Rızvanoğlu’nun konuşmasının detayları şu şekilde:
TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti Grubu'nun Meclis araştırması önerisi üzerine söz alan
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, kamuoyunda "Süper İzin Yasası" olarak
bilinen düzenlemenin kabul edildiği gün yaptıkları uyarıları hatırlattı.
Rızvanoğlu, şunları söyledi:
"Geçen sene tam da bugünlerde bu Mecliste süper izin yasası olarak bilinen bir düzenleme
kabul edildi. O gün bu kürsüden defalarca bir çoğumuz uyardık. Bu düzenleme yalnızca bir
maden yasası değildi. Türkiye'nin toprağını, ormanını, merasını, zeytinliğini, suyunu ve
yaşam alanlarını şirketlerin kısa vadeli çıkarlarına teslim eden bir yasaydı. Yasaya karşı
Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlarımız, doğa savunucuları ve üreticiler günlerce
Meclisin hemen yanındaki parkta nöbet tuttu. O insanlar yalnızca kendi köylerini değil,
Türkiye'nin ortak geleceğini savunuyordu. Maalesef hep birlikte bir kez daha haklı çıktık."
"Türkiye mega maden ruhsatlarıyla adeta parsel parsel bölündü"
Yasanın kabul edilmesinden sonra maden ruhsatlarında yaşanan artışa dikkat çeken
Rızvanoğlu, şöyle devam etti: "Yasanın daha birinci yılı dolmadan Türkiye mega maden
ruhsatlarıyla adeta parsel parsel bölündü. MAPEG, 317'nci grup ihale ilanıyla 67 ilde tam 485
maden sahasını ihaleye çıkardı. Satılan ruhsat sahalarının toplam alanı 318 bin 604 hektar. Bu
alan yaklaşık 446 bin futbol sahası büyüklüğünde. Neredeyse Zonguldak ilinin yüzölçümü
kadar. Ve daha altı gün önce, tam da bu yasanın yıl dönümünde, 52 ilde 115 yeni maden
sahasının ihalesine ilişkin karar yayımlandı."
"İktidar şehirleri değil, ruhsat sahalarını görüyor"
Rızvanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamlar iktidarın önceliğini açıkça gösteriyor.
İktidar Türkiye'nin haritasına baktığında şehirleri, köyleri, ormanları görmüyor. Ruhsat
sahaları görüyor. İhale numaraları görüyor."
"Türkiye'nin dört bir yanı çevre mücadelesine dönüştü"
Türkiye'nin birçok noktasında yurttaşların yaşam alanlarını korumak için mücadele verdiğini
belirten Rızvanoğlu, şu ifadeleri kullandı: "İşte bu yüzden bugün Türkiye'nin dört bir yanı bir
çevre mücadelesine dönüşmüş durumda. Giresun Sekü'de… Ordu Aybastı'da… Muş
Varto'da… Akbelen'de… Türkiye'nin dört bir yanında insanlar anayasal haklarını kullanıyor;
ana-baba yurtlarını, sularını, ormanlarını ve geçim kaynaklarını savunuyor. Peki neden?
Çünkü Çevresel Etki Değerlendirme süreçleri şirketlerin önünü açan bir formalite gibi
işletiliyor. Raporlar kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanıyor. Halkın katılımı toplantıları
halktan kaçırılıyor. Bilim insanlarının uyarıları duyulmuyor. Vatandaşlar kararları yargıya
taşıyor. Yargının uyarıları bile dikkate alınmıyor."
"Vatandaşa kalan mülksüzleştirme, yoksullaştırma ve çevre sürgünü"
Şirketler lehine yapılan uygulamaları eleştiren Rızvanoğlu, şunları kaydetti: "İktidar şirketlere
sınırsız ayrıcalık sunuyor. Şirketler için kanun değiştiriliyor. Şirketler için koruma statüleri
düşürülüyor. Şirketler için acele kamulaştırma kararları çıkarılıyor. Vatandaşa kalan ise
mülksüzleştirme… Topraksızlaştırma… Yoksullaştırma… Ve sonunda çevre sürgünü. İşte biz
bu hukuksuzca, dengesizce ve insafsızca yürütülen madenciliğe karşıyız."
"Ekolojik dengeyi esas alan yeni bir maden hukuku inşa edeceğiz"
YENİ Parti'nin çevre politikalarına da değinen Rızvanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türkiye'nin artık yeni bir çevre politikasına ihtiyacı var. Milletimizin değişim iradesiyle
kurulan YENİ Parti olarak biz, Türkiye'de ekolojik dengeyi esas alan yeni bir maden
hukukunu hep birlikte inşa edeceğiz. ÇED süreçlerini şirketlerin önünü açan bir onay
mekanizması olmaktan çıkaracağız. Bilimi kararların merkezine koyacağız. Yöre halkının
iradesini karar süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline getireceğiz. Vatan toprağımızı rantın
insafına bırakmayacağız."
Rızvanoğlu, konuşmasının sonunda DEM Parti Grubu tarafından verilen Meclis araştırma
önergesini desteklediklerini belirterek Genel Kurulu selamladı.