Sınır kentlerdeki klinikleri kim, nasıl kurdu?

Türkiye’deki 3 milyon Suriyeli'nin yüzde 91’i kamp dışında yaşıyor. 50 kayıtlı uluslararası örgüt sayesinde binlerce mülteci, her alanda Suriyelilerden hizmet alıyor, yine kendi aralarında sosyalleşiyor. İlk kez Hatay, Gaziantep ve Kilis’teki Suriyeli doktorların çalıştığı kliniklere girildi, kuaförleri ve fiziksel rehabilitasyon, beslenme, sağlık merkezleri görüntülendi.

Sınır kentlerdeki klinikleri kim, nasıl kurdu?

Türkiye’deki 3 milyon Suriyeli'nin yüzde 91’i kamp dışında yaşıyor. 50 kayıtlı uluslararası örgüt sayesinde binlerce mülteci, her alanda Suriyelilerden hizmet alıyor, yine kendi aralarında sosyalleşiyor. İlk kez Hatay, Gaziantep ve Kilis’teki Suriyeli doktorların çalıştığı kliniklere girildi, kuaförleri ve fiziksel rehabilitasyon, beslenme, sağlık merkezleri görüntülendi.

06 Mart 2017 Pazartesi 10:40
Sınır kentlerdeki klinikleri kim, nasıl kurdu?

 Hürriyet'ten Zeynep Bilgenhan'ın izlenim haberi şöyle:

Türkiye'de çalışan ilk uluslararası sivil toplum kuruluşlarından International Medical Corps (IMC) beş yıldır Ankara, Hatay, Gaziantep, Kilis ve Urfa’da sağlık, fiziksel rehabilitasyon, beslenme, sağlık hizmetlerine erişim, psikososyal destek, çocukların korunması ve kadınlar üzerine çalışıyor.

Sınır kentlerinde işlettikleri dokuz ücretsiz klinikten ayda 32 bin 500 mülteci faydalanıyor. Suriyeliler, devlet hastanelerinde de ücretsiz hizmet alabiliyor ama dil sorunu nedeniyle kendi sağlık ocaklarını tercih ediyor. IMC’nin Reyhanlı’da ziyaret ettiğimiz kliniği 2012’de açıldı. Son bir yıldır ruhsatlı. Sorumlu Türk doktor haftada bir teftişe geliyor. Kimlikli Suriyeliler dışındakilere hizmet vermeleri yasak. Günde 400’e yakın hasta geliyor. Yedi doktor çalışıyor. IMC’den Nihat Varan, "Diplomasını alamayan doktorlara pratisyen hekim muamelesi yapmak zorunda kalıyoruz" diyor. Beyan edilen diplomaları önce geçici Suriye hükümeti onaylıyor. Ardından Sağlık Bakanlığı inceliyor. Reyhanlı’daki doktorların çoğu İdlib, Halep, Hama ve Humus’tan geliyor. Pratisyen Muhammed Hussein Tellavi, Humus’ta 34 yıl çalışıp emekli olduktan sonra şimdi ayda 950 dolar kazanıyor. Göz doktoru Hafez el Selah, "IŞİD işgal etmeden Deyrizor’da yaşıyordum. Başımı kaşıyamazdım. Ameliyat yapmayı özledim” diyor.

Evlilik yaşı 19'a çıktı

Her ünitede bir hemşire var. Meise, mesleğini yapabildiği için kendini şanslı hissediyor. Gaziantep’te tek ruhsatlı klinik Nizip’te. Sorumlu Türk doktor Ziya Alkord, "Suriyeliler kendi doktorlarına daha çok güveniyor. Eczanemiz ücretsiz. Travma sonrası stres bozukluğu, kadınlarda cinsel istismar ve şiddet mağduriyeti yaygın. Evlilik yaşını 12’den 19’a çıkarmayı başardık" diyor.

Sokakta oynarken bomba

IMC'nin rehabilitasyon merkezlerinde savaşta yaralananlara destek olunuyor. Bir klinikte, Şam’da sokakta oyun oynarken bomba sonucu bir bacağını kaybetmiş küçük bir kızla karşılaşıyoruz. Yeniden ayakta durmayı öğreniyor. Mobil ekiplerle ayda 3 bin 550 engelliye fiziksel rehabilitasyon desteği veriliyor. Ev ziyaretlerinde savaş mağduru hastalara yine savaş mağduru Suriyeli görevliler destek oluyor. Fiziksel yaralar tedavi edilmeye çalışılırken duygusal olarak da dertleşiyorlar.

Çalışan kadın 2. eş olmuyor

Sivil toplum kuruluşu IMC’nin desteklediği kadın merkezleri de var. Yalnız Kilis’te ayda 2 bin kadın bu hizmetlerden faydalanıyor. Neler yapıldığını görmek için Karemaat İzzetli Kadınlar Derneği’ni ziyaret ettik. Kurucusu Najlaa Sheekh anlatıyor:
"Burada eşi, oğlu, babası, kardeşi ölmüş veya yaralanmış çok kadın var. Önce evlerde toplanıp dertleşiyorduk. Sayımız 45’i bulunca burayı kurduk."

Merkezde kadınlara kuaförlük, makyaj, dikiş, sanat ve dil eğitimleri veriliyor. Katılımcılar, "Suriye’de okullarımızı bitirip doktor, öğretmen, mühendis olacaktık. Burada sıfırdan başladık. Kuaförlükle ailemizi geçindiriyoruz. Kendi salonumuzu açmak istiyoruz" diye anlatıyor. Güvenli ülkede yaşamaktan mutlular. Vatandaşlığı çok istiyorlar. Bölgedeki ‘ikinci eş’ sorunuyla ilgili iki farklı görüş alıyorum. Bir kısmı "Suriye’de hem kültürümüzde hem yasalarda var. Ayrıca ikinci eş olan kadınlar mutlu" derken, diğerleri "Artık Türkiye’deyiz. Burada yasak" diyor. Çalışan kadınlar, gelir sahibi oldukları için ikinci eşe karşı.

"Avrupa'da mutsuzlar"

Türkiye yüzlerce Suriyeli derneğe de ev sahipliği yapıyor. Bunlardan Watan, 2012’den beri eğitim için çalışıyor ve en ‘kırılgan’ Suriyelilere yardım ediyor. Kurucusu Iyad Agha anlatıyor: “Suriyeli nüfusun yüzde 40’ı yardıma ihtiyaç duyuyor. Diğer yüzde 40 artık kendi ayakları üzerinde duruyor. Dükkânının kapısına Arapçayla birlikte Türkçe tabela asanlar daha başarılı oldu. Kalan yüzde 20 ise yatırımcılar ve STK’larda çalışanlar. Suriye’de kurumsal şirketlerde çalışanlar çareleri olmadığından yardım sektörüne girdi. Hem hemşerilerine yardım ediyor hem de beceri kazanıyorlar.” Agha, artık entegrasyon istediklerine dikkat çekiyor: “Avrupa’ya gidenler mutsuz. Buradakilerin yüzde 90’ı Suriye’ye geri dönemeyecek. Türkiye’ye uzun vadeli bakıyoruz.”

İnsani yardımda Türkler öne çıkacak

İngiltere merkezli Save The Children örgütü üç yıldır Türkiye’de. Direktörü Nick Finney, “Güçlü altyapı olduğundan daha önce ihtiyaç duyulmadı. Ancak Suriye krizinden sonra bu değişti” diyor. Suriyelilerin entegrasyonu için bu yıl 20 milyon dolar harcayacaklar. Finney bölgede 30 bin kişiye dokunduklarını anlatıyor: “Dil ve mesleki eğitimle birlikte psikolojik destek veriyoruz. Çalışanlarımızın yüzde 95’i Türkiye vatandaşı. Bundan sonra dünyanın neresinde kriz olursa, orada Türk insani yardım çalışanları da olacak.”

Şimdi kalkınma zamanı

Türkiye’ye en büyük göç hareketleri 2012’de başladı. IMC’nin Türkiye Operasyonları Direktörü Serdar Dinler artık acil yardım değil kalkınma zamanı olduğunu söylüyor: “Halk ev sahipliği gösterdi. AFAD ve Kızılay çok profesyoneldi. Kriz yönetimi konusunda uluslararası örgütlerle tecrübe değişimi yapıldı. Acil durum süreci geçti. Şimdi entegrasyon ve kalkınmaya, ümit vermeye ihtiyaç var.”  

Son Güncelleme: 06.03.2017 10:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.