Suriyeli sığınmacılar en büyük sorun oldu!

CHP'Lİ AYTUĞ ATICI, SURİYE İÇ SAVAŞINDAN SONRA TÜRKİYE’YE SIĞINANLAR VE BULAŞICI HASTALIKLAR KONUSUNDA BİR AÇIKLAMA YAPTI. İŞTE O DEĞERLENDİRMELER...

Suriyeli sığınmacılar en büyük sorun oldu!

CHP'Lİ AYTUĞ ATICI, SURİYE İÇ SAVAŞINDAN SONRA TÜRKİYE’YE SIĞINANLAR VE BULAŞICI HASTALIKLAR KONUSUNDA BİR AÇIKLAMA YAPTI. İŞTE O DEĞERLENDİRMELER...

15 Şubat 2018 Perşembe 14:55
Suriyeli sığınmacılar en büyük sorun oldu!

Suriyeli sığınmacıların durumu ülkenin en büyük sorunlardan biri haline gelmiştir.

AfrinHarekâtı ile birlikte AKP’nin Genel Başkanı Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyeliyi harekâtın ardından evine göndereceklerini açıklamasına rağmen bunun artık ne kadar gerçekçi olduğu tartışmalıdır.

2011 yılında Suriye’de başlayan iç karışıklık sonrası ülkemize yönelenyoğun göç sonrasındasınır illerinde kamplar kurulmuştu. Bu kamplarda, Suriyeli sığınmacılar insan yaşamı için pek de sağlıklı olmayan bir ortamda yaşamlarını sürdürmekteydi.

Hem Uluslararası Sağlık Örgütlerinin hem de ülkemizin önemli sağlık kurumlarının yaptıkları çalışmalar sonrasında bu kamplarda ciddi sorunların yaşandığı ortaya çıktı. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

  • Aşı ile mücadele edilebilen, kızamık, verem, hepatit gibi hastalıklar baş gösterdi,
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar; HIV/AIDS arttı,
  • Fiziksel şiddet yaralanmaları ve cinsel istismar arttı,
  • Depresyon, kaygı ve stres bozuklukları arttı,
  • İshal, sıtma, menenjit gibi bulaşıcı hastalıklarda ciddi artışlar oldu.

Bu hastalıkların tamamı kamplardan Türkiye içine ihraç edilmektedir.

Şimdi bu risklere bir de resmi rakamlar üzerinden bakalım.

2011 yılından bu yana Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı yaklaşık 4 milyon.

Peki, 7 yıldır devam eden bu göç dalgası bizim ülkemize nasıl bir miras bırakıyor?

Burada vereceğim rakamlar Sağlık Bakanlığı’nın resmi kayıtlarından alınmıştır. 

Bu rakamlar, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan yıllık istatistiklerin içine öyle gizlenmiş durumda ki zannedersiniz ki hiçbir sorun yaşanmıyor.

Bebek ölüm hızına bakarsak, 2016 yılı istatistiklerine göre, 1000 canlı doğumda Türkiye ortalaması9,7 iken bu oran Güneydoğu’da 14,3, Doğu Anadolu’da ise yüzde 12,7 olarak karşımıza çıkıyor.

5 yaş altı çocuklarda ölüm hızına baktığımızda ise Türkiye ortalamasıbinde 11,9 olurken, bu oran yine Güneydoğu’dabinde 17,7, Doğu Anadolu’da isebinde16,6’ya yükseliyor.

Anne ölüm hızındaki oranlar ise daha dikkat çekici. Türkiye ortalamasının 100 bin canlı doğumda14,7 olduğu anne ölüm hızı, Doğu Anadolu’da yüzde 23,8, Güneydoğu Anadolu’da ise yüzde 18,3.

Türkiye’de son 8 yılda görülen bulaşıcı hastalık istatistiklerine baktığımızda ise karşımıza gerçekten ürkütücü rakamlar çıkıyor.

Mesela, 2002’de 42 AIDS vakası görülürken, bu rakam 2016’da 94’e çıkıyor. Yani iki katından daha fazla yükselmiş durumda.

Çocuk hastalıklarında ise gözle görülür bir artış izlenmeye devam ediyor. Türkiye’nin sağlık politikasında önemli bir rol oynayan aşılama ile bazı hastalıklar sıfırlanmışken, 2012’den itibaren yeniden artış gözlenmekte.

Bunların en bilinenlerini şöyle sıralayabiliriz;

Kızamık hastalığında yabancı kökenli vatandaşlarda 31 vaka tespit edilirken, 2013’de bu rakam 674’e yükseliyor.

Türk Tabipleri Birliği’nin yaptığı çalışmalar da başka bir gerçeği gözler önüne seriyor. TTB’nin verilerine göre, 2008’de kızamık vakası ülke genelinde 0 olarak görülüyor. Yine TTB verilerine göre, sıfırlanan bu hastalık 2011’de 111. Sağlık Bakanlığı bu 111 vakanın tamamını dışarıdan gelmiş gibi gösterse de, Uluslararası Sağlık Kaynakları verilerine göre, bu vakaların sadece 11’inin dışarıdan kalanların ise yerli vaka olduğunu gösteriyor.

Yani, sıfırlanan bir hastalık resmi verilere göre bizim ülkemizde yeniden mücadele edilmesi gereken bir hale gelmiş durumda.

Veremli hasta sayısı 2016’da halen 11 bin 305. 2012’de görülen yabancı tüberküloz vakası 249 iken, 2016’da 881’e yükselmiş.

Sıtma; 2012-2016 yılları arasında her yıl ortalama 250 ile 350 arasında değişen vaka tespit edilmiş.

Bunların hepsi ciddi riskler içeren verilerdir.

Yine bizim yıllardır mücadele ettiğimiz Şark Çıbanı hastalığı; 2012’de 117 iken, bu oran 2013 yılında inanılmaz bir artış göstermiş ve 3094’e çıkmış.  Daha sonra 2014’de 2672, 2016’da ise 1086 vaka tespit edilmiş.

2016’da 56 bin 896 ishal vakası tespit edilirken, solunum yollarına bağlı hastalıklar 427 bin’e kadar yükselmiş.

Yıllar itibariyle kamplardaki göçmen sayılarının artması ile burada yaşayanlar bir süre sonra ülkenin belli yaşam merkezlerine göç etmek zorunda kalmıştır.

Sorun burada bitmiş midir?

Elbette ki devam etmektedir, kamp dışında kalan göçmenlerin büyük çoğunluğunun uygunsuz koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalıştıkları hepimizin bildiği bir gerçektir.

Burada dikkate alınması gereken başka bir istatistik daha vermek gerekiyor:

Bugüne kadar, Suriye’li sığınmacıların tedavileri kapsamında ;

  • 953.466 bin ameliyat gerçekleştirildi.
  • 1.143.393 hasta yatarak tedavi gördü.
  • 25.919.750 milyon poliklinik hizmeti verildi. 
  • 224.750 bin Suriyeli bebek Türk topraklarında doğdu.

Bu son rakam bile, savaşlardan çocukların ne kadar çok etkilendiğinin en önemli kanıtı.

Yine resmi verilere göre, Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin 1,5 milyonu çocuk.

Savaştan en çok çocuklar zarar görüyor.

Bedenen, ruhen ve sosyal yönden çok ciddi hasar görüyorlar.

Onun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu kriz başladığı ilk günden bu yana diyoruz ki;

Savaş çözüm değildir, diplomasi önemlidir.

AKP iktidarı, gerçekçi bir devlet politikasını uygulayamadığı için diplomasinin var olan kurallarının dışında hareket ettiği için ve komşu devletlerle yürüttüğü düşmanca tavırlar sonrasında Türkiye çok ciddi bir sığınmacı sorunu ile karşı karşıya kalmıştır.

AKP’nin yöneticileri şimdi politikalarının yanlış olduğunu bir kez daha anlamış olacaklar ki, geçmişte “başımızın tacı” dedikleri Suriyelisığınmacıları şimdi “İlanihaye saklayacak halimiz” yok diyerek göndermek istemektedir.

Ben de buradan sormak istiyorum; 2011 yılından bu yana devam eden bu göç dalgası ve artık ülkenin hemen hemen her iline dağılan bu sığınmacıları nasıl geri göndereceksiniz?

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Gaziantep’te, Mersin’de yaşamlarını kuran bu insanları tek tek tespit edip sınırdışı mı edeceksiniz?

Yoksa sadece kamplarda yaşayan insanları mı geri göndereceksiniz?

Tüm bu yaşananlardan sonra Atatürk’ün o eşsiz sözünü bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlıyoruz ve haykırıyoruz;

Yurtta Barış, Dünyada Barış…

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.