OECD raporları, yapılan küresel eğitim araştırmalarında Türkiye’yi 76 ülke içinde 41. Sırada gösteriyor. Yani ilk % 50 diliminin altında; yani hangi sistem değişikliği yapılırsa yapılsın içerik yetersiz; yani, ülke refahında temel gösterge ve başlangıç kabul edilen temel bilimlerde üst sıralara çıkamadığınız sürece bu listelerde alt sıralarda kalırsınız. Üst sıraları Uzakdoğu ülkeleri ele geçirmiş; Singapur, Güney Kore, Japonya gibi…           Finlandiya 7. Sırada ve ardında birkaç kuzey ülkesi var. 60’lı yıllarda bölünme ve yıkım yaşayan Vietnam 12. Sırada... OECD ortalamalarında öğrenci başına harcanan para 10.000 USD iken Türkiye’de 3.500 USD. Bardağın dolu tarafından bakarsak sıralamada bizim altımızda 35 ülke var. Geçenlerde birisi şöyle bir şey paylaşmış sosyal medyada; “Bardağın boş tarafına bakıp karamsar olacağına, içindeki suyu daha küçük bir bardağa boşalt ve mızmızlanmayı kes” Galiba biz de “Büyüme” “Gelişme” gibi kavramlarda böyle yapıyoruz. Eğitimin ne olduğu ya da ne olmadığı üzerine saatlerce tartışabilirsiniz. Gerçek tartışma eğitimin varlığı üzerine olandır. Biraz karışık görünebilir ama değil; eğer düzenleyen bir kurum varsa o kurumun neyi düzenlediğini iddia ettiğine bakmakta yarar var. Tabelası olan bir kurum yeterli değil. Örgün eğitimde tartışılan konu; Finlandiya modeli mi olsun, yoksa başka bir model mi bulalım? Yani sıfırdan ele alıp, sil baştan “Okullar” ve “İçerik” mi oluşturalım? Yani bu, “Eğitim var mıydı? Tartışması mı? 40'lı yıllarda uygulanan Köy Enstitüleri bazılarına göre başarısız! Olmuş ve paldır küldür kapatılmış. Sonra tabela kurumu bildiği gibi uygulamış "Eğitim hakkı "nı. Yani Anayasa'da yazan bir vatandaşlık hakkını... 93 yaşındaki devlet, her yıl yeni sınav sistemleri deneyerek; "Acaba bir de şunu mu denesek? Yok, bu da olmadı, okullarda değişiklik yapsak; meselâ 12+5+4 yapsak..." gibi parlak fikirler üretiyor. Henüz bunu söyleyen olmadı; işin mizahi tarafı elbette. Zamanında, II. Meşrutiyet döneminde iki defa Maarif Nezareti görevine getirilen Emrullah Efendi de şaka amacıyla “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” demiş. Yukarıda bahsettiğimiz; "Eğitimin ne olduğu ya da olmadığı" konusu Emrullah Efendi’nin sözleriyle tartışılamaz elbette ama bunu söyleten zorlukları düşündürüyor insana.  Şimdi diyeceksiniz ki; “Bu kadar kocaman sorunlarımız varken, sen de eğitime takmışsın…” Bu kocaman sorunlarda eğitilmemiş ya da yanlış eğitilmiş insanlar taşıyıcı kolonlar değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.