Koskoca bir yıl daha geride kaldı. 
Çok zor bir yıl geçirdik. Her anımız acı ve gözyaşının dayanılmaz ağırlığıyla geçti. 

Neredeyse her gün bültenimize şehit haberiyle başladık. Daha annelerinin karnında çocuklarımız yetim kaldı. Akşam kız istemeye gidecekken, namussuz bir şarapnel ikiye böldü, iki yüreği. Ayakkabıları yırtık çocuklar uğurladı gencecik fidanları. 

Biz biliyorduk ki hayat en çok yoksulları vurur, ama öğrendik ki terörde öyle. 

Geride, yürek burkan hikayeler, acılar efsaneler...

Askerimiz sınırda, polisimiz içerde Terör örgütleriyle mücadele halinde.... 

Gazeteciler "hapiste"... Gazeteciler "işsiz" 

Ve yılın son günlerinde Ahmet Şık da sadece "gazetecilik" yaptığı için, kalemini korkusuzca kullandığı için TUTUKLANDI. İnanılır gibi değil. Gerekçe ne mi? Kendisinin bile bilmediği, "Torbadan Ne Çıkarsa Örgütü'nün Propagandasını yapmak"

Ahmet Şık cezaevine götürülürken, Çetin Altan'ın o meşhur sözünüde içine katarak,  "Hiç kimse sakın enseyi karartmasın! Bu güç ve iktidar da bunlara kalmayacak. Türkiye mutlaka aydınlığa çıkacak" dedi... 

Muhaliflere gözdağı ve baskı giderek artarken, 
İktidara yakın olanların kollanması, arka çıkılması, hatta ödüllendirilmesi de cabası. 

Düne kadar Feto'ya övgüler düzenler, bugün hayatlarının en ballı gazeteciliğini yapıyorlar. Ancak hayatlarının her döneminde fetoyü terörist olarak görenler içeri atılıyorlar.

İtaat edenin ihya olduğu, muhalif olanın hırpalandığı bir gazetecilik süreci yaşanıyor artık.

Hatırlayın ne dedi Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş; "Medya mensupları ayağını denk alsın" üstelik bu cümleyi bir gazetecinin sorusu üzerine söyledi...

Gelelim ekonomiye... Açlık sınırının altında kalan asgari ücret, durdurulamayan dolar, kepenk kapatan esnaf, ülkeden kaçan yatırımcılar, işsizlik, kapıdaki kriz ve bütün bunların beraberinde gelen boşanmalar, cinayetler, intiharlar, giderek artan kutuplaşmalar...

Evet yeni bir yıla giriyoruz. Peki bu tabloyu mu kutlayacağız? 

Elbette karalar bağlamayacağız, elbette içimize kapanmayacağız, elbette "enseyi karartmayacağız" ve asla ALIŞMAYACAĞIZ...

Herşeyi, herkesi sorgulayacağız. Biz bu girdaptan nasıl kurtuluruz diye düşüneceğiz. 
Çocuklarımızın geleceği için, toplumun huzuru için, Cumhuriyet için, medeniyet için, barış için ortak akılda buluşacağız...

Önümüzde değiştirilmek istenen bir anayasa var. O 18 maddenin her biri hepimizin çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini çalıyor. 

Bir an düşünün, meclis yok, bakanlar yok, başbakan yok, yargı yok, yasama yok, hak hukuk yok, özgürlük yok, cumhuriyet yok, Sadece bir kişi var ve bütün hayatınız o bir kişinin iki dudağı arasında! 

Şu sorunun cevabını  bilen herkes, bu dayatılan anayasa taslağının ne anlama geldiğini bilir.
Türkiye'yi kuran, kurtaran, önderimiz yüce Atatürk isteseydi bu yetkileri çok rahat alabilirdi. 
Atatürk'ün bile istemediği bu yetkileri, 
2016 yılında, bir kişiye verme anlayışı nasıl açıklanır? 

8 yaşındaki kızım karşımda dans ediyor şarkılar söylüyor. Bu satırları onu izlerken yazıyorum. 
Onların geleceği bizim elimizde. Aksi halde çocuklarımızda tarihimizde bizi affetmeyecek! 

Hadi 2016'da ne yaşadıysak, bütün acıları, bütün kavgaları, bütün dayatmaları burada bırakalım 2017'ye daha güçlü daha kararlı ve daha umutlu girelim...

Ve asla unutmayalım geldiğimiz noktada tek çıkış yolu Atatürk'tür. Atatürk ilkeleri ile Ortak akıl...

Yeni yılınız kutlu olsun...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Şaduman 5 ay önce

Kaleminize yüreğunize saglık hersene çoşku ule hazırlıklar yapar yeni yılı karsılamak için her sey yapardım lakin o ışık söndü neyi kutlayayım tecvüz taciz kadın ci ayetleri ssker sehitleri Atamıza yaoılan ihanetler .......daha saymakla bitmez yinede adetten yeni yıl ailenize ve size sağkık huzur dolu yarınlar getiesin