banner9

ABD’nin 2004 yılında Başkan Bush ile vizyona koyduğu “Büyük Ortadoğu Projesi”, Sivil Demokratik İslam’a dayanan ve bölgedeki politik oyuncuları değiştirmeyi amaçlayan bir projeydi. Demokratik İslam’a uygun olduğu için Türkiye’yi rol model alan bu proje aslında ülkemizdeki Kemalizm’i ve ulusalcılığı, laikliği de aşındırmayı amaçlıyordu! Proje, Ilımlı İslam’ı sağlamak bir yana radikal İslam’ı hortlattı! Arap Baharı adı altında başlayan özgürlük ve demokrasi talepleri Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Irak ve Suriye’de radikal İslamcılara büyük güç kazandırdı. Müslüman Kardeşler hareketi güçlenirken, özgürlük ve demokrasi talepleri, güçlenen radikal İslam tarafından boğuldu. Tabii Radikal İslam’ın güçlenmesinde Körfez ülkelerinin cihatçı gruplara verdiği destek de çok büyük boyuttadır. Özellikle Suriye’ye giden cihatçı grupların başka ülke menşeli olması, sorunun belkemiğini oluşturuyor. ABD ve Avrupa’nın da büyük vebal altında olduğu bu gelişmeler, Ortadoğu’yu iç savaşlara mahkûm ederken, ortaya çıkan kargaşa ortamında IŞİD benzeri köktendinci girişimler büyük ivme kazandı. Suriye’deki iç savaş sonrasında toplamda 12 milyon Suriyeli yerinden edilmiş durumda. Bunların 4 milyonu mülteci statüsünde komşu ülkelerde yaşıyor. Bunun 3 milyonu sadece Türkiye’de barınıyor. Türk bütçesinden bu sığınmacıların sağlık, eğitim, barınma harcamaları için akan para da 10 milyar doları aştı. AKP iktidarının açık kapı politikası, Türkiye’nin sınırlarını da yolgeçen hanına çevirirken, sığınmacı görüntüsünde binlerce teröristin Irak ve Suriye sınırından Türkiye’ye elini kolunu sallayarak geçmesini de beraberinde getirdi. 2011 öncesinde Fas, Suriye, Irak başta olmak üzere birçok ülke vatandaşına vizeyi kaldıran AKP iktidarı, son dönemde Türkiye’yi Avrupa’ya gitmek isteyen göçmenler açısından transit ülke haline getirdi. Türkiye’ye kolayca giren göçmenler ve sığınmacılar Batıya geçmek için Ege sahillerini kullanarak, Yunan adalarına yönelmiştir.  Düşünün Ekim 2015 yılında Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçişler günde 7 bin sığınmacıya ulaşmıştır. Schengen Bölgesi bundan çok fazla etkilenince AB birinci gündem maddesini “göçmen sorunu” olarak belirlemiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği rakamlara göre, 2015 yılında 1 milyona yakın düzensiz göçmen Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine geçiş yapmıştır. AKP’nin AB ile 16 Aralık 2013 tarihinde imzaladığı Geri Kabul Anlaşması’nın Türk ulusal çıkarlarına aykırı olduğu kesindir.  Bu anlaşmanın revize edilerek, Göç Eylem Planı hazırlanmasında maestroluk görevi üstlenen Almanya Başbakanı Şansöylye Angela MerkelCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm kişisel taleplerine olumlu yanıt vermiştir. Yani Türkiye’nin ulusal çıkarları, Erdoğan’ın kişisel arzularına kurban edilmiştir. Alman komedyen Jan Böhmermann'a Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yazdığı şiir nedeniyle açılan soruşturma, aslında AB sınırlarını güvenceye almak için herşeyin mübah sayılmasından başka bir şey değil! Son 6 ayda sayısız kez Türkiye’ye gelen Merkel, Göçmen Eylem Planı’nın bir an önce devreye girmesi için maalesef AKP’nin basın ve fikir özgürlüğü, insan hakları konusundaki kötü sicilini görmezden geldi. Merkel; Erdoğan’ın egosunu cilalayarak, tüm taleplerine olumlu yanıt verdi! Türkiye’deki Suriyelilerin bakımı için AB’den 6 milyar Euro istenerek, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından bunun “Kayseri Pazarlığı” şeklinde övülmesi ise ana muhalefet partisi olan CHP olarak bizi muazzam ölçüde rahatsız etti.  Anlaşmanın bizi üzen diğer yanı ise AKP’nin, Türkiye’ye  verileceği taahhüt edilen 6 milyar Euro konusunda AB’nin oyununa gelmesidir! AB, ilk aşamada vereceği 3 milyar Euro için Suriyelilere dönük projeler üretilmesini şart koşarak, ipe un sermiştir! Bu oyunu yeni idrak eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Sıkıntı var. AB proje karşılığı para vermeye kalkarsa, Suriyeliler ne olacak” diye feryat etmeye başladı. Özetle, AB’den Türkiye’ye iade edilecek yeni göçmenlerle, Türkiye’nin üstleneceği mali yük inanılmaz boyutta artacaktır! Buna karşın AB’den 6 milyar Euro’nun, nasıl ve ne zaman geleceği tam bir bilmecedir! Göç mutabakatından oldukça karlı çıkan AB, kendi sınırları ve bünyesi açısından güvenliğini teminat altına aldı. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Ekim ayında Türkiye’den Yunan adalarına günde 7 bine yakın mülteci giderken, anlaşmadan sonra bu sayı günde 93 mülteciye düştü! AKP’nin Türkiye iç kamuoyu için ortaya koyduğu 1’e 1 Programı’nın da AB’nin başka bir oyununa kurban olduğu anlaşılıyor. AB, sınırlarına kabul edeceği mülteci sayısında 72 bin kotası koydu. Yani 72 binden fazla mülteciyi AB’ye almayacak. İşte konunun bam teli de burada kopuyor! AB, 72 bin kotasını doldurunca biz ne yapacağız? Yunan adalarından şu ana kadar 325 göçmen Türkiye’ye gönderilirken, Türkiye sadece 104 mülteciyi AB ülkelerine yerleştirmiştir! Anlaşılan o ki AKP hükümeti, kamuoyunu yanıltmak için yeni oyun planlarını devreye sokacak!    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.