banner9

Joe Mondragon, küçük fasulye tarlasının suyunu nasıl sağlayacağını düşünürken, kazara açtığı bir kanaldan su gelince, sorunlarının çözüldüğünü zanneder.

Fakir insanların yaşadığı bu bölgedeki devasa proje, onlara kullanacak bir avuç su bırakmamıştı.

Bir inşaat projesi; yenilikçi dedikleri, doğaya başkaldırıp haykıran ve canavarca pençelerini toprağa geçiren devasa makinelerle kazanılmaya çalışılan “modern dünya” projelerinden biri.
ABD Milagro’da, fakir vadi sakinleri, Joe’nun yanlışlıkla açtığı küçük kanalın, yaşamlarında ne büyük bir değişim yaratacağını tahmin edememişlerdi.
Kocaman makinelerle Romalı komutanlar gibi şişinen inşaat çalışanları, fasulye fidelerine saldırınca olan olur Milagro’da; karşılarında küçük, cesur bir direnişçi grubu bulurlar. Haksızlığa karşı Joe’nun arkasında yer alırlar. Kocaman elleri ve üniformalarıyla inşaatçılar, beklemedikleri bu direnişle geri adım atarlar. Yöre insanları arasından yandaşları da vardır ve ikiye bölünür insanlar; güçlüden yana görünmek çıkarlara uygundur bazen. İşte bu yüzden, zor ve yarı aç günlerinin bu yenileşme ile biteceğine inananlar vahşi ve öğüten kapitalizmin yanında yer alırlar; geri kalanlar Joe’nun bir avuç gönüllü direnişçisi.
“Bazen küçük bir yanlış anlama, harika bir şeye neden olur” diye başlıyor film. “Milagro Fasulye Tarlası Savaşı” filminden söz ediyorum. Küçük, fakir bir vadi topluluğunun, yenileşme için parçalayan para babalarına karşı direnişini mizahi bir dille anlatıyor film. 1988 yapımı.

 

Makineler gelişmenin sembolü; aynı zamanda doyumsuzluğun, daha çoğunu istemenin simgesi. Sanayi devrimi sonrası; kirlilik, ucuz işçilik, sınıflı toplum kavramları giriyor kitaplara. Öncesinde de vardı elbette ucuz işçilik falan ama bu biraz daha kurallı- acımasız… 

Sanayileşmenin bu iki ucu “kirli” değnek özelliği, çıkmaza sokuyor toplum bilimcileri. “Ama olmasa bu bilgisayarlar, nasıl robotik üretim yaparız” Diye şikâyet etmez mi insanlar? Ya da seçimler öncesinde, siyaset bilimciler adayların bilimsel analizlerini, kamuoyu araştırmalarının şimşek hızıyla alınmış sonuçlarını analiz eden bilgisayar çıktılarıyla yapmıyor mu?
Zaman zaman şehrin kaldırımlarından, çöpünden şikayet ederken aslında onsuz yapamayacağımız endüstrileşme üzerine yorum yapmıyor muyuz?
Şimdi bir düşünün; biz mi teknolojinin peşinden koşuyoruz, yoksa o mu bizi önüne katmış, tozu toprağa katarak kovalıyor?

Vazgeçilmez akıllı telefonların kansere neden olup olmadığını, biriyle 30 dakika, telefon kulağımızda tartışıyoruz. “Boynunuzda düzleşme var, meslek hastalığı” diyen doktor, hastalar gittikten sonra gün batana kadar o günün dökümlerini
e postalarını çalışıyor bilgisayarında; boynunda bir ağrı, kapatıyor bilgisayarını, telefonundan halasının oğlunun gönderdiği videoyu izleyerek evine gidiyor.
Vazgeçilmezimiz, yeni sevgilimiz, iş ortağımız, her şeyimiz teknoloji, yatağımıza, mahremimize giren akıllı telefon kurşun olup, sülfür olup, elektromanyetik dalgalarla yağsa da tepemize; yeniliktir deyip, memnun mesut kabul ediyoruz.
ABD Milagro’da ne oldu peki sonra? 

Muhtemelen Mondragon'un torunu, fasulyeleri toplayıp boylarına ve renk tonlarına  göre ayıran hatta konuşan son model bir makine satın almıştır. Fasulye tarlası direnişinin kara mizahı, yenileşme-yok etme ironisi değil mi?
Direnmenin tarihi çok eski; hep bir şeylere şanlı direnişleri yazar tarih. Parası olup, teknolojiyi satın alabilen, genellikle galip gelmiş, kaybedene bir şeyler satmış; işte size trajikomik tekerrür.

ABD Milagro’da, fakir vadi sakinleri,
Joe’nun yanlışlıkla açtığı küçük kanalın, yaşamlarında ne büyük bir değişim yaratacağını tahmin edememişlerdi.

Bir de bugünü görselerdi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.