banner9

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce seçim kampanyasına çok hızlı bir giriş yaptı.

Öncelikle vurgulamam lazım ki, CHP ve karar verici konumundaki tek isim Kemal Kılıçdaroğlu Muharrem İnce tercihiyle en doğru olanı yaptı.

En basitinden söylemek gerekirse “kendi dünyasından bir isimle kendi tezlerini ortaya koyabilme fırsatı” yakaladı.

Muhalefet cephesinden seslendirilen ve parti içinde de destekçileri olduğu bilinen “sağ kökenli isim” yanlışına bu kez düşülmedi.

İyi ki de düşülmedi.

Daldaki kuş hesabı gibi hiçbir zaman makul ölçüde gelmeyen sağ oylar bir yana kendi tabanındaki olası bir erozyunun da önüne geçilmiş oldu. İnce'nin ikinci tura kalması durumunda oyları toplama potansiyeli sağ kökenli bir adaydan daha yüksektir.

***

Şu 15 günlük süreç bile ne ekadar doğru bir isimle yola çıkıldığını göstermiştir.

Kararlı, hazırlıklı, çalışkan, espirili, oldukça sivil, neşeli, nüktedan, farklı bir isim olduğunu ortaya koymuştur Muharrem İnce.

Kısa sürede de olsa toplumun çok değişik kesimlerine dokunabilmiştir.

Daha yola çıkarken rakiplerine yönelik mesajları, centilmen çıkışları, seçim süreci, seçim gecesi ve seçim sonrasına ilişkin tespitleri oldukça geniş kesimlerde karşılık bulmuştur.

Basının ilgisizliği karşısında ortaya koyduğu net tavır, YSK üyelerine yönelik “bu kez pabuç pahalı” çıkışları ve Blairvari bisikletli mesajları hedefe giden yolda önemli kazanımlara yol açmıştır.

Bakmayın siz partisinden destek gelmediği gibi zırvalara... Bunca yıllık sahadaki CHP deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki, parti içinde İnce’nin adaylığına yönelik samimi bir şekilde mutluluk rüzgarları esmektedir.

Seslendirilen tek kaygı çok hızlı yapılan girişin ardından şu sıralar biraz durağanlığa veya tekrara düşme olasılığına yöneliktir.

Ancak İnce ve arkasındaki donanımlı ekibin, önce 24 Haziran, ardından 8 Temmuz’a kadar kalan tüm günleri adeta saat saat işlediği konusunda -net bilgilere dayanarak- hiçbir kuşku bulunmamaktadır.

***

Bu çerçevede Muharrem İnce’nin günlerdir üzerinde çalışılan ve 19 Mayıs’a denk getirerek Samsun’da açıkladığı manifestosundan çok kısa başlıkları buraya da not düşmek istiyorum.

5 sütun: Cumhuriyet değerleri ve milletin kayıtsız şartsız egemenliği ilkesi üzerinde yükselecek olan bu sütunlar: Hukukun Üstünlüğü ilkesine dayalı, “Hukuk” Sütunu, temel hak ve özgürlükler, toplumsal barış, çoğulculuk, katılımcılık ve özgür basın anlayışına dayalı, “demokrasi” sütunu, üretime ve adil paylaşım anlayışına dayalı, “ekonomi” sütunu, barış ve güvenlik odaklı politikalara dayalı, “dış politika” sütunu, ülkemizi muasır medeniyetin üzerine çıkarma hedefine dayalı ‘’ eğitim’’ sütunudur. Bu sütunlar üstünde yükselen onarım projemizin çatısını “kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejim” oluşturacaktır. Bu hedefimize ulaşmak için uygulayacağımız politikalar ana başlıklar olarak şunlardır:

Hukuk: Hukukun üstünlüğünü egemen kılmak için, yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz. Bütün hukuki düzenlemeleri evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getireceğiz. Hukuk devleti için ilk adım OHAL’in kaldırılması olacaktır.

Demokrasi: Yeni ve çağdaş bir Anayasa yapılarak, kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü bir parlamenter rejim oluşturulacaktır.

Kamu yönetimi: Kamu yöneticilerinin hukuka, bilime, kamu yararına uygun ve tarafsız biçimde görev yapmaları esas olacaktır.

Ekonomi: Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına son vereceğiz. Tüketim, israf, borçlanma sarmalına dayalı ve iflaslar doğuran ekonomik model terk edilecektir.

Dış politika: Barış ve güvenlik ilkelerinden ayrılmayacak politikalar geliştirilecektir. Uluslararası politikada vazgeçilmez ilkemiz, yeniden ve “Her Zaman Yurtta Barış, Her Zaman Dünyada Barış” olacaktır. AB üyeliğini gerçekleştireceğiz.

Eğitim: Eğitim, akıl, bilim ve çağdaş standartlara dayalı ve öğrenci odaklı olarak yapılandırılacak ve siyasetin toplum mühendisliği aracı olarak kullanılmayacaktır.

Sağlık: Sağlık yatırımlarının yanı sıra, kaliteli ve herkesin erişebileceği sağlık sistemini oluşturmak temel önceliğimizdir.

Çevre: Temiz ve doğal ortamda yaşamak herkesin hakkıdır. Bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin haklarını da gözeten, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir politikalar geliştirilecektir.

Tarım: Çiftçinin piyasa koşullarının altında ezilmesine izin verilmeyecektir. Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta ithalatçı olmaktan çıkarıp, kendi kendine yeter ve ihracat yapar hale getireceğiz.

Kültür sanat: Kültür politikalarımızın hedefi, toplumun ve bireyin, düşünsel, estetik ve manevi yaşamını zenginleştirmek ve yüceltmektir.

Turizm: Turizm çeşitlendirilerek 12 aya yayılacak, yabancı turist sayısı 60 milyona, turizm gelirlerimiz 60 milyar dolara çıkarılacaktır.

***

Kanımca İnce’nin en kalın çerçevesini sunduğumuz bu manifestosu ve bütün artıları bir tarafa en önemli kazanım bir, bir buçuk ay öncesinde toplumun üzerinde gezinen “umutsuzluk tozunu” üfleyip savuşturması olmuştur.

Artık kiminle konuşursanız konuşun, kime sorarsanız sorun ve kime giderseniz gidin bir "umutlar yeşerİNCE" tablosu görüyorsunuz.

Bu tablonun sandığa yansıması sosyolik olarak son dönemlerin en büyük ve en heyecanlı beklentisine yol açmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aygül Kaya 2018-05-21 14:01:37

Doğru bir karar

Avatar
Talip ORAL 2018-05-21 16:01:59

Gerçekten de Muharrem Bey "inceden ince" olumlu ve umut dolu bir rüzgar estirmeyi başarmış durumda.Benim de favorimdi,yolu açık olsun diyelim.