YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın
2026 yılı üçüncü Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e
yükseltmesini değerlendirdi.
Merkez Bankası’nın 2026 için ilan ettiği ara hedefin yüzde 24 olduğuna dikkat çeken
Genç, bir yıl önce aynı yıl için yüzde 16’lık ara hedef açıklandığını, bu hedefin mayıs
ayında yüzde 24’e çıkarıldığını hatırlattı.
Genç, “Merkez Bankası bugün kendi enflasyon tahminini, kendi koyduğu ara hedefin
4 puan üzerine çıkardı. Bir yıl önce 2026 için yüzde 16’lık ara hedef açıklanmıştı.
Mayıs ayında bu hedef yüzde 24’e çıkarıldı. Şimdi Merkez Bankası’nın kendi tahmini
yüzde 28’e ulaştı. Hedef, ekonomiye yön veren bir çıpa olmaktan çıkıp gerçekleşen
enflasyonun arkasından koşan bir rakama dönüşüyorsa burada ciddi bir güven
sorunu vardır” ifadelerini kullandı.
“ENFLASYONUN YAVAŞLAMASI, HAYAT PAHALILIĞININ BİTMESİ DEĞİLDİR”
İktidarın aylardır “enflasyon düşüyor” söylemini kullandığını belirten Genç, enflasyon
oranındaki gerilemenin fiyatların düşmesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, şöyle
konuştu:
“Vatandaşa aylardır ‘enflasyon düşüyor’ deniliyor. Oysa vatandaşın gördüğü şey
fiyatların düşmesi değil. Market etiketi geri gelmiyor, kira geri gelmiyor, elektrik,
ulaşım ve temel ihtiyaçların fiyatı geri gelmiyor. Fiyatlar temmuz ayında geçen yılın
aynı ayına göre yüzde 31,75 daha yüksek. Enflasyonun hızının yavaşlaması, hayat
pahalılığının ortadan kalkması değildir.”
Merkez Bankası’nın kendi araştırmalarının da vatandaşın enflasyona ilişkin
kaygısının sürdüğünü gösterdiğini söyleyen Genç, hanehalkının 12 ay sonrası
enflasyon beklentisinin yüzde 44,94 olduğunu, önümüzdeki 12 ayda enflasyonun
düşmesini bekleyenlerin oranının ise yüzde 17,63’te kaldığını kaydetti.
Genç, “Kağıt üzerindeki dezenflasyon vatandaşa güven vermiyorsa, sadece
rakamların yönünü göstererek başarı hikayesi yazamazsınız” dedi.
“İKTİDAR KENDİ BELİRLEDİĞİ FİYATLARDA, VERGİLERDE NEDEN
ENFLASYON DİSİPLİNİ GÖSTERMİYOR?”
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın kart harcamalarının gerilediği, talep
koşullarının enflasyonu düşürücü düzeye geldiği ve kredi büyümesinin yavaşladığı
yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Genç, uygulanan ekonomi programının
maliyetinin büyük ölçüde vatandaş ve reel sektör üzerinde bırakıldığını söyledi.
“Vatandaş harcamasını kısmış, krediye ulaşmak zorlaşmış, iç talep zaten frenlenmiş
durumda” diyen Genç, Merkez Bankası’nın yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki
artışın genel enflasyonun üzerinde olduğuna yönelik tespitlerine ilişkin, “Gıda
fiyatlarının ve kamunun belirlediği ya da yön verdiği fiyatların da enflasyon tahmininin
yükselmesinde rol oynadığı açıkça ifade ediliyor. O zaman iktidara sormak gerekiyor:
Vatandaşın tüketimini kısmak kolay. Peki iktidar kendi belirlediği fiyatlarda, vergilerde,
enerjide ve gıda politikalarında neden aynı enflasyon disiplinini göstermiyor?” diye
konuştu.
“CÜZDANI SOĞUTTULAR, MARKET ETİKETİNİ SOĞUTAMADILAR”
Enflasyonla mücadelenin yalnızca iç talebi baskılayarak yürütülemeyeceğini
vurgulayan Genç, ekonomi yönetimine şu sözlerle tepki gösterdi:
“Enflasyonla mücadele yalnızca vatandaşa ‘daha az harca’, esnafa ‘daha pahalı kredi
kullan’, sanayiciye ‘finansmana daha zor ulaş’ demek değildir. İktidar enflasyonla
mücadele adı altında vatandaşın cüzdanını soğuttu ama market etiketini
soğutamadı.”
Merkez Bankası’nın enflasyon hedef ve tahminlerinde yapılan yukarı yönlü
revizyonların ekonomi yönetimine duyulan güveni zedelediğini belirten Genç,
sözlerini şöyle tamamladı:
“Her yeni raporda hedefi veya tahmini yukarı taşıyıp ardından ‘program çalışıyor’
demek, vatandaşın yaşadığı gerçekle bağdaşmıyor. Türkiye’nin sorunu yalnızca
yüksek enflasyon değil, sürekli ertelenen hedefler ve kaybolan güven sorunudur.
Vatandaş artık yeni bir enflasyon hedefi değil; markette, pazarda, kirada ve faturada
gerçekten hissedeceği bir fiyat istikrarı görmek istiyor.”