6 Şubat depremlerinde büyük hasar alan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde konteynerde yaşam devam ediyor. Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım, ilçede deprem nedeniyle yaşanan sorunların sürdüğünü belirterek, “Deprem bölgelerine kalıcı konut dışında yeterli destek verilmediğini düşünüyoruz. Altyapılar yapıldı ama üstyapı yapılmadığı için toz artık insan sağlığını tehdit eder hale geldi.” dedi.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım, deprem sonraki 1–1,5 yılda çalışmalara hızlı başlandığını ancak aynı şekilde devam etmediğini anlattı. Özellikle son 1 yıldır hızlı aksiyon alınmadığını kaydeden Yıldırım, "İlçemizde yaklaşık 2 bin 100 kalıcı konut yapılıyor. Bunlardan yaklaşık 450–500 aile bu konutlara yerleşti. Ancak çarşı merkezinde görüldüğü gibi konteynerlerde yaşam hâlâ devam ediyor” diye konuştu.
“İmar mağduriyeti yaşanıyor”
İlçede çok sayıda kişinin imar mağduriyeti yaşadığını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:
“İmarla ilgili özellikle ilçe olarak çok ciddi problemlerimiz var. Bazı bölgeler kırmızı alan ilan edildi, yeni imar alanları açıldı. İptal edilen kırmızı alanlarla ilgili 18. madde uygulaması yapıldı ancak bu uygulama da tekrar iptal edildi. Kırmızı alanların niteliği hâlâ netleşmiş değil. İlçemizde ileri derecede bir imar mağduriyeti devam ediyor. Bu konuda girişimlerde bulunuyoruz fakat bakanlığımızdan henüz somut bir aksiyon alamadık. Vatandaşlarımız ve bizler ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz. Şehir merkezinde yapılaşmaya ilişkin imar durumu hâlâ kesinleşmedi.”
Yıldırım, ilçe halkının kalıcı konutlara kavuşmayı beklediğini dile getirerek, “Konut şantiyeleri büyük ölçüde tamamlanmak üzere, sadece bazı altyapı problemleri kaldı. İklim şartları elverirse yaklaşık iki ay içerisinde 2 bin 100 konutun tamamının vatandaşlara yüzde yüz teslim edilmesini bekliyoruz. Ancak buna rağmen konteynerlerde yaşam sürüyor. Başlangıçta toplam konteyner sayısı yaklaşık 3 bin 200’dü. Şu an hâlâ yaklaşık 1200 konteynerde yaşam devam ediyor ve bu durum ciddi mağduriyet yaratıyor.” dedi.
"Bir tarafta yüksek kiralar, diğer tarafta kiralık konut yokluğu"
Depremin ardından kiralık konut bulmada da büyük sıkıntı olduğuna işaret eden Yıldırım, “Kış şartları nedeniyle bir miktar esneklik sağlanıyor ancak insanlar kiralık konut bulmakta zorlanıyor. Bir tarafta yüksek kiralar, diğer tarafta kiralık konut yokluğu var. Kalıcı konutlar tamamlandığında kiraların düşeceğini ve konut bulunabilirliğinin artacağını tahmin ediyoruz. Kış koşullarında engelli vatandaşlarımız, yaşlı maaşıyla geçinenler, emekliler var. Bu insanların süreci nasıl geçireceği belirsizliğini koruyor” şeklinde konuştu.
“Köy evlerinin mimarisi düzgün olmasına rağmen eksiklikleri var”
İlçede inşa edilen köy evi modelindeki konutların eksiklikleri bulunduğunu aktaran Yıldırım, yapıların mimari açıdan güzel ancak köy hayatına uygun olmadığını söyledi. Yıldırım, “Ahır alanı, depo alanı bırakılmamış. Köylü ürününü, meyvesini, sebzesini koyacak alan bulamıyor. Evler birbirine çok yakın, yaklaşık 5 metre mesafeyle yapılmış. Traktörünü, aracını nereye koyacağı belirsiz. Bu konular yeterince düşünülmeden karar verilmiş” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesine yönelik desteklere de değinen Yıldırım, “Deprem bölgelerine kalıcı konut dışında yeterli destek verilmediğini düşünüyoruz. Altyapılar yapıldı ama üstyapı yapılmadığı için toz artık insan sağlığını tehdit eder hâle geldi. Karayolları, Devlet Su İşleri gibi ilgili kurumların da şehirlerin genel bilançosunu çıkarması gerekiyor. Bu yükü belediye gelirleriyle karşılamamız mümkün değil. Bu konuda Sayın Bakanlığımızdan daha fazla duyarlılık bekliyoruz.” dedi.
“İller Bankası’ndan 20–22 milyon lira gelir elde edebiliyoruz. Bunun 17 milyonu personel gideri”
Yıldırım, belediyenin imkan ve çalışma koşullarına ilişkin de şunları anlattı:
“Sorunlarla ilgili bakanlığımıza ve İller Bankası’na girişimlerimiz oldu. İller Bankası kredi verebileceğini söylüyor ancak belediyelerin ekonomik durumu ortada. Depremden bu yana İller Bankası’ndan aldığımız toplam nakit hibe sadece 28 milyon lira. Belediyelerin giderleri dört kat artarken, İller Bankası gelirleri enflasyona rağmen yalnızca iki kat arttı. Nisan 2025’ten bu yana İller Bankası gelirlerimizden yaklaşık yüzde 41 kesinti yapılıyor. Sigorta borçlarımız var. Aylık ortalama kesintilerden sonra İller Bankası’ndan 20–22 milyon lira civarında bir gelir elde edebiliyoruz. Bunun yaklaşık 17 milyonu personel giderine gidiyor. Bu şartlarda ayakta durmaya çalışıyoruz. Dünya Bankası kredileri ve hibeleriyle, İller Bankası aracılığıyla içme suyu şebekemizin tamamı yenilendi. Kanalizasyonda 36 kilometre, içme suyunda 165 kilometre hat hibe yoluyla yapıldı. Ancak bu çalışmalar sırasında 165 kilometrelik cadde ve sokaklarımız tahrip oldu. Üstyapı, asfalt ve kaldırım için yaklaşık 1 milyar liralık bir bütçeye ihtiyaç var. Oysa aylık gelirimiz 20–22 milyon lira ve bunun büyük kısmı personel gideri.”
