"Salih Müslim'i Ankara'ya çağırıp kırmızı halılar serdiniz"

"Suriye'de yaşayanlar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Ortak tarihimiz var, ortak acılarımız var, ortak sevinçlerimiz var. Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler. Terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. Bu arada şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar. PKK'nın uzantısı, doğru. Peki, Salih Müslim'i Ankara'ya defalarca çağırıp altına kırmızı halılar serip 'hoş gelsin' diyen kim? CHP mi? Bir sabah kalktık, o da düşman olmuş. Ne değişti de düşman oldu? Biz sizi defalarca uyardık. Sen yine tuzağa düştün. "

"Salih Müslim'i Ankara'ya çağırıp kırmızı halılar serdiniz"

"Suriye'de yaşayanlar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Ortak tarihimiz var, ortak acılarımız var, ortak sevinçlerimiz var. Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler. Terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. Bu arada şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar. PKK'nın uzantısı, doğru. Peki, Salih Müslim'i Ankara'ya defalarca çağırıp altına kırmızı halılar serip 'hoş gelsin' diyen kim? CHP mi? Bir sabah kalktık, o da düşman olmuş. Ne değişti de düşman oldu? Biz sizi defalarca uyardık. Sen yine tuzağa düştün. "

30 Ocak 2018 Salı 14:03
"Salih Müslim'i Ankara'ya çağırıp kırmızı halılar serdiniz"

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

Türkiye’nin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki yarın sabah ne olacağını kimse bilmiyor. Türkiye dışında böyle bir ülke de yok. Her sabah gündem değişir, her sabah insanlar gazeteleri eline ürkerek alırlar, televizyonu korkarak açarlar. Bir endişe karabulut gibi toplumun üstüne konmak isteniyor. Toplum bundan müthiş rahatsız.

TBB'ye yapılan operasyona tepki

Bu sabah da bir baktık TTB’ye operasyon yapılmış. Gözaltına alacaksanız, yazı yazarsınız gelirler. Bu insanlar kaçacak insanlar değil, hepsi doktor, hoca. Sabahın köründe baskın yapıp gözaltına alıyorsunuz. Neymiş? Bir bildiri yayımlamışlar. Sanırsınız ki bildiri zehir zemberek ve iktidar partisini en ağır eleştiren bir bildiri.

Okuyorum. “Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”

Yanlış mı, doğru. Bana söyleyin, hangi savaş doğada ve insanda tahribat yapmadı? Toplumsal yaşamı tehdit eder mi, eder. İnsan eliyle mi üretiliyor, evet. Her savaş insani dram getiriyor. Gözümüzün önünde Suriye var. Hadi Suriye’yi görmüyorsunuz, 3.5 milyon mülteci var ya Türkiye’de. 30 milyar dolar harcadıklarını söylediler, emin olun 3 milyar dolar bile harcamadılar. Suriyeli çocukların sokaklarda nasıl dilendiklerini de biliyoruz. Bu dramı yaratan Suriye’deki savaş değil mi? Buna dikkat çekiyorlar. Niye alınıyorsunuz? Doktorlar insanları yaşatmak için mücadele ederler. Bir de yemin ederler. Dünyanın her tarafında bütün doktorlar aynı yemini ederler. Hastanın kimliğine bakmaz, siyasi görüşüne, yaşam tarzına bakmaz. Hastaysa tedavi eder. Doktorun görevi budur. Aklı başında hangi insan hayatı savunmaz? Bunlar da bunu söylüyor. Adil düzenden, demokratikleşmeden, eşitlikçilikten, özgürlükten ve barışçıl bir dünya yaratmaktan kim rahatsız olabilir? Demokrasi olsun deniyor, özgürlük olsun deniyor. Daha ne olsun? Vay sen misin bunları diyen, alın, sabahın köründe basın, gözaltına alın.

Afrin operasyonu ve ÖSO

Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin operasyonuna gölge düşürür. Çünkü şu algıyı beslersiniz. “Bir yerde bir hata yapıyoruz, birileri bu hatayı görmesin.” Ortada hata falan yok. Neden yapıyorsunuz bunu? İnsanlar görüşlerini özgürce ifade edebilirler. Bu demokrasilerde olan bir şey değil. Bütün dünyanın ilgisini farklı bir yere çektiniz. Şu gerçeği kimse unutmasın, asker bile dağda terör örgütü mensubunu yaralı yakaladığında ekmek veriyor, su veriyor ve helikopterle hastaneye götürüyor. Bu ordunun saygınlığı açısından çok önemlidir. Siz doktorun düşüncesini açıklamasına tahammül edemiyorsunuz. Baskı kuruyorsunuz. Türkiye’nin itibarını zedeliyor bütün bunlar.

Daha önce pek çok ortamda ifade ettim. Türkiye çok stratejik bir bölgede. Bu bölgede Türkiye’nin bütün bölgeye örnek olabilecek demokratik atılımları yapması, kadın erkek eşitliğini sağlaması, cumhuriyetin kuruluşundaki gibi örnek olması bizim dünyada saygınlık kazanmamız için çok önemlidir. Elbette hiçbir ülke sınırında terör örgütlerinin yuvalanmasını istemez. Çünkü sınırdaki bir terör örgütü sadece bizim için değil onu barındıran ülke için de gelecekte büyük tehlike içerir. Afrin’e yapılan operasyona desteğimiz tamdır ama bunun ÖSO’yla paralel adlandırılması bizde büyük rahatsızlık yaratıyor. Giden ordumuz, şehit olan askerimiz, neredeyse bunu ÖSO’ya bağlayacaksınız. Ya bizim erlerimiz, ya bizim şehitlerimiz? Ordunun kahramanlığını, haysiyetini ve onurunu korumak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel görevidir. Ayrıca Mehmetçik kanıyla oy devşirmeye çalışmak da büyük bir ahlaksızlıktır.

26 Ocak 2011. Suriye’de iç ayaklanmalar başladı. 29 Nisan 2011, Suriye’den kaçanlar sınırlarımıza mülteci olarak geldiler. 31 Mayıs 2011. Esad karşıtı gruplar Antalya’da toplandı ve hükümet buna destek verdi. IŞİD, El Nusra gibi birçok radikal grup bu süreçte oluştu. TIR’larla silah gönderdiler. Sakın ola bulaşmayın, göndermeyin dedik. Sakın ola ki, Türkiye’yi Orta Doğu bataklığına sokmayın dedik. Israrla dile getirdik ama bunların hiçbirisi iktidar tarafından kabul görmedi. Her fırsatta bizi eleştirdiler. Suriye karıştığı zaman, o zaman henüz Rusya ve ABD bölgede ana aktör olarak bulunmuyordu. Türkiye’de zaman zaman toplantılar yapılıyordu. İleride büyük bela açar diye 24 Ağustos 2012’de dönemin başbakanı Erdoğan’a bir mektup gönderdim. Mektup bu.  Bakın ne diyorum. “Sayın Başbakan, komşu Suriye’deki gelişmeler ülkemizin başta güvenlik olmak üzere, ekonomi, turizm gibi alanlarda olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Çatışmaların durdurulmaması halinde ülkenin parçalanması, savaşın büyümesi ve uluslararası bir sorun haline gelmesi dışlanamayacak bir olasılıktır. Suriye’nin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Türkiye barış yanlısı politika izlemelidir. Suriye’nin güven ve huzura kavuşmasını istiyoruz. Uluslararası toplumun çözüm gayretleri maalesef şu ana kadar sonuç vermemiştir. Çözüm önerimizi ekte takdim ediyorum. Suriye konusunda Türkiye’nin başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak etkisi vardır. Saygılarımla.” Sene 2012. Ama onlar bizi eleştirdiler ve silah göndermeye devam ettiler.

"Herkes sizi aldattı"

Bizim uyarımızdan 2 yıl sonra silahların terör örgütünün eline geçtiğini döneminde genelkurmay istihbarat daire başkanı açıklıyor. Dış politikada hamlenin 3 adım ötesini görmezseniz devleti sağlam yönetemezsiniz. Herkes sizi aldattı. En son aldatan Obama oldu. Bir de beni dinle kardeşim, ben seni aldatmıyorum.

80 milyon vatandaşıma sesleniyorum. Suriye konusunda en tutarlı politikaları kim üretti? Komşuda yangın var siz benzin bidonu ile gidiyorsunuz. Sonra ne oldu? 11 Şubat 2013'te Cilvegözü'nde bombalar patladı. 11 Mayıs 2013, Reyhanlı'da 52 vatandaşımız hayatını kaybetti. Örgütü bile dillendiremediler. O dönem IŞİD'e 'yaramaz çocuklar' diyorlardı.

"Salih Müslim'i Ankara'ya çağırıp kırmızı halılar serdiniz"

Suriye'de yaşayanlar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Ortak tarihimiz var, ortak acılarımız var, ortak sevinçlerimiz var. Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler. Terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. Bu arada şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar. PKK'nın uzantısı, doğru. Peki, Salih Müslim'i Ankara'ya defalarca çağırıp altına kırmızı halılar serip 'hoş gelsin' diyen kim? CHP mi? Bir sabah kalktık, o da düşman olmuş. Ne değişti de düşman oldu? Biz sizi defalarca uyardık. Sen yine tuzağa düştün. 

Çavuşoğlu'na Öztürk Yılmaz tepkisi 

Musul Konsolosluğumuz basıldı, 49 çalışan kaçırıldı. Birisi de Ardahan vekilimiz Öztürk Yılmaz. Terör örgütlerinin tek tek en iyi bilen kişidir. Eski Büyükelçi. Bölgede çalışmış ve bu kişi şimdi AK Parti'nin hedef noktasında. Her türlü hakaret yapılıyor. Dışişleri Bakanı 'bu benim memurumdu' diyor. Bir dakika beyefendi. Devletin memurunu 'kendi memurun' diye kabul edersen böyle toslarsın.

Son Güncelleme: 30.01.2018 14:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner15

banner14