İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, “Vatan Emniyet’e girdiğimde ben buradan çıkamam diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılıyor. Duruşmada öğle arasının ardından Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’i savunmasına geçildi.
Üzerine atılı suçları işlemediğini ve hayatı boyunca yasalara uygun bir şekilde yaşadığını belirten Türker, şunları söyledi:
“Ne iddia edildiği gibi yasa dışı bir örgüte üye oldum ne de dolandırıcılık yaptım. 2021 yılı mayıs ayında işe başladığım İBB iştiraki olan Medya AŞ’nin hukuka uygun ve kamuya faydalı olacak şekilde faaliyetlerde bulunmasına özen gösterdim. Buna rağmen hakkımda soyut ve hatalı isnatlarla huzurunuzdaki bu dava açılmış olup bu iddiaların doğru olmadığını ortaya koymak adına savunma yapacağım. Ben 15 aydır cezaevinde olduğum için, bekar olduğum için çocuklarımı da annemle babam okutuyor, sağ olsunlar, Allah razı olsun ikisinden de. Bu süreçte annem aktivist oldu mecburen. Benimle ilgili, tutuklulukla ilgili yapılan haksızlıklarla ilgili her türlü aktivite ve etkinliğe katıldı, bize ses olmak için. Annemle babam da Nevşehirliler. Dolayısıyla aslında gayet geleneksel, ataerkil diyebileceğim ama aynı zamanda çok aydın, eğitime de önem veren bir ailede büyüdüm.”
“DENETİMLERDEN ALNIMIN AKIYLA ÇIKTIM”
Türker, 2021 yılının mayıs ayından tutuklandığı tarihe kadar Medya AŞ Genel Müdürü olarak görev yaptığını anımsatarak şöyle devam etti:
“30 yıla yakın bir süre sadece kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yönetici olarak çalıştım. Bu şirketlerin tamamından da profesyonel bir istekle ayrıldım. Başka bir iş teklifini değerlendirmek üzere ayrıldım. Hayatımda sadece 3 defa işe ara verdim. Bir tanesinde 25 yaşındaydım, bir kalp operasyonu geçirmem gerekiyordu. 1 ay kadar öyle ara verdim. Diğer 2 tanesinde de 2 kızımın hamilelik sürecinde 4 ay 10 günlük bir sürede işe döndüm. Dolayısıyla onun dışında şu son 15 aylık tutukluluk durumu dışında hiç iş hayatına ara vermedim. Çalıştığım şirketlerde de hem uluslararası iç denetimlerden hem sektörüne göre SPK, Rekabet Kurumu, BDDK, Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sayıştay gibi ilgili sektörün kurumlarınca yürütülen denetimlerden hiçbir bulgu almadan alnımın akıyla çıktım. Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya AŞ’de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir.
“ÜLKEM ADINA UTANÇ DUYUYORUM”
Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından Medya AŞ’de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim, hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya AŞ’de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı. 10 yıldır aynı evde, Acarkent’te oturuyorum. Çocuklarım aynı okullarına gidiyorlar. Yurt içi, yurt dışında her sene aynı yere gidiyorum, aynı uçaklara biniyorum, aynı otellerde kalıyorum. Tarafıma iş teklifi geldiğinde benden beklenen, Medya AŞ’nin kârlı, verimli ve kurumsal bir organizasyon haline getirilmesiydi. Gerek yaptığım yapısal değişiklikler gerekse de ticari faaliyetlerimizdeki verimli uygulamalar neticesinde Medya AŞ zarar eden bir şirketten kâr eden bir şirket hâline geldi.”
“GİZLİ TANIK BEYANIYLA TUTUKLANDIM”
Medya AŞ’ye geçiş sürecini de Türker, şöyle anlattı:
“Bunun 2 tane temel sebebi var. Bir tanesi başarma arzusu diyeyim, azim diyeyim. Hırs kelimesi biraz daha yıkıcı olduğu için onu tercih etmiyorum. Sürekli tekrar ettiğim için bu firmalarda, kendimi tekrar ediyor hissettim ve yeni bir şeyi öğrenmek, deneyimlemek için İBB’ye geçtim. İkincisi de fayda sağlama arzusu. Sonuç olarak ben bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi de eğitim aldım. Eğitim kalitesi hakikaten çok iyiydi o dönemde. Tüm iyi niyetime 19 Mart sabahı 05.30-06.00 sularında ani bir olay oldu. Kapım çalındı, ben kendim açtım o zaman. O anki hatıralarımı yaşıyorum. Gözaltına alındım. Vatan Emniyet’e girdiğimde ben buradan çıkamam diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi. Gerçi bence Vatan Emniyet’teki nezarete göre gerçekten çok daha şeydir, iyidir. Çıkarıldığım mahkemece rüşvet almak suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim ama örgüt suçundan serbest bırakılmama karar verdi mahkeme. Sadece gizli tanık Çınar’ın yalan beyanıyla rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. Çünkü çıkan iddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat edilmiyor. Rüşvete konu edilebilecek bir eylem de ileri sürülmüyor. İddianamede benimle ilgili Medya AŞ’nin Genel Müdürü sıfatıyla imzam bulunan bazı işlerde usulsüzlükler olduğu ileri sürülmektedir.”