Çalışma ekonomisti Prof. Dr. Aziz Çelik'e göre, 2019'da 800 bin kişi olan en düşük emekli aylığı kapsamı son dönemde 5,1 milyona yükseldi. Aynı yıl emeklilerin yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alırken, bu oran 2026'da yüzde 31'i buldu. Çelik, emeklilerin son durumunu, "Her üç emekliden biri en düşük emekli aylığı alıyor. En düşük emekli aylığı, uygulanma biçimi nedeniyle emeklileri dipte eşitliyor. Kök emekli aylıkları giderek düştüğü için en düşük emekli aylığı kapsamı genişliyor" sözleriyle özetliyor.
HER 3 EMEKLİDEN 2'Sİ ÇALIŞMAK ZORUNDA
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu'nun açıklamasına göre de en düşük emekli aylığının alım gücü enflasyon karşısında eridi; haziran ayında 16.448 liraya geriledi. Bu şartlar altında her 3 emekliden 2'si çalışmak zorunda! Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düştü. Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratıyor. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düştü. Çerkezoğlu da durumu "Bu artış kuşkusuz emeklilerin sefalete mahkum edilmesi pahasına gerçekleşmiştir. Yani sorun kaynak olmaması değildir, sorun kaynakların kullanımına dair tercihlerdir" sözleriyle özetliyor.
ANKA muhabiri de Kadıköy’de emekli vatandaşlara, temmuz aylıklarına 6 aylık enflasyon farkı oranında yapılacak olan artışın yılın geri kalanında geçinmeye yeterli olup olmayacağını sordu. Aldığı yanıtlar şöyle:
"YETMİYOR, HER GÜN BİR YERE GİDİP ÖĞLEN YEMEĞİ YİYORUZ"
“Olmaz, nasıl olacak? 21 bin 500 lira alıyorum. Evimiz var da kira vermiyoruz. Bir de kira olsa mahvolduk. Bugün gittik Göztepe’de yemeği vardı köylülerimizin, oradan geliyoruz. Her gün bir yere gidiyoruz öğlen yemeği yiyiyoruz. Ancak öyle geçinebiliyoruz. Tatil bize hayal, hayal bile düşünmüyoruz. Evde o yana bu yana, bir yere gidip geliyoruz, akşam oluyor. 72 yaşındayım ne tatil yapabiliyorum ne bir şey”
"SEÇİLMİŞTİR, SAYGIMIZ SONSUZ AMA BİRAZ DA BİZİ DÜŞÜNSÜN, YETER YANİ"
“Tayyip beye sor onu. Simit örneği veriyordu; aynı örneği ben ona veriyorum. Bir simit 20 lira, bir çay 30 lira, (toplam) 50 lira; 4 kişi eder 200 lira, ayda eder 6 bin lira... Bir kuru fasulyenin 180 lira olduğu bir Türkiye’de yaşıyorsak, domatesin 100 liraya yaklaştığı bir Türkiye’de yaşıyorsak, cumhurbaşkanımızdır seçilmiş kişiye her zaman saygımız sonsuzdur ama biraz da bizi düşünsün, yeter yani. Bir ek zammı niye bizden hakir görüyor. Bir emekli ikramiyemizi bayramlarda 5 bin lira yapamadık ya”
“Ben onu Tayyip’e bahşiş olarak vereceğim. Yetiyorsa Tayyip yesin onu. Ben kendim AK Partiliyim, 5 tane oyum var; asla bir daha Tayyip’e oy vermem. Eğer verirsem iki elim de kırılsın. Gider Komünist partisine oy veririm Tayyip’e oy vermem. Asla”
“Yeterli olmuyor ama ne yapacaksın”
“Bence yeterli değil... Kirada olursan (geçinmek) biraz zor. Kiralar 25-30 bin lira zaten”
“Yetmez. Millet hep perişan. Zengin adam bir lokantada yemek yiyor, bahşiş veriyor...İnsanlara zulüm ediyorlar, emeklilere özellikle”
“Yeterli olmayacak. Kiramız yok Allahtan. Zor zar geçinmeye uğraşıyoruz”
"EN KÖTÜ ADALETSİZLİK EKONOMİK ADALETSİZLİKTİR"
“Rakamsal olarak söylenenler doğru değil. Asıl önemli olan ücretlerle fiyatlar arasındaki uyumun olup olmaması. Bu uyum yokken yoksullar, emekliler, halk böyle parklarda falan oturacak. En kötü adaletsizlik ekonomik adaletsizliktir. Eğer ekonominiz adil değilse, adliyenin doğru işlediği, insanların huzur içinde yaşadığı falan söz konusu olamaz. Ekonomik adaletsizlik giderilmeden toplumsal barışın, huzurun sağlanması mümkün değil.”
“Herkes diyor ki, ‘Bu geminin içindeyiz’. Biz kömürün tozunu bulamıyoruz, nasıl aynı gemideyiz? Birisi 560 bin lira maaş alırken biz 30 bin lirayı zor alıyoruz. Nasıl olacak bu iş? Onlar, yabancılara bağırıp çağırıyorlar ertesi gün Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da çocuklarını okutuyorlar. Bizim çocukların burada kahvaltı yapamadığından midesi bulanıyor”