Sabah rutini, haberlere baktım; yeni bir şey var mı? Aynı manşetler, kopyala yapıştır… Sıkıcı, günü karartan analizler veya “Pembe” görünen haber altında gizli  –ve aynı-  sıkıcı mesajlar.

Sokağa çıkmak en iyisi; sıcak ama olsun, açık hava işte; elin cebinde, amaçsız bir tur.

Kimi “Kiralık” kimi “Satılık” kapanmış dükkânlar arasında gezinti. Çok azı direniyor. Birinde bir beyaz kâğıt, şeffaf bir bantla cama içten yapıştırılmış. Kapanmış olanların verdiği hüzün dağılıveriyor… “HEMEN DÖNECEĞİM” Ne zaman gittiği belli değil ama rahatlatıcı olan geri dönecek olması... “hemen” birkaç gün de olabilir, birkaç hafta da. Olsun, dönecek ya işte.
Düşünmüş adam müşterilerini; ‘sakın merak etmeyin, ben halâ ayaktayım’  demek istiyor.
Hava sıcak, zaten insan sayısı azalmış şu tatil günlerinde...

“Cenazeye gittim, hemen döneceğim” yazmış bir diğeri. Saate bakar ve namaz saatini, yakın bir cami olmasını umarak, dönüş saatini hesaplarsınız. En çok yarım saat yanılırsınız...

“1 saate döneceğim” tek başına daha vahim... Hemen şimdi mi gitti, yoksa gideli 45-50 dakika oldu mu? Aceleniz varsa yandınız. Başka bir dükkânı dene o zaman diyeceksiniz; peki burası içerden gömleğinizin size baktığı bir kuru temizleyici ise?
En azından “Tatildeyim” demiyor.
Küçük yerlerde, eski mahalle kültüründe çokça karşılaşırsınız ve bu iç içe yaşanan, çoğunlukla esnaf-mahalleli iletişiminin sıcak olduğunu gösteren bir mesajdır.
İnsanlar birbirlerinin isimlerini, kimin nerede oturduğunu, meselâ 3 numaradaki Cevdet beyin halasının kızının düğününü bilirler. Ya da, daha önce yan binanın üst katında yaşayan, merhum Arif amcanın, evinin nemrut bir adama satıldığını, adamın bütün esnafa da borcu olduğunu.

Seyyar satıcıları vardır mahallenin; kamyonetle gelen sütçü, motorlu bisikletiyle gelen yoğurtçu…

Koca şehirlerin böyle mahalle ve sokaklarının hâlâ var olduğunu bilmek güven verir orada oturanlara.
Daha önceleri bu tür yerleşim alanlarında, dükkânın kapısını bile kilitlemeden, kapı ağzına bir kasa koyup giden veya akşamları dışarıdaki malzemesini olduğu gibi bırakıp evine giden esnaf tuhaf olmazdı. Çünkü bilirdi ki sabah geldiğinde bir sürprizle karşılaşmayacak; “Eskiden evlerimizin kapısını kilitlemezdik” der ya eskiler...
Mahalle bekçilerinin düdük çalarak; “Bu tarafta asayiş berkemâl, rahat olun” dediği zamanlar hani...
Çelik kapı satıcılarının işi arttıkça bilin ki, asayiş durumu biraz sakat. Daha komiği, çilingirin 3 dakikada açtığı Çelik kapının maliyeti. Yani çilingirin kullandığı teknoloji çok mu özel?
Cezaevleri tıka basa dolu, yenileri açılıyor; mezarlıklar da dolu ama onun için yapacak bir şey yok...
Mahallenin kundura tamircisi şöyle bir not bırakmış kapıya; “Birazdan dönerim, kahverengi iplik bitti de”
İçinizden hemen altına şöyle bir not düşmek geliyor; “Tamam”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.