Balbay: “EĞİTİM YILI sorunlarla başlıyor!"

CHP İzmir milletvekili ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi Mustafa Ali Balbay 2017 – 2018 eğitim öğretim yılının sorunlarla başladığını söyledi. Balbay şu değerlendirme yaptığı başlıklar şöyle:

Balbay: “EĞİTİM YILI sorunlarla başlıyor!"

CHP İzmir milletvekili ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi Mustafa Ali Balbay 2017 – 2018 eğitim öğretim yılının sorunlarla başladığını söyledi. Balbay şu değerlendirme yaptığı başlıklar şöyle:

15 Eylül 2017 Cuma 11:34
Balbay: “EĞİTİM YILI sorunlarla başlıyor!"

BALBAY: “EĞİTİM YILI SORUNLARLA BAŞLIYOR”
 ÇOCUKLARIMIZ YİNE KARANLIKTA
 SERVİS GÜVENLİĞİ YOK
 MÜFREDAT DEĞİL MAHVET-AT
 ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER
 SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN
 ÜCRETLİ ÖĞRETMEN
 TAŞIMALI EĞİTİM
 TEOG MAĞDURLARI
 BARINMA – YURT
 BESLENME – KANTİN
 EĞİTİMDE TARİKAT – CEMAAT – VAKIFLAR
CHP İzmir milletvekili ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi Mustafa Ali Balbay
2017 – 2018 eğitim öğretim yılının sorunlarla başladığını söyledi.
Balbay şu değerlendirmeyi yaptı:
“Okula gidiş geliş saatlerinden servis güvenliğine, müfredat tartışmalarından ders kitaplarının
yetişip yetişmeyeceğine, TEOG’dan öğretmen sorunlarına, barınma ve yurt sorunundan okullarda
kantin ve yemekhanelere kadar pek çok sorunla yeni eğitim öğretim dönemi başlıyor.
Bu sorun yumağı içinde eğitim öğretime başlayan öğrencilerimize, öğretmenlerimize, veli ve tüm
eğitim paydaşlarına başarılı bir eğitim yılı diliyorum. Bakanlığın içinde bulunduğumuz sorunların bir
an evvel çözümü için eğitimcilerle, sendikalarla uyumlu bir çalışma yürütmesini diliyorum.”
Balbay yeni döneme ilişkin sorunları şöyle sıraladı:

ÇOCUKLARIMIZ YİNE KARANLIKTA

Geçen yıl hükümet “gün ışığından daha fazla yararlanmak ve enerji tasarrufu sağlamak adına”
aldığı karar ile yaz saati uygulamasına gitti. Görüldü ki beklenen tasarruf sağlanmadı. Bunu Elektrik
Mühendisleri Odası da açıkladı. Bu yıl yine aynı uygulamaya devam edileceği anlaşılmakta. Bunu
kabul etmek mümkün değil. Bakanlık ısrarın arkasında yatan gerçeği kamuoyu ile paylaşmalı.
Uygulamanın öğrencileri can güvenliği başta olmak üzere, sağlık ve bedensel gelişimleri ile eğitim
öğretimdeki başarıları açısından da olumsuz etkilerken, hükümet bu uygulamadan neden vaz
geçmiyor? Bakanlık topu valilere atmadan, parçalı değil genel çözüm üretmeli.
SERVİS GÜVENLİĞİ YOK
İzmir – Çiğli’de 3 yaşında bir çocuğumuzun uyuduğu okul servisinde unutularak yaşamını
kaybetmesi sonucu ortaya çıkan servis sorunları hala giderilmiş değil. Servis şirketleri ve

şoförlerinin gerekli denetim ve incelemeden geçmediği, sabıkalı kimi insanların şoförlük yaptığı,
bazı okullarda ranta dayalı ilişkilerin döndüğü, okul bahçelerinde silahlı çatışmaların yaşandığı,
şoför, rehber görevlisi ve şirket güvenliğinin sağlanmadığı bir ortamda çocuklarımız okula başlıyor.
Servis taşıma ücretlerinin yüksekliği de bir başka sorun. Araçların güvenilirliği için servis bakım ve
teknik şartları yerine getirilip getirilmediği sürekli kontrol altında tutulmalı, velilerin bütçelerini
zorlayan servis taşıma ücretlerine ise bir indirim uygulanmalı. Gerekirse özel okul teşvikleri gözden
geçirilerek öğrenci servislerine taşıdıkları öğrenci sayısına göre devlet desteği verilebilir. Bu durum
ayrıca şirketlerin daha ciddi ve güvenli hizmet vermelerini sağlayacaktır.
MÜFREDAT DEĞİL MAHVET-AT
13 Ocak 2017 günü müfredat değişikliği olacağını duyuran bakanlık, Haziran ayında bu yıl
uygulanmayacağını, Ağustos ayında tekrar uygulanacağını ilan etti. Yani kafaları karışık bir iş
yapıyorlar. Eğitim programı elbette günün şartlarına ve gelişmelerine göre akıl, bilim ve teknoloji
doğrultusunda güncellenebilir. Pek çok yeni konu, tema, program eklenebilir. Ancak iktidar bunu
böyle yapmıyor. “Milli” olması gereken eğitimi, ideolojik, kendi inanç, yaşam görüşü ve tarihe
bakışına göre yapıyor. Bu tutum ve davranışı ile diğer pek çok alanda olduğu gibi ayrıştırıcı, bölücü
ve kutuplaştırıcı bir ortamı eğitimde de sağlamış oluyor. Bu kabul edilir bir politika değil. Eğitim
programında ortak değerlerimizi yok sayarak, onları olabildiğince azaltarak bir yere varılmaz.
Eğitim sistemini çağdaş, bilimsel normlardan uzaklaştıramazsınız. Eğitim programında alel acele bir
değişikliğe gidilmemeli. Onun için bir an evvel öğretim birliği sağlanmalı. Akademisyenlerin, eğitim
uzmanlarının, öğretmen ve velilerin kısaca ulusal ve uluslararası tüm paydaşların değerlendirmeleri
önerileri dikkate alınarak program değişikliğine gidilmeli. Bu haliyle müfredat olmuş eğitimi
mahvet-at.
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER
İnsanı insan yapan eğitimin mimarı öğretmenler. Ancak bugün Türkiye’de eğitim deyince
öğretmenler en son akla geliyor. Belki de atanamayan öğretmenler bu cümleye karşı çıkacaklar
“Ne demek öğretmenler en son akla geliyor; hiç akla gelmiyor” diyecekler. Doğru. 400 bine yakın
atanmayan öğretmen sayısı bunu gösteriyor. Yüz bin öğretmen açığı varken atama yapılmaması
kabul edilemez.
SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN
Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması getirdiler. Her ne kadar ücret bakımından çok fazla fark olmasa
da sözleşmeli öğretmenlerin en az altı yıl görev yerlerinde çakılı kalmaları, hiçbir şekilde eş
durumundan tayin hakkı verilmemesi, sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında
özlük hakları bakımından bir eşitsizlik sözkonusu.
ÜCRETLİ ÖĞRETMEN
Eğitim öğretim sistemimizde bir de ücretli öğretmenlik uygulaması var. İki yıllık önlisans mezunu
olan ve hangi bölümden mezun olduğunun hiçbir önem taşımadığı, pedagojik enfermasyon
aranmayan bir yöntemle yapılan görevlendirmeler. Bu uygulama ile hem öğretmen olarak

görevlendirilenlere hem de onlara teslim edilen öğrencilere büyük haksızlık yapılmaktadır. Ücretli
öğretmenler eğitim sisteminin taşeronlarıdır. Aldıkları ücret ek ders saat ücretlerine göre
belirlenmekte. Ağırlıklı olarak asgari ücretin altında kalan maaşlara çocuklarımızı eğitip öğretmeleri
beklenmekte. Ücretli öğretmenler ortalama 15 – 21 saat verdikleri derse karşılık aylık 900 ila 1.300
lira maaş almaktadırlar.
Öğretmenlerimize gerekli ekonomik, bilimsel ve teknolojik destek verilmeli. Onların özgür bir
şekilde eğitim öğretim yapmalarının olanakları sunulmalı.”
TAŞIMALI EĞİTİM
Eğitim öğretimde bir başka sorun taşımalı eğitim uygulaması. Taşımalı sistemin uygulandığı
yerlerde öğrencilerin okula gidiş gelişleri, eğitime adaptasyonları, yol ve can güvenlikleri, velilerin
öğrencilerini takip edememeleri, beslenme zayıflığı, veli-öğretmen- okul ilişkisinin kurulamaması
gibi pek çok olumsuzluklar yaşanmaktadır. Bölgesel örf ve adetlerin de etkisi ile kimi bölgelerde kız
çocukları taşımalı olması nedeniyle eğitime verilmek istenmiyor.
TEOG MAĞDURLARI
Eğitim sistemimizin ortaöğretimde doğurduğu temel sorunlardan birisi de Temel Ortaöğretime
Geçiş (TEOG) sistemi. Sistem öyle sonuçlara neden oluyor ki henüz 14 yaşlarındaki çocuklarımızı
eğitim öğretim hayatının dışına atıyor. Öğrenciler sistemin yaptığı sınav sonucunda aldıkları puana
göre okullara yerleşiyorlar. Tercih ettikleri okul mesafe, alan ve olanaklar bakımından hiç
istemedikleri bir okul dahi olabiliyor. Eğer yerleşememişlerse açık liseye yerleştirilerek örgün
eğitimden kopuyorlar. Bu sistem veliler açısından ağır ekonomik koşulları beraberinde getiriyor.
Sistem mutlak suretle gözden geçirilmeli ve eğitim paydaşlarının tavsiye ve önerileri doğrultusunda
düzenlemeye gidilmeli.
BARINMA - YURT
15 yılda yurt sorununu çözememiş iktidar ile yeni bir eğitim öğretim yılına daha başlıyoruz.
Özellikle taşımalı, birleştirilmiş sınıf ve yatılı bölge ortaöğretim okullarının en önemli sorunları
barınma merkezleri. Hükümet İzmir, Karaman, Adana Aladağ gibi pek çok ilimizde yaşanan ve yürek
yakan olaylardan ders çıkarmamıştır. 6.5.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Öğrenci
Barınma Hizmetleri Yönetmeliği ile yeni bir düzenlemeye giderek, gerçek ve tüzel kişilere Ortaokul
düzeyinde yurt açma izni vermiştir. Bu yönetmelikte bakanlık özel yurtların açılması için en az 40,
pansiyon için 30, apart ve stüdyo daire için de 10 öğrenci şartı getirmiştir. Ortaokul düzeyinde
çocuklarımıza gerçek veya tüzel kişilerin böyle hizmet vermesine imkan sağlamak telafisi mümkün
olmayacak gelişmelere zemin hazırlamaktır.
Üniversite öğrencilerimizin yurt sorunu da aynı şekilde devam etmekte. Gençler Kredi Yurtlar
Kurumuna yaptıkları başvuru sonrası çoğunlukla yerleşemiyorlar. Gittikleri ilde büyük mağduriyet
ve moral bozukluğu yaşıyorlar. Öğrenciler ekonomik ve güvenilir gördükleri kimi özel yurtlara
yerleşiyorlar. Bu durum gençlerimizin daha sonra farklı emel ve amaçlar için kullanılmalarına
neden oluyor. Hükümet bu olumsuzlukların yaşanmaması için TOKİ aracılığı ile yurt ve barınma
sorununa son vermelidir.

BESLENME – KANTİN
Okullarda çocukların kolay erişir oldukları bir mekan da kantinler. Kantinlerde hijyen, sağlık ve
kalite standartları sağlanmalı. Yemekhane hizmeti verilen okullarda yemek şirketleri sıkı denetime
alınmalı. Özellikle geçtiğimiz aylarda kışlalarda yaşanan yemek zehirlenmelirinden ders alarak olası
riskleri yok edecek inceleme, tespit ve tedbirler uygulanmalı.
EĞİTİMDE TARİKAT – CEMAAT – VAKIFLAR
Milli Eğitim Bakanlığı son yıllarda 16 ayrı tarikat, cemaat, vakıf ve dernekle imzaladığı protokollerle
eğitimi adeta devretmiştir. Protokol amacına baktığımızda; yaygın eğitim kurumlarında kursiyer ve
eğiticiler ile örgün eğitimdeki öğretmen ve öğrencilere yönelik sosyal, sanatsal, kültürel, sportif,
bilimsel, teknolojik etkinlikler ile ilgili seminerler düzenlemek, proje çalışmaları yarışmalar ile
mesleki ve teknik kurslar düzenlemek olduğunu görüyoruz. Hükümetin devlet kaynaklarını kamu
okullarına harcaması yerine buraları kendine ortak yapması günümüz Türkiyesinde kabul
edebileceğimiz bir şey değil. İktidarın bu tasarruffununu sürdürmesi ülke bütünlüğümüze,
cumhuriyetimize, demokrasimize ve özgürlüklerimize mal olan olaydan ders almadığını
göstermektedir.

Son Güncelleme: 15.09.2017 11:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.