Ülkemizdeki çalışma yaşamının pek çok kronikleşmiş sorunu
bulunuyor. Bu sorunların çözülmesi için muhalefet olarak, başta
kanun teklifleri olmak üzere, önerilerimizi de sıralıyoruz. Ancak
bugüne kadar ne yazık ki bu konuda anlamlı bir iş birliği, olumlu
bir karşılık göremedik.
Türkiye’de çalışmanın bir dert, emekli olmanın başka bir dert
haline gelmiştir. Emeklilerin geldiği durum, adeta bir sosyal afet
halini almıştır. Bir emeklinin, mevcut ekonomik koşullar altında,
günbegün eriyen aylığına güvenerek yaşaması imkansızdır. Bu
nedenle, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine
çıkartılması için, bir kanun teklifi verdik.
Ülkemizde çalışma hayatınız sona erdiğinde, huzurlu bir
emeklilik süremediğiniz gibi, çalışma hayatına girerken de
sorunlar yaşıyorsunuz. Bu sorunların işveren ve esnaf tarafını da
görmek gerekiyor. SGK ödemeleri, özellikle deprem bölgesinde
işletmelerin belini büküyor.
Bütçeye baktığımızda, bu sorunları çözecek bir yaklaşım
göremiyoruz. Prim teşviklerinden yararlanan kişi sayısında, 2029
yılına kadar, yaklaşık 300 bin kişilik bir azalma öngörülmüş. Atıl
iş gücü oranının yüzde 30’ün üzerine çıktığı bir ülkede, bu
teşviklerin azalmasını anlamak güçtür.
YILDIRIM KARA: ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE
YETERSİZ
TÜİK’in resmi verilerine göre, 2024 yılında, ülkemizde 15-17 yaş
arasındaki çocukların iş gücüne katılım oranı yüzde 25’ti. Bizlerin
de sıkça üzerinde durduğu üzere, meslek eğitimi adı altında ucuz
iş gücü yaratma programı olarak çalışan MESEM kapsamında 1
milyondan fazla öğrenci çalıştığı tahmin ediliyor. Durum
böyleyken bir yandan MESEM’de devlet katkısı sona erdi, yani
MESEM kapsamında çalışan öğrenciler, alabildikleri cüzi
ücretten de büyük olasılıkla mahrum kalacak.
Bakanlığın “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yönelik Programlar”
kısmında, çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında ulaşılan çocuk
sayısına ilişkin planları yetersizdir. 2025 yılında 45 bin çocuğa
ulaşılmış, 2026 yılında 30 bin çocuğa ulaşılacağı tahmin edilmiş,
2027 yılı için ise 32 bin çocuğa ulaşılması öngörülmüş.
Milyonlarca çocuk işçiden söz ediyoruz ama bakanlık, çok büyük
bir iş yapılacakmış gibi, çocuk işçiliği ile mücadele programına bu
sayıları hedef diye koymuştur.
YILDIRIM KARA: İŞ KAZALARINA KARŞI ETKİLİ
ÇALIŞMA GEREKİYOR
TMMOB’a göre Türkiye’de 2009-2023 arasında iş cinayetlerinde
hayatını kaybedenlerin sayısı, 15 bin olarak gerçekleşmiştir. Bu
nedenle iş sağlığı ve güvenliği alanında çok daha etkili politikalar
üretmek gerekiyor. Fakat bakanlığın iş sağlığı ve güvenliği
programına baktığımızda, tahminlere göre, program fiilen hiçbir
işe yaramayacak. Ölümlü iş kazası oranında, 2026’dan 2029’a
kadar yüzde 6,4’ten 6,2’ye düşüş öngörülmektedir. Bakanlığın bu
konuda daha etkili bir çalışma yürütmesi, daha fazla kaynak
ayırması gerekirdi.
MEB, MESEM’deki ölümlerle ilgili soru önergelerimize de farklı
cevaplar verdi: 2023 yılından 2024’ün kasım ayına kadar 26’sı
hafif yaralanmalı, 5’i ölümlü 31 kaza yaşandı dedi. Sonra 31
Aralık 2025 itibarıyla 10’ü ölümlü 2 bin kaza yaşandığını açıkladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, MESEM’lerdeki çalışma
koşullarını denetliyor mu bilmek istiyoruz.
YILDIRIM KARA: VADESİ GEÇMİŞ BORÇLAR İÇİN 60
AY VADELİ YAPILANDIRMA UYGULANMALI
TEPAV’ın belgelediği üzere, deprem bölgesinde istihdam kaybı
hızlanmaktadır. 2026’nın ilk altı ayında en fazla istihdam kaybı,
22 bin kişi ile Hatay’da gerçekleşmiştir. Çünkü inşaatlar buradaki
istihdamın lokomotifi olmuş, bunun haricinde kalıcı, sağlık
istihdam sağlayacak bir yapı oluşmamıştı.
Verdiğimiz kanun teklifiyle, deprem bölgesindeki işletmelerin
SGK borçlarının yapılandırılmasını öneriyoruz. Bu teklifle bir
defaya mahsus olmak üzere, SGK borçlarının 120 takside
bölünmesi, böylece işletmelerimizin sigorta primi, işsizlik
sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ödemelerinde
yaşadıkları sorunları hafifletmeyi amaçlıyoruz.
Mükelleflerin mevcut yükümlülüklerinin ayrıca düzenlenmesi
gerekmektedir. Tecil işlemlerinde vadenin kısa, faiz yükünün
fazla olması işletmeleri çıkmaza sokmuştur. Bu sorunun çözümü
için vadesi geçmiş borçlar 60 ay vadeyle, eşit taksitler halinde, bir
ay ödemeli, bir ay ödemesiz biçimde yapılandırılmalı; tecil faizi
yüzde 1,25 oranıyla sabitlenmeli; cari dönem vergilerin
ödenememesi halinde de yapılandırmanın korunması; vergiler
haricinde 6183 sayılı kanuna göre tahsil edilen kamu gelirleri de
yapılandırma kapsamına alınmalıdır.