CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan ve
2026-2035 yıllarını kapsayan “Aile ve Nüfus Genelgesi” ile medya ve dijital mecralara yönelik
denetim planlarını sert sözlerle eleştirdi.
Bankoğlu, iktidarın "cinsiyetsizleştirme ile mücadele" adı altında toplumu kutuplaştırdığını,
ancak çocukların yoksulluğuna ve iş cinayetlerine göz yumduğunu vurguladı.
BEBEK MAMASINA ALARM TAKILIRKEN HANGİ NÜFUSTAN BAHSEDİYORSUNUZ?
Bankoğlu şunları söyledi:
Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla 2026-2035 Aile ve Nüfus Yılı adıyla sunulan genelgede,
gençlerin evlilik ile ailelerin daha çok çocuk yapması istenerek nüfusun artırılması
planlanmaktadır. Aile kurumunun yine küresel yapılarca yıpratıldığını ve cinsiyetsizleştirme
propagandasının yapıldığı yine genelgede uzun uzun anlatılmış. AKP’nin her eksiğinde dış
güçler masalına sarılması bir acziyet göstergesidir. Evlilik ve çocuk sayısında son yıllarda bir
azalma olduğu açık; ancak bunu tümüyle dış güçlerin propagandasına ve bireysel özgürlük
arayışlarına bağlamak da bir o kadar yanıltıcıdır. AKP, dünyanın en acı nüfus politikasını
uygulamaktadır: milyonları açlık sınırı altında bir gelirle yaşamaya zorlayarak yoksulluğu tüm
toplum kesimlerine yaymıştır. Genç işsizliğin Avrupa rekoru kırdığı, asgari ücretle çalışan
oranının yüzde 50’lere ulaştığı bir ülkede gençler nasıl evlenecek? Geçim şartlarının her
geçen gün zorlaştığı, temel gıdadan kiraya ekonomik yıkımın olağan hale geldiği yerde evliler
neye güvenerek çocuk yapsın? Üstelik güvenliğin yanı sıra eğitim, sağlık gibi masrafların ne
düzeyde arttığı da herkesin malumudur.
Bu genelge 22 yıllık bir çürümenin, ekonomik yıkımın ve kendi yarattıkları cehennemi örtbas
etme çabasının yeni bir kılıfıdır. Cinsiyetsizleştirme söylemi bu yönüyle aldatıcıdır. Halkın
gerçek sorunlarına kör olan bu zihniyet, çocukları ve kadınları korumak yerine onları kendi
ideolojik cenderesine hapsetmek istiyor. Saray rejimi, toplumu cinsiyetsizlik tehlikesi gibi
hayali düşmanlarla oyalarken; sokaktaki gerçek tehlike açlıktır, sefalettir, geleceksizliktir! Siz
hangi aileden, hangi nüfus artışından bahsediyorsunuz? Bugün bu ülkede gençler kafede bir
çay içmeye korkuyor. Asgari ücretin ev kirasının yarısına bile yetmediği, sıradan bir düğün
yapmanın milyonlarca liraya mal olduğu bir düzende gençler nasıl yuva kuracak? Marketlerde
bebek mamalarının kilitli dolaplarda satıldığı, peynire, yağa hırsızlık alarmı takıldığı bir ülkede
vatandaşa "çocuk yap" demek, en hafif tabirle milletle alay etmektir.
SİZİN DERDİNİZ AİLE DEĞİL, TEK TİP BİR TOPLUM YARATMAK
Kendi bakamadığı çocuğun, kurduramadığı yuvanın hesabını vermeyen iktidar, şimdi
vatandaşın yaşam tarzına bekçilik yapmaya soyunuyor. Kendi yandaşları lüks hayatlar
yaşarken; açlık sınırı altında milyonlarca insana sadece ölümü, yoksulluğu ve sömürüyü reva
görüyorlar. Staj maskesiyle MESEM'lerde ucuz iş gücü olarak fabrikaların dişlileri arasına
attığınız, iş cinayetlerinde can veren o çocukların hesabını verdiniz mi de şimdi aileyi
korumaktan bahsediyorsunuz? Çocuklar sokaklar çetelerin ve uyuşturucunun
pençesindeyken toplumu oyaladınız; bugün çıkmış dijital mecraları denetlemekten
Av. Aysu BANKOĞLU
Bartın Milletvekili
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi
Tel: 0 (312) 420 61 24-25
E-posta: aysu.bankoglu@tbmm.gov.tr
bahsediyorsunuz. Bugün yaşanan tüm bu sorunların tek sorumlusu sizsiniz. Sizin derdiniz
çocuklar veya aile değil, sizin derdiniz tek tip bir toplum yaratmak!
KUTSAL AİLE DENİLEN ŞEY ORTA ÇAĞ KARANLIĞIDIR!
Bu genelgenin satır aralarına gizlenen aşırı cinsiyetçi, ataerkil dil, iktidarın asıl niyetini ele
vermektedir. Bunların "kutsal aile" dediği şey; kadını eve hapseden, sadece ücretsiz bakıcı
olarak gören Orta Çağ karanlığıdır. Kadına kendi soyadını kullanmayı bile bir lüks gören,
Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayan bu anlayış, aileyi bir sevgi ve dayanışma bağı değil,
erkeğin tahakküm kurduğu bir alan olarak kurguluyor. Kadını şiddetten koruyan İstanbul
Sözleşmesi'nden bir gecede çıkanlar, bugün ailenin korunması diyerek aslında erkek
egemenliğini kutsuyor. Aileyi muhafazakar bir kılıfla kutsallaştırarak, kadının uğradığı şiddeti,
emeğinin görünmez hale gelmesini ve en temel birey olma hakkını yok edemezsiniz.
CİNSİYETSİZLEŞME DEĞİL, KİMLİKSİZLEŞTİRME VE YOKSULLAŞTIRMA!
Vatandaşına temel gıdayı dahi çok gören, çocuğunun beslenme çantasına bir yumurta
koyamayan anneyi çaresiz bırakan bu iktidar; şimdi kalkmış kadınlardan daha çok çocuk
istiyor. Aileler yoksul, aileler perişan! Devletin görevi insanların yaşam tarzına ayar vermek
değil; her çocuğa eşit eğitim, her gence iş, her aileye insanca yaşayacak bir asgari koşul
sağlamaktır.
Bu genelge, çökmüş ekonominin ve bitik bir siyasetin üzerini örtmek için piyasaya sürülmüş
ucuz bir kültür politikası aracıdır. 23 yıldır insanlar bıktı. Tüm Türkiye biliyor ki; bu bir aile
koruma planı değil, bir baskı ve yasak planıdır. Halkın derdi sizin uydurduğunuz suni savaşlar
değil; geçimdir, adalettir, eşitliktir! Bizler; kadınların eşit, çocukların tok ve güven içinde
olduğu laik, demokratik bir Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Gençlerin
geleceğe umutla baktığı, kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olduğu, yoksulluğun ve
çocuk şantiyede değil, okulda olduğu bir Türkiye’yi kuracağız.