Gerçek Muhabir

Dilovası Davası avukatı sanık patronun şikayeti sonucu adliyeye beyanda bulundu

GÜNDEM

3'ü çocuk 7 kişinin yaşamını yitirdiği Dilovası Ravive Kozmetik Fabrikası yangını davası avukatlarından Saruhan Efe Kadaifçi, dava sanıklarından işveren Ali Osman Akat’ın şikayeti nedeniyle Kandıra Adliyesi'ne gitti. Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere beyanda bulunan Kadaifçi'ye meslektaşları, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar destek verdi. Adliye önünde açıklama yapan Kadaifçi, "Savunma makamının doğalı, kadim doğası, ezilenden yana olmaktır, ezilenin sözünü söylemektir. Doğası gereği avukat, sözünü, sesini çıkartamayanların sesi olur. Sözünü edemeyenlerin sözü olur" dedi.

3'ü çocuk 7 kişinin yaşamını yitirdiği Dilovası Ravive Kozmetik Fabrikası yangını davası avukatlarından Saruhan Efe Kadaifçi, dava sanıklarından işveren Ali Osman Akat’ın duruşmadaki bazı sözleri gerekçe göstererek şikayetçi olması nedeniyle Kandıra Adliyesi'ne gitti. Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere beyanda bulunan Kadaifçi'ye meslektaşları, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ergin, DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve sendika üyeleri, yangınında yaşamını yitiren Esma Gikan'ın eşi Aytekin Gikan ile Hanım Gülek’in yakını ve aynı zamanda Dilovası Belediye Meclis Üyesi olan Mehmet Gülek yalnız bırakmadı.

Adalet Bakanlığı muhabereye iletilmek üzere savcılıkta beyanda bulunan Kadaifçi hakkında savcılığın da görüşünü Adalet Bakanlığı'na ileteceği öğrenildi. Bakanlık da soruşturma izni verilip verilmemesine karar verecek.

Sürece ilişkin Kandıra Adliyesi önünde yapılan açıklamaya katılan Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar, "Bu duruşmalar sırasında biliyorsunuz savunma makamıyla katılan aile avukatları arasında duruşmada bir gerginlik yaşanmıştı. Bu gerginlikte de bir meslektaşımız tutuklu sanıklardan biri tarafından şikayet edilmişti. Bugün kendisinin bu şikayetle ilgili bakanlık muhabereye vereceği beyanı sunarken İstanbul Barosu Başkanımız Sayın Profesör İbrahim Kaboğlu hocamız ve meslektaşlarımızla birlikte yanında olduk" dedi. Karakadılar şöyle devam etti:

"MESLEKTAŞIMIZIN DURUŞMADAKİ BEYANLARI SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI KAPSAMINDADIR"

"Meslektaşımızın o gün kullandığı ifadeler kamuoyuna da yansımıştır, basına da yansımıştır, duruşma tutanaklarına da yansımıştır. İfadelerin tamamı savunma hakkı kapsamında ve savunma dokunulmazlığı kapsamında ifade edilen beyanlardır. Dolayısıyla biz bu Kartalkaya'daki gibi, İstanbul'daki gece kulübü yangınındaki gibi ve Dilovası'ndaki yangın gibi olayların tekrar yaşanmaması için buradaki sorumluların eksiksiz tespit edilip eksiksiz bir şekilde de kovuşturmanın tamamlanıp, sorumluların kim olursa olsun, hangi kurumda çalışırsa çalışsın, görevlerinin sıfatlarının ne olduğuna bakılmaksızın cezalandırmaları gerekir ki bu olayların tekrar ülkemizin hiçbir köşesinde yaşamayalım"

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da, dilovası faciasının toplumu etkileyen, cinayet derecesinde bir olay olduğunu belirterek, "Tabii ki kozmetik ürün üreten bir atölyenin denetlenmesi resmi makamlara düşen bir görevdir. Bu tür üretimlerin ve tesislerin kurulmasıyla ilgili düzenlemeler son derece önemlidir. Denetim ise aynı zamanda önemli. Böyle bir olayın meydana gelmiş olması ve ardından ailelerinin adalet arayışı içerisinde olması yalnızca onların adalet arayışıyla sınırlı kalmıyor. Haliyle bütün toplumun adaletin tecellisi beklentisi vardır" dedi. Kaboğlu şu ifadeleri kullandı:

"BU CİNAYETİN FAİLLERİNİN MUTLAKA CEZALANDIRILMASI GEREKİYOR"

"İstanbul Barosu olarak aynı zamanda bizim üyemiz bir avukata yönelik bir soruşturmanın söz konusu olması karşısında zaten biz bu davayla ister istemez daha önce de ilgiliydik, izliyorduk yakından ama şimdi çifte görev düştü bize. Birincisi şudur. Sayın başkanımızın belirttiği gibi, bu cinayetin faillerinin mutlaka cezalandırılması gerekiyor. Bizzat atölye işletmecisi, sahipleri ve gerekli denetim işlemlerini yapmayan görevliler. Birincisi bu, cezasızlık, uygulamasına hayır demek gerekiyor. Peki adaletin tecellisi, cezasızlığın aşılması, savunma ayağının mesleğini serbestçe yapmasıyla mümkündür. Burada belki bir yanlışlıkla belki siyasal etkiler sonucu savunmanın öznesi olan avukatın bu görevini ifa etmesi vesilesiyle yaptığı açıklamaların soruşturma konusu edilmesi kabul edilemez.

Bizim kanaatimiz odur ki bu girişim, dosyanın bir an önce kapatılmasıyla sonuçlanacaktır. Çünkü burada bir avukatın, soruşturma geçirmesini gerektirecek bir durum yoktur. Dikkatlerimiz gelecek hafta 21 Temmuz'da asıl suçluların yargılanmasına yönelik olacaktır. Sorumluların cezalandırılması, adaletin ortaya çıkması ve yakınlarını kaybeden ailelerin teselli bulacağı bir sonucun sonuca ulaşılması... Biz de Kocaeli Barosunu bu konuda İstanbul Barosu olarak destekleyeceğiz. Yakınında olacağız ve bu davanın yakından izleyicisi konumundayız"

KADAİFÇİ: DOĞASI GEREĞİ AVUKAT SESİNİ ÇIKARTAMAYANLARIN SESİ OLUR

Saruhan Efe Kadaifçi ise yanında oldukları için baro başkanlarına, meslektaşlarına teşekkür etti. Kadaifçi, "Avukatlık kadim bir meslek. Avukatlık savunma makamı demek. Savunma makamının doğalı, doğası, kadim doğası, yüzyıllardır gelen doğası ezilenden yana olmaktır. Ezilenden yana, ezilenin, sözünü söylemektir. Doğası gereği avukat, sözünü, sesini çıkartamayanların sesi olur. Sözünü edemeyenlerin sözü olur" dedi.

Kadaifçi şöyle konuştu:

"Dolayısıyla hukukun kendi başına bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Ben düşünmüyorum. Toplumsal ilişkilerin bir ürünüdür hukuk. Dolayısıyla, burada bir patronun yani bir kozmetik patronunun, duruşma salonunda, ailelere bakıp, bunlar benim üzerimden prim kasmaya çalışıyor. Efendime söyleyeyim avukatlar benim üzerimden prim kasmaya çalışıyor. Ben zaten büyük bir balinayım. Ben zaten büyük bir patronum demesi, diyebilmesi, buna cüret edebilmesi hukuk rejimiyle, Türkiye'deki mevcut hukuk rejimiyle doğrudan alakalıdır ve aşağılık bir harekettir. Yani bu yanlış bir harekettir. Dolayısıyla biz burada yalnızca Ali Osman Akat veya Dilovası patronları değil aslında onları var eden bir toplumsal ilişkiler bütününe karşı bir savunma yapıyoruz. Onun bunun altında ezilen, bunun altında yakılarak katledilen 7 tane insanın avukatlığını yapıyoruz.

Bu yüzyıllarca böyle oldu. Türkiye tarihinde de bir sürü avukat bu işi yaptı. Soma'da yaptılar, Hendek'te yaptılar. Halen bir sürü arkadaşımız yapıyor. Birkaçı cezaevinde. Dolayısıyla bu soruşturmalar devam bu soruşturmalar ve bizim yaşadığımız meseleler toplumsal ilişkilerden alakasız değil. Dilovası davası Türkiye'deki hukuk rejimi, Türkiye'nin toplumsal ilişkileriyle bütünlüklü şekilde ilerliyor. Biz buna karşı savunma yapıyoruz. Buna karşı savunma yaptığımız için de yaptığımız hareketlerin bu bağlamda avukatlık mesleği içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Avukatlık mesleğinin içerisinde hareket ettiğimizi düşünüyoruz. O yüzden sonucun kolaylıkla yani bir sorun çıkmadan bu meselenin biteceğini umuyorum"

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.