CHP ANKARA MİLLETVEKİLİ DR. AYLİN YAMAN; DOĞUM İZNİNİN ARTIŞI OLUMLU FAKAT EK DÜZENLEMELERE İHTİYAÇ VAR...
Teklife göre, mevcutta doğum öncesi 8 ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta olan doğum izni süresi; doğum sonrası sürenin artırılmasıyla birlikte 24 haftaya çıkarılıyor. Yaman, bu değişikliğin hem tıbben hem de sosyal açıdan doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Yeni düzenlemenin anne ve bebek sağlığı açısından kritik katkılar sağlayacağına dikkat çeken CHP’li Yaman, izin süresinin artmasının anne-bebek etkileşimini güçlendireceğini, emzirme sürelerini destekleyeceğini ve annenin doğum sonrası toparlanma sürecine olumlu katkı sunacağını belirtti.
“Sadece İzin Yetmez: Kadın İstihdamı ve Destek Politikaları Şart”
Düzenlemede hâlihazırda doğum izni kullanan annelere de 24 haftalık süreden yararlanma imkânı tanınmasının da olumlu olduğunu vurgulayan CHP’li Yaman, ‘Öte yandan, bakım sürecini sadece anne üzerinden değerlendiren yaklaşım devam etmektedir. Babalar için sadece beş günlük artış konuyu anne üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Kamuya ait kreş sayılarında anlamlı artış olmaz iken sadece doğum izni sürelerini artırmak yeterli değildir. Kadın istihdamının yalnızca yüzde 30'larda olduğu ülkemizde izin sürelerindeki artışın daha fazla istihdam sorunları yaratacağı aşikârdır. Bu nedenle, izin süreleri artırılırken eş zamanlı olarak hazineden işverene prim desteği gibi istihdamı teşvik edecek modeller de sunulmalıdır’ değerlendirmesinde bulundu.
“Doğum Borçlanmasında Eşitsizlik, Sigorta Öncesi Doğumlar da Kapsanmalı”
CHP’li Yaman, ‘Doğum borçlanması, kadın işçilerin doğumdan sonraki iki yıl içinde sigortalı olmadıkları sürenin primlerini kendi ceplerinden ödeyerek prim gün sayılarını artırmalarına olanak sağlayan bir haktır fakat bu hak sadece ilk sigorta girişinden sonra doğan çocuklar için kullanılabilmektedir. Oysa kadınlar için doğum başlı başına iş yaşamını geciktiren bir durumdur ve çok sayıda kadın önce sigorta koşulu nedeniyle doğum borçlanması hakkından yararlanamamaktadır. Bu durum doğurganlık hızının düştüğü ülkemizde iş yaşamına girmeden çocuk yapmak istemeyen kadınların durumu açısından önemlidir ve mutlaka sigorta öncesi doğumlar için de borçlanma hakkı tanınmalı, böylelikle kadının doğum kaynaklı prim gün kayıpları telafi edilmelidir. Kısacası, sadece doğum izinlerini artırmak değil doğum borçlanması sürecini de en kısa sürede gündeme almak gerekmektedir. Bu düzenlemeyle eş zamanlı olarak sigortalı çalışanlara analık hâlinde ödenen geçici iş görmezlik ödeneğinin yeniden yapılandırılması gerekmektedir’ dedi.
CHP’li Yaman konuşmasında ayrıca, 3+1 yıl kuralına göre sözleşmeli bir biçimde çalışmak zorunda kalanların aile birliklerinin bozulduğunu ve 3+1 kuralının yapılacak değişiklikle 1+1 şeklinde düzenlenmesinin aile birliği için elzem olduğunu dile getirdi.
“Darülaceze, Osmanlı'dan günümüze uzanan sosyal devlet anlayışının köklü ve sembolik kurumlarından biridir”
TBMM’de görüşülen kanun teklifi kapsamında Darülaceze modelinin ülke geneline ve yurt dışına yaygınlaştırılmasının planlandığını belirten CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, “Ana yerleşkesi İstanbul'da olan Darülaceze bu kanun teklifiyle getirilen teşvik modeliyle bağışlara, yardımlara vergi muafiyeti getirilmekte ve bu modelin tüm ülke ve yurt dışına taşınması istenmektedir. Bu durum, derin ve yaygın yoksulluğun âdeta bir itirafı, kamu kaynaklarının yerine bağışlarla sürdürülecek bir muhtaçlık zemininin pekiştirilmesidir. Oysa sosyal devlet anlayışı kamu bütçeleri üzerinden şeffaf, denetlenebilir ve hak temelli bir yaklaşımı gerektirir. 2026 yılı bütçe görüşmelerinde de vurguladığımız gibi, Darülaceze'nin de kapsamında olan yaşlı, engelli ve kimsesizlerin bakımına ayrılan pay son derece yetersizdir. Türkiye'de nüfusun yüzde 11,1'i yaklaşık 9,5 milyon kişi 65 yaş ve üzerindedir. Bu grup içinde özellikle bakım ihtiyacı olan nüfus 75 yaş ve üzeri gruptur ve yaklaşık 3 milyon 600 bin kişidir. Ayrıca, mutlaka yakın bakıma ihtiyaç duyan 100 yaş üzeri 8.290 yaşlımız mevcuttur. Yaşlı nüfusun artışından en fazla etkilenecek alanların başında sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri gelmekte ve bu da nüfusun artmasına paralel olarak bakım ihtiyacı ve sağlık harcamalarının artacağı anlamını taşımakta, bu nedenle mutlaka ek bütçelemeyi ihtiyaç göstermektedir. Aynı şekilde, engellilerimiz için de bu ülkede sadece 106 devlet kurumu mevcuttur ve yaklaşık 9 milyon engelli içinde sadece 6.879 engelliye yatılı bakım verilebilmektedir ve sosyal devlet anlayışından ne kadar uzakta olunduğunun bir göstergesidir.” dedi.
“Yoksulluk Derinleşiyor, Kamu Kaynakları Yetersiz Kalıyor”
CHP’li Yaman, bu düzenlemeyle kamu kaynağı ayıramayan, kaynak sıkıntısı çeken iktidarın; güçsüzüne, yaşlısına, engellisine âdeta ancak bağışlarla bakabileceğini itiraf etmektedir değerlendirmesinde bulundu ve ‘Darülaceze modeli, geleneksel yapısıyla, köklü geçmişiyle İstanbul'daki hizmetini en iyi şekilde elbette sürdürmeli. Fakat sistem, ülke genelinde kamu kaynaklarına ağırlık vererek, bütçeleyerek ve şeffaf denetim modeliyle yürütülmelidir. Yurt dışına çıkış, vergi muafiyetinin farklı mevzuatlarla kontrolsüz bir şekilde sürdürülmesi demektir ve tarihimizde yaşanan pek çok usulsüzlükleri hatırlatmakta ve risk taşımaktadır’ dedi.
“Yeni Düzenlemede Şeffaflık ve Veri Güvenliği Tartışması”
Konuşmasında son olarak kamu bütçeleri üzerinden daha denetlenebilir modellerin önemine vurgu yapan CHP’li Yaman, ‘korunmaya muhtaç, kimsesiz, rehabilitasyon desteği alması gereken kişilerin merkezî izlemeyle monitörize edilecek olması ise kapsamın net olmaması, kişisel verilerin kullanım şekli ve mahremiyet endişesiyle güven vermemektedir’ dedi.