) Anadolu Ajansına verdiği röportajda, "Bizim elimizde ticari enstrümanlarımız var, gerekirse bunun ithalatını da yaparız. Biz ithalatın önünü açmak istemediğimiz için serbest piyasa koşullarının oluşmasını bekliyoruz. Yoksa elimizde her türlü imkân var” diyerek gerekirse ithalat yapacaklarını söyledi.

 

İthalat Tarımı Bitiriyor

 

AKP iktidarları döneminde tarımsal ithalat birilerini ‘zenginleştirme’ aracı olarak kullanıldı. Bu durum tarım ülkesi olan Türkiye’nin üretim yapamaz hale getirdi. Bugün bir iki ürün dışında bütün tarım alanlarında üretimde geriye gidiyoruz.

Bu konuda birkaç örnek vermek gerekirse;

 

Tütün

 

Dünya Bankasının ve IMF’nin de dayatması ile 2002 yılında çıkarılan Tütün Yasası sonrası tütün üretimi ve ihracatı hızla düştü. Tütün Eksperleri Derneğinin hazırladığı 2018 Tütün Raporu’nda bu durum açıkça görülüyor. Rapora göre 4733 Sayılı Tütün Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra geçen 15 yılda tütün üretimi ve üretici sayısı hızla düştü. 2002 yılında 405 bin olan tütün üreticisi sayısı 2018 yılında yüzde 86 azalarak 56 bine düştü. Tütün üretimi ise aynı dönemde 159 bin 521 tondan yüzde 48 azalarak 82 bin 500 tona geriledi.

Bu gerileme ihracata da yansıdı. Bir zamanlar önemli bir ihracat kalemi olan tütün ihracatından çok daha fazlası ithal ediliyor. 2017 yılında 51 bin 028 ton tütün ihraç edilirken 99 bin 773 tona ithal edildi. Oysa 2006 yılında 127 bin 976 ton tütün ihraç eden Türkiye aynı yıl 66 bin 550 ton tütün ithal etmişti. Yani ihracat ithalatın iki katıydı.

Tütün ihracatından elde edilen gelir düştü.

İthalattaki artışla birlikte yerli tütün kullanım oranı da geriledi. 2003 yılında yerli tütün kullanım oranı yüzde 42 iken 2017 yılında yüzde 12’ye düştü.

 

Mercimek

 

Türkiye önemli bir mercimek ülkesi.  Türkiye, dünya mercimek üretiminde 3., üretim ve ekim alanları bakımından 3., dünya ithalatında 2. ve dünya mercimek ihracatında ise 3. sırada yer almaktadır.

 

Ancak diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi bu konuda da büyük bir gerileme yaşıyor. Mercimek ithalatı her yıl biraz daha artıyor.

 

2017 yılı verilerine göre Türkiye’de her yıl işlenen tarım alanlarının yaklaşık % 3,9’luk bölümünde baklagiller yetiştirilmektedir (TUİK, 2018). Türkiye’de üretimi yapılan 9 çeşit baklagilden en fazla yetiştirilenleri nohut, kuru fasulye ve mercimektir. TUİK verilerine göre 2017 yılı itibariyle, baklagiller, yaklaşık 7,9 milyon dekar alanda ekili olup, 1,16 milyon ton üretim gerçekleştirilmiştir. Toplam baklagil ekim alanının %36,7’sini mercimek ekim alanı oluştururken, toplam baklagil üretim miktarının ise %37,1’ini mercimek üretimi oluşturmaktadır.

Türkiye’de mercimek üretiminin %93’ünü kırmızı, %7’sini ise yeşil mercimek oluşturmaktadır. TUİK verilerine göre ekim alanları iller bazında incelendiğinde; kırmızı mercimek üretiminin ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapıldığı, yeşil mercimek üretiminin ise ağırlıklı olarak İç Anadolu bölgesinde yapıldığı görülmektedir.

Ülkemizde 2017 yılında kırmızı mercimek 2 milyon 693 bin dekar alanda ekilerek ortalama 148,53 kg/dekara verimle 400 bin ton verim elde edilmiştir.

Türkiye’de 2017 yılında kırmızı mercimek üretiminin %37’si 148 bin ton ile Diyarbakır’da, %32’si 127 bin ton ile Şanlıurfa’da, %13’ü ise 51 bin ton ile Mardin’de gerçekleşmiştir. Kırmızı mercimek üretim alanlarının %42’si Şanlıurfa’da iken, üretimin büyük bir kısmının %37 ile Diyarbakır’da yapıldığı görülmektedir.

Yeşil mercimek üretiminin %39’u 88 bin dekar ile Yozgat’ta, %13’ü 30 bin dekar ile Çorum’da, %10’u ise 23 bin dekar ile Konya’da yapılmaktadır.

2017 yılı TÜİK verilerine göre yeşil mercimek 232 bin da alanda ortalama 129,31 kg dekara verimle 30 bin ton hasat edilmiştir.

 

Mercimek İthalatı

 

Türkiye mercimek ithalatının %93’ünü kırmızı, %7’sini ise yeşil mercimek oluşturmaktadır. Kırmızı mercimek ithalatının 2013 yılında en düşük seviyede olduğu, 2014 yılında %57 oranında artarak 271 bin tona çıktığı ve bu artışın sonraki yıllarda devam ettiği görülmektedir.

2017 yılında ise 342 bin tona çıktığı ve bir önceki yıla göre %9 oranında arttığı görülmektedir. İthalat sırası ile Kanada (%57), Kazakistan (%18), Avustralya’dan (%17) yapılmaktadır. 2017 yılında Kanada’dan yapılan ithalatta %33 oranında azma görülürken, Kazakistan, Avustralya, Rusya Federasyonu gibi ülkelerden alınan mercimekle toplam ithalat yüzde %9 oranında arttı.

2017 ve 2018 yılı TÜİK geçici verilerine göre Kanada’dan yapılan kırmızı mercimek ithalatı azalmış ve ikame olarak Kazakistan yapılan mercimek ithalatı %1047 oranında artışla gerçekleşmiştir. 2018 yılı geçici verilerine göre 276.4 bin ton kırmızı mercimek ithalatı yapılmıştır.

Yeşil mercimek ithalatı ise 2016 yılında 2015 yılına göre %30 oranında bir düşüş olduğu görülmektedir. 2018 yılı TÜİK geçici verilerine göre 17 bin ton olarak gerçekleşmiştir. İthalatın büyük bir bölümü kırmızı mercimekte olduğu gibi %63 oranında Kanada’dan yapılmaktadır.

Kırmızı ve yeşil mercimek ithalatına 2018 yılı geçici verilerine göre 131 milyon 775 bin dolar para ödenmiştir.

 

Susam

 

Üretiminde gerileme yaşanan bir başka tarım ürünü ise susam.

Susam, Türkiye’de uzun yıllardır üretilmektedir. Bu bitki, 1990’lı yıllarda yağlı tohumlar ekim alanının önemli bir bölümünü oluştururken son yıllarda üretiminden hızlı bir şekilden vazgeçilmiştir. 1990-2017 yılları arasında susam ekim alanlarında %66.96, üretiminde %52.8 azalma meydana gelmiştir. 1990 yılında 848.190 dekardan 2017 yılına 280.316 dekara düşmüştür.

1990 yılında 39 bin ton üretim miktarı varken 2017 yılında yüzde 53’lük bir düşüşle 18,41 bin ton üretime gerçekleşmiştir.

Türkiye’de ilk susam ithalatı 1975 yılında yapılmış ve 1986 yılında kadar düzensiz olarak devam etmiştir. Bu yıllarda ihracat miktarı, ithalat miktarından fazla olmuştur. 1986 yılından sonra her yıl düzenli olarak ithalat yapılmış ve susam dış ticareti devamlı olarak açık vermiştir.

2002 yılında ithal edilen susamın ortalama fiyatı 0,47 dolar iken 2017 yılında 1,68 dolar, 2018 yılında geçici verilere göre 1,28 dolar civarında seyretmiştir. Son 15 yılda (2002-2017) susam alım fiyatında %357 artış yaşanmıştır.

Türkiye susam ithalatı 1990-2000 yılları arasında küçük dalgalanmalar göstermiş ve ortalama 27 bin ton civarında seyretmiştir. Ancak 2000 yılından sonra daha şiddetli dalgalanmalarla beraber hızlı bir şekilde artmış 2001-2006 yılları arasında ortalama 72 bin ton; 2007-2013 yılları arasında ise ortalama 100 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2014-2017 yılları arasında ortalama 130 bin ton gösterse de 2017 yılında 145 bin ton ithalat gerçekleştirilmiştir.

2018 yılı geçici verilerine göre ithalat 130 bin ton civarındadır.

Türkiye son birkaç yılda dikkat çekici bir şekilde düşüş gösteren susam üretimiyle ihtiyacının yarısını dahi karşılayamayacak düzeye gelmiştir.

Üretimdeki azalmayla beraber artan nüfusun talebi düşünüldüğünde susam ithalat miktarı ve döviz kaybı artacaktır. Bu durum dış ticaret açığının büyümesine sebep olacaktır.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.