“Torba yasa anlayışı Meclis denetimini ortadan kaldırıyor”
Genel Kurul’daki konuşmasına teklifin yöntemine itiraz ederek başlayan Kış, Tapu
Kanunu başlığı altında birbirinden tamamen farklı düzenlemelerin tek metinde
toplandığını vurguladı.
Çevre danışmanlık firmalarına verilen yeni yetkiler, TOKİ’ye mirasçılık belgesi
düzenleme imkânı, belediye şirketlerine yönelik sınırlamalar, Hazine taşınmazları ve
2B arazilerine ilişkin hükümler gibi çok sayıda başlığın aynı teklif içinde yer aldığını
belirten Kış, bu yaklaşımın Meclis’in yasama kalitesini düşürdüğünü ifade etti.
Kış, “Birbiriyle ilgisiz onlarca düzenlemenin tek metne sıkıştırılması, ne sağlıklı bir
tartışmaya ne de etkin bir denetime imkân tanır” dedi.
“Belediyelerin ekonomik iradesi merkeze bağlanıyor”
Teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden birinin belediyelere ilişkin hükümler olduğunu
belirten Kış, 17’nci maddeyle belediyelerin şirket kurma, ortak olma, sermaye koyma
ve hisse edinme gibi faaliyetlerinin Cumhurbaşkanı iznine bağlandığını söyledi.
Bu düzenlemenin yalnızca teknik bir değişiklik olmadığını ifade eden Kış, son yıllarda
belediyelerin mali ve idari açıdan sistemli biçimde sınırlandırıldığını savundu. İller
Bankası payları, artan gider kalemleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklara
dikkat çeken Kış, yeni düzenlemeyle yerel yönetimlerin ekonomik karar alma alanının
tamamen daraltıldığını dile getirdi.
“Denetim hukuk devletinin aracıdır, izin rejimi ise siyasi vesayetin aracıdır” diyen Kış,
bu yaklaşımın yerel yönetim özerkliğiyle bağdaşmadığını ifade etti.
“Acele kamulaştırma istisna olmaktan çıkarılıyor”
Teklifte yer alan acele kamulaştırma düzenlemesine de geniş yer ayıran Kış, bu
yöntemin hukuken olağanüstü durumlar için öngörüldüğünü hatırlattı.
Sosyal konut gerekçesiyle acele kamulaştırmanın yaygınlaştırılmasının mülkiyet
hakkı açısından ciddi riskler doğurduğunu belirten Kış, bu uygulamayla vatandaşların
yargı süreci tamamlanmadan fiilen mülkiyetlerini kaybedebileceğini söyledi.
Kış, “Barınma hakkı korunmalı ancak bu, başka bir yurttaşın mülkiyet hakkının
ölçüsüz biçimde sınırlandırılması anlamına gelemez” değerlendirmesinde bulundu.
“Çevre ve mühendislik alanında yeni riskler”
Zemin ve temel etütlerine ilişkin düzenlemelerin de teklifin önemli başlıklarından biri
olduğunu belirten Kış, yetkilendirme ve denetim süreçlerinin tamamen Bakanlığa
bırakılmasını eleştirdi.
Bu hizmetlerin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişilere verilmesinin
mühendislik meslek alanını daraltabileceğini ifade eden Kış, denetim süreçlerinin
belirsizliğine dikkat çekti.
Ayrıca bu hizmet bedellerinin artırılmasına yönelik geniş yetki verilmesinin yasama
yetkisinin devri anlamına gelebileceğini belirtti.
“Hazine taşınmazlarında belirsizlik ve merkezileşme”
Teklifin 18 ve 19’uncu maddelerinde Hazine taşınmazlarının “atıl” olduğu
gerekçesiyle tahsislerinin iptal edilmesini de değerlendiren Kış, “atıl taşınmaz”
kavramının açık şekilde tanımlanmadığını vurguladı.
Bu belirsizliğin, taşınmazların hangi kriterlerle ve hangi kamu yararı gerekçesiyle
Bakanlığa devredileceği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını ifade eden Kış,
yerel yönetimlerin planlama süreçlerinin devre dışı bırakıldığını söyledi.
Kış’a göre bu düzenleme, taşınmazların etkin kullanımından çok, karar yetkisinin
merkezde toplanması anlamına geliyor.
“2B arazileri: Süre uzatımı çözüm değil”
2B arazilerine ilişkin süre uzatımlarının geçmişte de denendiğini hatırlatan Kış, bu
yöntemin sorunu çözmediğini ifade etti.
Asıl meselenin bu taşınmazların kime, hangi bedelle ve hangi kamu yararı
çerçevesinde satıldığı olduğunu belirten Kış, şeffaf ve adil bir sistem kurulmadan
yapılan düzenlemelerin sorunu yalnızca ertelediğini söyledi.
“Deprem konutlarında denetim ve şeffaflık sorunu”
Depremzedelere sağlanan hibe ve kredilerin haczedilememesini olumlu bulduklarını
ifade eden Kış, aynı düzenleme kapsamında Kentsel Dönüşüm Başkanlığına verilen
geniş yetkilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Teslim alınmayan konutların bedelsiz devri ve ihale dışı satış gibi uygulamaların
denetim ve şeffaflık açısından riskler barındırdığını dile getirdi.
“Bu teklif teknik değil, sistem tercihi”
Konuşmasının sonunda teklifin kapsamına dikkat çeken Kış, düzenlemenin yalnızca
teknik değişiklikler içermediğini, aksine geniş bir yönetim anlayışını yansıttığını ifade
etti.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin daraltılması, mülkiyet hakkına müdahale ihtimali ve
denetim mekanizmalarının zayıflaması gibi başlıkların birlikte değerlendirildiğinde
ortaya çıkan tablonun ciddi olduğunu belirten Kış, Meclis’in temel görevinin yürütmeyi
denetlemek olduğunu vurguladı.
Kış, teklifin mevcut haliyle kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, düzenlemenin
daha şeffaf, katılımcı ve hukuki güvenceyi esas alan bir yaklaşımla yeniden ele
alınması çağrısında bulundu.