Gerçek Muhabir

Güldem Atabay'dan "varlık barışı" uyarısı: Vergi adaleti zedelenirse toplumsal güven de zedelenir

GÜNDEM

Resmi Gazete'de yayımlanan yeni düzenleme kapsamında yurt dışındaki varlıkların Türkiye'ye bildirilmesine yönelik varlık barışı uygulaması yeniden hayata geçirildi. İktisatçı Güldem Atabay, uygulamanın geçmiş varlık barışlarından daha geniş kapsamlı olduğunu belirterek, "Vergi adaleti zedelenirse sadece bütçe değil, toplumsal güven de zedelenir" dedi.

Resmi Gazete'de yayımlanan "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile varlık barışı uygulaması yeniden hayata geçirilirken, yurt dışı kazançlara uzun süreli vergi istisnası, İstanbul Finans Merkezi ve nitelikli hizmet merkezlerine yönelik kapsamlı vergi avantajları ile kamu alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler de yürürlüğe girdi.

Kanunla birlikte "varlık barışı" kapsamında yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesine imkan tanındı. Türkiye'de bulunmakla birlikte kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklar da aynı tarihe kadar beyan edilebilecek. Düzenleme uyarınca bildirilen varlıklar üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınacak. Ancak söz konusu varlıkların belirli vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulacağının taahhüt edilmesi halinde uygulanacak vergi oranı, taahhüt süresine bağlı olarak yüzde 0 ile yüzde 4 arasında değişecek. Düzenleme, yurt içi ve yurt dışındaki kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlarken, beyan edilen varlıklara ilişkin vergi avantajı sağlıyor.

"EKONOMİK VE AHLAKİ ANLAMDA GERÇEK BİR BARIŞTAN SÖZ EDEMEYİZ"

Ekonomist Güldem Atabay, varlık barışı ve vergi istisnası düzenlemeleri ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Atabay, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye bildirilmesi ve vergi mükellefi olmayan kişilere yönelik getirilen yeni vergi istisnalarını içeren düzenlemeyi teknik olarak bir "varlık barışı" başlığı altında değerlendirmenin mümkün olduğunu, ancak ekonomik ve ahlaki anlamda gerçek bir barıştan söz etmenin zor olduğunu vurguladı.

Atabay, esas olarak yurt dışındaki para, altın, döviz, menkul kıymet ve sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027’ye kadar Türkiye’ye bildirilmesi halinde vergi incelemesi ve ek tarhiyat yapılmamasının öngörüldüğünü aktararak, "Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışı kazançlarına 20 yıl gelir vergisi istisnası getiriliyor. Bu yönüyle önceki varlık barışlarından daha geniş ve daha uzun vadeli bir vergi ayrıcalığı içeriyor" ifadelerini kullandı. 

"GEÇMİŞ UYGULAMALARIN EKONOMİYE KALICI KATKISI SÖYLENEMEZ"

Geçmiş varlık barışı uygulamalarının Türkiye ekonomisine yansımalarını değerlendiren Güldem Atabay, önceki adımların ekonomiye kalıcı ve ölçülebilir bir katkı sağladığının söylenemeyeceğini ifade etti. Dönem dönem sisteme para girişinin olmuş olabileceğini söyleyen Atabay, "Ancak bu girişlerin üretime, yatırıma, istihdama ya da vergi tabanının kalıcı biçimde genişlemesine ne kadar dönüştüğü tartışmalı. Türkiye’de sorun kaynak girişinden çok güven sorunu. Hukuk devleti, öngörülebilir vergi sistemi ve kurumsal güven olmadan gelen para da çoğu zaman kalıcı yatırım sermayesine dönüşme" dedi. 

"NE KADAR SERMAYE GİRİŞİ OLACAĞINI NET TAHMİN ETMEK MÜMKÜN DEĞİL"

Atabay, yeni düzenleme ile Türkiye’ye ne kadar sermaye girişinin gerçekleşebileceği sorusunu yanıtlarken, bu konuda net bir tahmin yapmanın mümkün olmadığını söyledi. Bu tür düzenlemelerde gerçek tutarın sadece vergi oranına ya da muafiyete bağlı olmadığını ifade eden Atabay, "Siyasi risk algısı, kur beklentisi, finansal sistemin güvenilirliği ve servetin kaynağına ilişkin uluslararası denetim mekanizmaları da belirleyici. Kısa vadede belli bir giriş olabilir ama bunu doğrudan üretken sermaye girişi gibi okumamak gerekir" uyarısında bulundu.

Düzenlemenin kayıt dışı servetlerin sisteme kazandırılması açısından etkinliğinin de sınırlı kalabileceğine işaret eden Atabay, düzenlemenin servetin kaynağına ilişkin güçlü denetim mekanizmalarıyla birlikte çalışmaması durumunda kayıt dışılığı azaltmayacağını belirtti. Atabay, aksine bu durumun kayıt dışı servet sahiplerine tekrar tekrar "Bekleyin, nasıl olsa yeni bir af gelir" mesajı vereceğini ve bu durumun da vergi ahlakını bozacağını dile getirdi.

"SÜREKLİ VARLIK BARIŞI ÇIKARILMASI VERGİ AHLAKINI VE UYUMUNU OLUMSUZ ETKİLER"

Sürekli varlık barışı çıkarılmasının vergi ahlakı ve vergi uyumu üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Atabay, bu konuyu en kritik meselelerden biri olarak tanımladı. Atabay, sürekli varlık barışı çıkarmanın, vergisini düzenli ödeyen ücretli, esnaf, KOBİ ve kayıtlı şirketler açısından ciddi bir adaletsizlik duygusu yaratacağına dikkati çekerek, "Vergi uyumu sadece denetimle değil, adalet inancıyla sağlanır. Vatandaş, sistemin güçlüye ayrıcalık tanıdığına inanırsa vergi ödeme motivasyonu zayıflar" değerlendirmesinde bulundu.

"DIŞARIDAN GELENE 20 YIL İSTİSNA TANINIYORSA SOSYAL ADALET NASIL SAVUNULACAK?"

Son üç yılda Türkiye'de mükellef olmayan kişilere getirilen 20 yıllık vergi istisnasının hangi grubu hedeflediğini ve ne anlama geldiğini açıklayan Atabay, bu düzenlemenin Türkiye’ye yerleşmeyi düşünen yüksek servet sahibi bireyleri, uluslararası yatırımcıları, finansal varlık sahiplerini ve yurt dışı gelirleri yüksek grupları hedefliyor "gibi" göründüğünü ifade etti. Ancak burada ciddi bir sorun olduğunu belirten Atabay, "Türkiye kendi vatandaşından, ücretlisinden, emeklisinden, küçük işletmesinden dolaylı vergilerle yüksek kaynak toplarken, dışarıdan gelen yüksek gelir grubuna 20 yıllık istisna tanıyorsa bu sosyal adalet açısından nasıl savunulacak?" dedi. 

"BU TEŞVİK POTANSİYEL BİR VERGİ GELİRİNDEN VAZGEÇİLMESİ ANLAMINA GELİR"

Söz konusu teşvikin kamu maliyesi üzerindeki etkilerini de ele alan Atabay, düzenlemenin kısa vadede bazı finansal girişler sağlayabileceğini fakat kamu maliyesi açısından potansiyel bir vergi gelirinden vazgeçilmesi anlamına da geldiğini ifade etti. Bu uygulamanın uzun vadede ekonomik kazanç yaratması için belirli şartların sağlanması gerektiğini kaydeden Atabay, "Uzun vadede ekonomik kazanç yaratması için bu varlıkların üretime, teknolojiye, ihracata, istihdama ve kalıcı yatırıma dönüşmesi gerekir. Aksi halde bu, kalkınma politikası değil, yüksek servet sahipleri için vergi avantajı rejimi olur" ifadelerini kullandı. 

Türkiye’nin mevcut ekonomik ihtiyaçlarına dikkati çeken Güldem Atabay, "Benim açımdan Türkiye’nin ihtiyacı yeni varlık barışları değil, adil, öngörülebilir, geniş tabanlı ve herkesin mali gücüne göre vergi ödediği bir sistem. Vergi adaleti zedelenirse sadece bütçe değil, toplumsal güven de zedelenir" yorumunu yaptı. 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.