Artan AŞI KARŞITLIĞI için Meclis Araştırması istedi

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, toplumda giderek artan aşı karşıtlığı sorununa ilişkin Meclis Araştırma Önergesi verdi... Dora'nın önergesi ve gerekçesi şöyle:

Artan AŞI KARŞITLIĞI için Meclis Araştırması istedi

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, toplumda giderek artan aşı karşıtlığı sorununa ilişkin Meclis Araştırma Önergesi verdi... Dora'nın önergesi ve gerekçesi şöyle:

13 Şubat 2018 Salı 12:58
Artan AŞI KARŞITLIĞI için Meclis Araştırması istedi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye’de aşıyla önlenebilen hastalıklar temelinde aşılama oranlarının istenilen düzeye ulaşamaması ve toplumda giderek artan aşı karşıtlığı sorununun çeşitli boyutlarıyla ele alınarak incelenmesi ve bu konuda alınması gereken önlemlerin ortaya konulması gayesiyle Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

Enfeksiyon hastalıkları önlenebilir hastalıklardır. Aşılama, enfeksiyon hastalıklarından korunmada en başta gelen önlemlerden biridir. Aşılama ile difteri, tetanoz,boğmaca, kızamık, kızamıkçık, meninkokoksaik menenjit, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, pnömokoksik pnömoni, influenza , tetanoz ve kuduz dahil olmak üzere bir çok hastalığı kontrol etmek mümkündür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun 2017 yılı verilerine göre, Türkiye’de pek çok aşı için aşılama oranları yüzde 90’ın altında seyretmektedir. Bu oran, ülkemizde özellikle bazı bölgeler için daha da düşmüş durumdadır. Türkiye’de 2013 yılında patlak veren ve yaklaşık 8.000 vakaya ulaşan kızamık salgınının nedeni aşılama oranının düşüklüğüydü. Bugün aynı sorun diğer Avrupa ülkelerinde de görülmektedir.

Kızamık aşılamasına yeterince önem vermeyen Avrupa ülkelerinde son yıllarda kızamık salgınları yaşanmaktadır. Örneğin Kasım 2016 ile Aralık 2017 arasındaki bir yıl içinde Romanya’da 7.977, Almanya’da 904, İtalya’da 4.854 kızamık vakası görülmüştür. Yunanistan’da ise 2017 yılı ortasında başlayan kızamık salgınının 690 vakaya ulaştığı ve aralık ayı sonu itibariyle halen devam ettiği bilinmektedir. Avrupa ülkelerindeki vakaların yüzde 87’sinin aşısız ve yüzde 45’inin ise 15 yaş altındaki çocuklar olduğu ortaya çıkmıştır. Oysa kızamık yok edilebilen ancak bunun için en az yüzde 95 aşılama oranı gereken bir hastalıktır. Bu durum aşılamanın ne denli önemli olduğuna işaret etmektedir.

Son dönemlerde Türkiye’de aşı karşıtlığının yükselmesi, zaten yetersiz olan aşılama ve bağışıklık oranlarını daha da aşağı çekecek bir faktör olarak hızla devreye girmektedir. Çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken, 2016’da bu rakam 10 bini aşmıştır. Aşı karşıtlığının, değişik nedenlerle aşılanamayan çocuk oranını (pek çok aşı için yüzde 15 kadar) daha da artıracağı tahmin edilmektedir. Çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden aile sayısının vardığı boyut, oldukça düşündürücü ve bir o kadar da kaygı vericidir.

Yaşadığımız toplumda aşı karşıtlığı söylemine bağlı pratiğin bu hızda yayılmaya devam etmesi; bilinçli olarak aşılatılmayan çocukların ilgili hastalıkları ve o hastalıkların komplikasyonlarını yakın gelecekte yaşayacakları anlamına gelmektedir. Bu bağlamda aşılatılmayan çocukların yaşamını yitirmesi ve toplumsal bağışıklık oranının düşmesine bağlı olarak da düzenli salgınların yaşanması olasıdır. Ayrıca, bütün bu sorunların ortaya çıkaracağı ekonomik yükü de dikkate almak gerektiği aşikârdır.

Aşı yaptırmamak bireysel özgürlükler alanına dahil edilebilecek bir karar değildir. Daha 1930 yılında yayımlanan ve günümüzde hâlâ yürürlükte olan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu o günün çiçek hastalığı gibi kimi hastalıkları için aşıyı zorunlu tutmuştur. Aslında aşı için herhangi bir kanuni düzenlemeye gerek olmaması gerekir, ancak eğer ortada hukuki bir boşluk olduğu iddia ediliyorsa, aşıyla önlenebilen bütün hastalıklar için aşıyı zorunlu hale getiren bir mevzuatın uygulamaya konulması hususu, vakit kaybedilmeden gündeme alınmalıdır.

Türkiye'de aşılama oranları yüzde 90'ların altında seyretmektedir. Bu durum istatistiki bir bilgiden ziyade toplumsal bir felakete dönüşmek üzeredir. Türkiye’de aşıyla önlenebilen hastalıklar temelinde aşılama oranlarının istenilen düzeye ulaşamamasının altındaki nedenlerin araştırılarak, toplumda giderek artan aşı karşıtlığı olguna yönelik alınabilecek önlemlerin ivedilikle ortaya konulması gerekmektedir.  

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması elzemdir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner15

banner14