“MECLİS’TE BARET SESİ: ‘BU ÇIĞLIĞI DUYUYOR MUSUNUZ?”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, maden işçilerinin direnişi ve iş cinayetlerini
Meclis kürsüsünden dile getirdi. CHP’nin çözüm arayan önergesi, iktidar oylarıyla rafa
kaldırıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin grup önerisi olarak, maden işçilerinin sorunlarının ve
çözümlerinin belirlenmesini öngören önergesi görüşüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş
Karasu, söz almadan önce elindeki madenci baretini vurarak, "Bu sesi duyuyor musunuz?”
diyerek iktidar sıralarına seslendi.
“Bu ses, Meclise bir kilometre ötede dokuz gündür direnen 120 maden emekçisinin çığlığıdır”
diyen Karasu, şöyle dedi:
“Bu ses, evine ekmek götüremeyen, alın terinin karşılığını alamayan madencinin isyanıdır. Bu
sesi iyi duyun. Bu ses, siz sıcak yatağınızda yatarken, lüks konutlarınızda ısınırken yerin yedi
kat altında kömür üretip çocuğuna ekmek götüremeyen babanın isyanıdır. Bu ses, sadece
Doruk Madencilikten hakkını alamayanların değil Divriği'de işten çıkarılan madencinin, İzmir
Temel Contada 505 gündür direnen kadınların, Mersin Limanı'nda haklarını arayan liman
işçilerinin, Özel İtalyan Lisesinde İtalyan meslektaşının yedide bir maaşına mahkûm edilen
Türk öğretmenlerinin sesidir. Bu ses 'Ben Türkiye'ye sendika yok diye yatırım yaptım, bana
bunun taahhüdü verildi, ben sendikaya izin vermem' diyen DİGEL Tekstilde sendika için
mücadele eden emekçinin sesidir. Bu ses, MESEM'lerde iş cinayetlerinde katledilen
çocuklarımızın sesidir. Bu ses, 20 bin liraya hayatta kalma mücadelesi veren emeklinin
sesidir. Bu ses, modern kölelik düzenine mahkum ettiğiniz asgari ücretlinin sesidir. Bu ses,
her gün biraz daha güvencesizleştirdiğiniz kamu emekçisinin sesidir. Bu sesi siz duymazsınız
çünkü bu ses, köyüne, doğasına, geleceğine sahip çıktığı için cezaevinde tutulan Esra Işık'ın
sesidir”
"ÜLKEDE SIKIYÖNETİM VAR"
İktidarın milyonların çığlığını duymayan; tanıdığı imtiyazlarla, verdiği maden sahalarıyla,
affettiği vergilerle, hibe ettiği arsalarla Limakların, Cengizlerin, Yıldızların ve yarattığı
onlarca rantçı holdinglerin iktidarı olduğunu vurgulayan Karasu, konuşmasını şöyle sürdürdü
“Adeta sıkıyönetim var; hakkını arayanın karşısında polis var, zeytin ağacına sahip çıkanın
karşısında jandarma var, esnafın karşısında maliye var. İşten atılan işçinin, tazminatını
alamayan emekçinin, örgütlenme özgürlüğünü savunan sendikanın yanında kim var? Dokuz
gündür işçiler açlık grevinde, Ankara'nın göbeğinde polis gaz sıkıyor, Ankara Valiliği
olağanüstü hâl ilan etmiş, bakan yardımcıları lütfedip görüşüyor, bakanlar köşe bucak
kaçıyor. Bu bakanların daha önemli ne işi olabilir? Soma'da yakınını kaybeden, vatandaşa
tekme atan bir iktidardan ne bekleyebilirsiniz? 86 milyonun sizden tek beklentisi kalmıştır, bir
an önce sandığı getirmeniz”
İŞ CİNAYETLERİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİ ANDI
Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nde iş cinayetlerinde kaybettiğimiz tüm emekçileri
TBMM kürsüsünden saygıyla anan Karasu, ILO sözleşmesinde imzası bulunan Türkiye’nin iş
cinayetlerinde gerekli önlemleri almadığını vurguladı. Son 3 ayda 432 emekçi iş
cinayetlerinde hayatını kaybettiğini, 2013'ten bugüne 24 bin 860 emekçi iş cinayetlerinde
yaşamını yitirdiğini belirten Karasu, “Bu tablo bir tercih meselesi değil, AKP iktidarının kara
düzeninin sonucudur. Bu kara düzene işçiler, emekliler, emekçiler son verecektir” dedi.
“YERİN DERİNLİKLERİNDEN GELDİLER…”
Kemal Özer'in Zonguldak şiirinden “Yerin derinliklerinden geldiler/ağır ağır geldiler...sonra
her gün geldiler artarak geldiler/kadınları, çocukları ve alkışlarıyla/yoğurt mayalar gibi
geldiler/ pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi/su gibi ateş gibi/her gün yeni ağızlar eklendi
ağızlarına/yeni yollarla tanıştı ayakları/her gün yeni kabuklar çatladı/yeni kulaklar işitmeye
başladı söylediklerini/bir kent oldular sonunda” dizelerini okudu, şiirin sonunda “Ve bu
düzeni değiştirdiler!” vurgusu yaptı. CHP’nin grup önerisi, AKP ve MHP oylarıyla
reddedildi.