Gerçek Muhabir

CHP’li Aşkın Genç: “Diyanet’in 1 dakikalık harcaması 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk geliyor”

SİYASET

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yılın ilk iki ayında dış borçlar için 4,4 milyar dolar faiz ödediğini belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcamaları ile emekliye verilen bayram ikramiyesi arasındaki farka dikkat çeken Genç, “Diyanet’in sadece bir dakikalık harcaması yaklaşık 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk geliyor” dedi.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ekonomi
politikaları ile kamu harcamaları ve emeklilere yönelik ödemeler arasındaki farkı gündeme
getirdi.
Türkiye’nin dış borç faiz yüküne ve bütçe önceliklerine değinen Genç, yaklaşan Kurban
Bayramı öncesinde emeklilere verilen bayram ikramiyesinin düzeyine dikkati çekti. Genç,
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcama büyüklüğü ile emekli ikramiyesi arasındaki
karşılaştırmanın, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme
taşıdığını ifade etti.
CHP’li Genç konuşmasında şunları ifade etti:
“Türkiye ekonomisinin en net göstergesi artık üretim, yatırım, istihdam değil. Faiz yüküdür.
Sadece yılın ilk iki ayında bu ülke, dış borçları için 4,4 milyar dolar faiz ödedi. Altını çiziyorum:
Ana para değil, yatırım değil, sadece faiz. Üstelik bu yükün nasıl paylaşıldığına baktığınızda
tablo daha da çarpıcı hale geliyor. Bu ödemenin 1,8 milyar doları kamu ve Merkez Bankası
tarafından, 2,6 milyar doları ise bankalar ve reel sektör tarafından karşılanıyor. Yani bu
maliyet sadece bütçede duran bir kalem değil; üretenin, yatırım yapanın, kredi kullananın
maliyetidir. Sonuçta dönüp dolaşıp vatandaşın cebine yansıyan bir yük haline gelmektedir.
Bugün sanayici yatırım kararını alırken bu maliyeti düşünüyor. Esnaf krediye ulaşırken bu
maliyetle karşılaşıyor. Çiftçi üretim yaparken bu yükün altında eziliyor. Türkiye ekonomisi
üretimle değil, faiz ödeyerek dengede tutulmaya çalışılan bir yapıya sürüklenmiştir. Bu tablo
sürdürülebilir değildir. Bu tablo, büyümenin değil, günü kurtarmanın tablosudur.
“Emekli artık bayram ikramiyesiyle kurban kesmeyi bırakın, 4 kilo kıymayı zor alıyor”
Kurban Bayramı yaklaşıyor. Bu ülkede 17 milyonun üzerinde emekli bayram ikramiyesi
alacak. Ne kadar alacak? 4 bin lira. 4 bin lira, bugünün gerçeklerinden uzak bir rakamdır. Aynı
dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı 2026 yılı için vekaletle kurban kesim bedelini açıkladı. Yurt
içinde 18 bin lira, yurt dışında 7 bin lira. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda tabloyu herkes
net bir şekilde görüyor. 2018 yılında emekliye bayram ikramiyesi verilmeye başlandığında
tutar bin liraydı. Aynı yıl vekaletle kurban kesim bedeli 850 liraydı. Yani emekli, aldığı

ikramiyeyle kurban kesebilecek durumdaydı. Bugün gelinen noktada emekli 4 bin lira alıyor,
kurban bedeli ise 18 bin liraya çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle; yıllar içinde kurban bedeli
katlanarak artarken, emeklinin bayram ikramiyesi aynı hızla artmamış, aralarındaki mesafe
her geçen yıl daha fazla açılmıştır. Emekli artık bayram ikramiyesiyle kurban kesmeyi bırakın,
4 kilo kıymayı zor alıyor. Bugün emekli bayramı bayram gibi yaşayabilmek için değil, ‘nasıl
idare ederim’ diye düşünerek karşılamaktadır.
“Diyanet yılın ilk üç ayında 46 milyar 436 milyon lira harcadı”
Diyanet İşleri Başkanlığı 2026’nın sadece ilk üç ayında 46 milyar 436 milyon lira harcadı.
Emekliye bir bayramda verilen ikramiye 4 bin lira. Diyanet’in sadece bir dakikalık harcaması,
yaklaşık 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk geliyor. Tabloyu sadece bir sayı olarak
görmeyin. Bu, kamunun harcama önceliklerinin nasıl şekillendiğinin açık bir göstergesidir.
Sonra da çıkıp emekliye 4 bin lirayı reva görüyorlar. Ortaya çıkan mesele çok açık; sorun para
yokluğu değil, paranın nereye harcandığıdır.
“Sosyal devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında duran devlettir”
Bir tarafta milyarlarca doları faize ödeyen bir ekonomi, diğer tarafta bayramda 4 bin liraya
mahkum edilen milyonlarca emekli var. Bir tarafta kaynakların faize yönlendirildiği bir düzen,
diğer tarafta bayram sevincini bile yaşayamaz hale getirilen insanlar var. Bir tarafta bütçenin
önemli bir kısmı borç maliyetlerine giderken, diğer tarafta toplumun en kırılgan kesimleri
ayakta kalmaya çalışıyor. Bu tabloyu ekonomi yönetimiyle açıklamak mümkün değildir. Faize
milyarlar bulan, emekliye geldiğinde ise 4 bin lirayı reva gören bir anlayış, sosyal devlet
anlayışıyla bağdaşmaz. Sosyal devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında duran devlettir.
Sosyal devlet, bayramda insanına bayramı yaşatabilen devlettir. Bayram dediğimiz şey
sadece takvimde yazan bir gün değildir. Paylaşmaktır, dayanışmadır, insanca yaşamaktır.
Bugün milyonlarca emekli için bayram, ne yazık ki bayramı ifade etmemektedir. Türkiye’nin
ihtiyacı olan şey; faize giden kaynakları azaltan, üretimi destekleyen ve en önemlisi
vatandaşına adil davranan bir ekonomik anlayış. Bu anlayış olmadığı sürece ne emekli rahat
eder ne üretici nefes alır ne de toplum huzur bulur. Aksi halde bu tabloyu konuşmaya devam
ederiz ama sadece konuşmakla kalır, değiştiremeyiz.”

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.