Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: "Yüreğiniz varsa neden TV'de karşıma çıkmıyorsunuz! Yalnız başına çıkamıyorsan al yanına Bahçeli'yi"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır" sözüne ilişkin, "Oturmuşlar, ‘Kılıçdaroğlu sorgulanmalı’. Ya Kılıçdaroğlu; tefecilerin, Beşli Çetelerin adamı değildir. Kılıçdaroğlu, halkın adamıdır; esnafın, çiftçinin, emeklinin, EYT’linin adamıdır. Kılıçdaroğlu, emekten yana olanların adamıdır. Sizler gibi Beşli Çete’nin önünde duran insanlar değiliz biz. Evet sorgulanmalıdır. Niye sorgulamıyorsunuz beni" dedi. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Beni sorgulamak istiyorsanız, yüreğiniz varsa neden televizyonlarda karşıma çıkmıyorsunuz? Sarayda oturan zata söylüyorum; cesaretin varsa, korkmuyorsan, ‘her şeyin hesabını ben verebilirim’ diyorsan, yüreğin varsa çıkarsın karşıma. Senin bir sürü televizyon kanalın var; A Haber’den tut, bilmem ne habere kadar. Çık. Yalnız başına çıkamıyorsan al yanına Bahçeli’yi, al. O da yetmiyorsa uzmanlarını al. Vallahi billahi tek başıma çıkacağım. Ama yapamazlar, cesaret edemezler. Şakşakçıları bulmuşlar, ‘Efendim Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır’. Sorgulanırız, evet. Gel karşıma kardeşim, beni sorgula bakayım. Ben prompter da kullanmayacağım. O istiyorsa prompter da kullanabilir" diye çağrı yaptı. Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’nın uzlaşması halinde kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığına nasıl baktığına ilişkin soruya, "Uzlaşılırsa hazırım" yanıtını verdi.

05 Eylül 2022 Pazartesi 12:55
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: "Yüreğiniz varsa neden TV'de karşıma çıkmıyorsunuz! Yalnız başına çıkamıyorsan al yanına Bahçeli'yi"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır" sözüne ilişkin, "Oturmuşlar, ‘Kılıçdaroğlu sorgulanmalı’. Ya Kılıçdaroğlu; tefecilerin, Beşli Çetelerin adamı değildir. Kılıçdaroğlu, halkın adamıdır; esnafın, çiftçinin, emeklinin, EYT’linin adamıdır. Kılıçdaroğlu, emekten yana olanların adamıdır. Sizler gibi Beşli Çete’nin önünde duran insanlar değiliz biz. Evet sorgulanmalıdır. Niye sorgulamıyorsunuz beni" dedi. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Beni sorgulamak istiyorsanız, yüreğiniz varsa neden televizyonlarda karşıma çıkmıyorsunuz? Sarayda oturan zata söylüyorum; cesaretin varsa, korkmuyorsan, ‘her şeyin hesabını ben verebilirim’ diyorsan, yüreğin varsa çıkarsın karşıma. Senin bir sürü televizyon kanalın var; A Haber’den tut, bilmem ne habere kadar. Çık. Yalnız başına çıkamıyorsan al yanına Bahçeli’yi, al. O da yetmiyorsa uzmanlarını al. Vallahi billahi tek başıma çıkacağım. Ama yapamazlar, cesaret edemezler. Şakşakçıları bulmuşlar, ‘Efendim Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır’. Sorgulanırız, evet. Gel karşıma kardeşim, beni sorgula bakayım. Ben prompter da kullanmayacağım. O istiyorsa prompter da kullanabilir" diye çağrı yaptı. Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’nın uzlaşması halinde kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığına nasıl baktığına ilişkin soruya, "Uzlaşılırsa hazırım" yanıtını verdi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV'de bugün yayınlanan Çalar Saat programında İlker Karagöz'ün sorularını yanıtladı. 

Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da sorunlar olduğu yönündeki iddiaların anımsatılması üzerine, "Çatlak yok. Onlara göre çatlak var, şu var, bu var. Oturup kalkıp dua ediyorlar, ‘acaba Altılı Masa dağılır mı’ diye. Niye dağılsın? Altı ayrı partiyiz, altı ayrı lideriz. Demokrasi, adalet, hak ve özgürlük istiyoruz. İnsanların kamplaşmasına karşıyız, insanların bir arada yaşamasını istiyoruz… Bir avuç çeteye çalışan bir iktidarı değil, 85 milyona çalışan bir iktidarı istiyoruz biz" dedi. 

Kılıçdaroğlu, Bahçeli'yi, "‘Milliyetçiyim’ diyor; vallahi ben, Bahçeli’den de çok daha iyi ülkücüyüm, Bahçeli’den çok daha iyi milliyetçiliyim. Ben, vatanımı da bayrağımı da severim. Vatan toprağını tek kurşun atmadan terk ettiler, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdılar, bana milliyetçilik edebiyatı yapıyorlar. Siz kim, milliyetçilik kim" sözleriyle eleştirdi. 

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“ZAM EŞİTTİR ENFLASYON: (Tek kelime ile bugün yaşananları nasıl tariflersiniz) Tek kelime ile bugün bir şey söylemek gerekiyorsa ‘zam’. Bunu daha önce de ifade etmiştim. Zam eşittir enflasyon aslında. Tek kelime ile bu. Halkın gündeminde bu var zaten. Geçim sorunu var. Tanımlamak gerekirse çok açık ve net; zam.

SARAY DİYOR Kİ ‘İNDİRİN ŞUNU ŞU KADARA’, RAKAM İNDİRİLİYOR: (Enflasyon öngörünüz var mı? Bugün veriler açıklanacak) Bir öngörüde bulunmak istemiyorum ama kahvede oturan, tarlada çalışan vatandaşın bildiği bir gerçek var. Sonuçta bu insan gidiyor, cebinden para çıkartıyor, kaldıysa alışveriş yapıyor. Bir hafta önce aldığı ile bir hafta sonra aldığı arasındaki farkı görüyor. Tarımda çalışan da gübresini, fidesini alıyor. O da bakıyor zaten, ‘geçen yıl kaça aldım’ diye. Enflasyonu görüyor, hayat pahalılığını yaşıyor zaten. Dolasıyla TÜİK’in yaptığı açıklamalar, gerçekçi açıklamalar değil. Saraydan talimat alınıyor, ön rakamlar belirleniyor. Kendileri oturuyorlar, araştırıyorlar, rakamlar saraya gönderiliyor. Saray diyor ki ‘İndirin şunu şu kadara’, rakam indiriliyor ve ilan ediliyor.

YÜZDE 100’ÜN ÜZERİNDE BİR ZAM HER ZAMAN İÇİN GÜNDEMİMİZDE: İstanbul Ticaret Odası, İstanbul için belirledi; 99,9. TÜİK ne yapacak Allah aşkına şimdi? ‘Resmi kurum’ diyorsan İstanbul Ticaret Odası, ‘akademik bir kurum’ diyorsanız ENAG’ın yayınladığı rakamlar. ‘Piyasa’ diyorsanız vatandaşın gidip alışveriş yaptığı ekmeğinden tutun deterjanına kadar, aşağı yukarı yüzde 100’ün üzerinde bir zam görmüş vaziyette. Üretici fiyatlarına bakıyorsunuz, onlar da yüzde 100’ün çok üstünde. Üretici aldığı ham maddeler için bu kadar yüksek bedel ödüyorsa sonuçta bunu, ürettiği malı piyasaya satarken üzerine makul bir kâr koyup satacaktır. Demek ki yüzde 100’ün üzerinde bir zam her zaman için gündemimizde.

BİZİ KISKANAN ALMANYA; ENFLASYON RAKAMINA BAKALIM, YÜZDE 7,9: (İktidarın 2022 yılı için enflasyon beklentisi yüzde 65. Nasıl değerlendiriyorsunuz?) Bizi kıskanan Almanya; enflasyon rakamına bakalım, yüzde 7,9. Demek ki Almanya, ‘niye biz daha yüksek rakamda enflasyon yaşamıyoruz’ diye bizi kıskanıyor. Geçiyorum Yunanistan’a. Bir dönem ekonomisi iflas etmişti. Yunanistan’da enflasyon yüzde 11,6. Geçiyorum savaş halinde olan Rusya’ya, enflasyon yüzde 15,1. Yine savaşın öbür aktörü olan, ülkesini savunmaya çalışan Ukrayna’da yüzde 22,2. Türkiye’ye bakıyorsunuz, resmi rakamda yüzde 80 civarında. ENAG ve İstanbul Ticaret Odası’nın rakamları bunun çok çok üstünde. Demek ki gerçekçi olarak baktığımızda ülkenin iyi yönetilmediği gerçeği ortaya çıkıyor. Günlük yönetiliyor, kararlar günlük alınıyor. Günlük alınan kararlarla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

SAPMA YÜZDE 56,7: Milli gelir 2 trilyon dolar olacaktı; 2023 hedefi. Kaç lira oldu? 867 milyar dolar. 2 trilyon nerede? Sapma yüzde 56,7. Bu ne demektir? Tamamen kafadan atma rakamlarla siz toplumu aldatıyorsunuz demektir. ‘2 trilyon’ dediysen bari hiç değilse 1,9 trilyon dolar gerçekleşsin de deriz ki ‘tamam, önemli bir adım attı ama bu kadar oldu’. 2 trilyon dolar bir hedef koyuyorsun, ‘2023’te bu gerçekleşecek’ diyorsun, 867 milyar dolarlık bir rakama ulaşıyorsunuz.

HERKESİN NASİPLENECEĞİ BİR MODELİ YAKALAMAK MÜMKÜN: (Bu rakamlara nasıl ulaşılıyor, hesap uzmanı olarak ne söylersiniz?) Benim aklım ermiyor. Çok samimi söylüyorum, benim aklım ermiyor. 2 trilyon dolara çıkabilirdi. Türkiye çok dinamik bir ülke. Kaynakları verimli, iyi kullanılırsa herkesin nasipleneceği bir modeli yakalamak mümkün… Kişi başına gelir 25 bin dolar olacaktı. Şimdi 10 bin dolar civarı. 9 bin küsur da 10 bin diyelim, biraz onlara torpil geçelim. Ya 25 bin dolar nerede, 10 bin dolar nerede ya.

EKONOMİK BÜYÜMEDE SINIFTA KALDILAR: İşsizlik; öngördükleri yüzde 5 olacaktı. Şimdi işsizlik yüzde 10’un üzerinde. Öngördükleri hedefti o. Dolasıyla ekonomik büyümede sınıfta kaldılar. Öyle günlük rakamlarla bu milleti aldatamazlar. Sonunda bu millet gidiyor, kahvede çay içiyor, fiyat belli. Alışveriş yapıyor, fiyatı belli. Verdikleri rakamların hiçbirisi doğru değil. Hiçbirisinin de gerçek yönü yok. Toplumu aldatıyorsunuz.

YA SEN, YARIN SABAH NE YAPACAĞINI ANLATSANA BU MİLLETE: Oturuyorsunuz masa başında, üç beş yandaş ile beraber, ‘milli gelir ne olsun beyler, söyleyin bakalım; şu kadar olsun, yazın oraya, 2023 hedefimiz bu’. Şimdi baktılar bu yok, 2053 hedefi tutturmuşlar. ‘2053’te şunları yapacağız.’ Ya sen, yarın sabah ne yapacağını anlatsana bu millete. Günlük ekonomi yönetilmez, planlama yapılmaz.

BU RAKAMLARIN YÜZDE 99,9’U GERÇEKÇİ DEĞİL: Altı lider olarak üzerinde uzlaştığımız bir zaman dilimi var. Altı ay içinde topluma nefes aldıracağız. Yüzde yüz her şeyi düzelteceğiz. ‘Enflasyonu birdenbire çok düşük rakamlara indireceğiz’ diye bir hayal peşinde değiliz. Gerçekçi olmak ve halka doğruları söylemek lazım. Önümüzde engeller varsa bunu nasıl aşacağımızı da halka anlatmamız lazım. ‘Hasar Tespit Komisyonu’ dememizin nedeni şu; bu ülkenin geliri nedir, gideri nedir, yükümlülükleri nedir, Beşli Çete’ye ne kadar ödeyeceğiz? Bu rakamların yüzde 99,9’u gerçekçi değil, afaki rakamlar. Biz, önce devletin var olan bütün verilerini bilmek ve öğrenmek zorundayız. ‘Altı ay’ dememin nedeni şu; Hasar Tespit Komisyonu hızlı bir şekilde verileri getirecek, sonra gerekli çalışmaları yapacağız. İlk yapacağımız işlerden bir tanesi israfın önlenmesidir. İsrafın önlenmesi ile ilgili süratle bir genelge hazırlanacak. Bu konuda bütün partilerin çalışması var. Devlette israfı önleyeceğiz.

İSRAF HARAM DEĞİL Mİ YA: İsraf felaket pozisyonda. Öyle 13 tane uçak, herkesin altında arabalar, resmi arabaların dışında kiralık arabalar; binlerce araç. Araçlardan bir iki tanesi kalır, geri kalanı satarsınız, Hazine’ye gelir kaydedersiniz. Alıcısı vardır, satarsınız. Siz orada 13-14 tane uçağı ne diye tutuyorsunuz ya? Bir kişi için 13-14 uçak tutulur mu? Bir de diyorlar ki ‘Biz dindar insanız’. İsraf haram değil mi ya? Sen, bir çocuğun yatağa aç girdiği bir ortamda nasıl 13-14 uçak tutarsın? ‘İtibar saygınlıktır, itibar saygınlıktır.’ İtibar, verilen sözü tutmaktır. İtibar, sizin kendi kendinize değil, başkalarının size itibar etmesidir. Siz, bugün söylediğinizi yarın değiştirirseniz; yolsuzluk gırtlağa kadar gelmiş, bunlara göz yumarsanız kim size saygı duyacak?

KENDİ TOPRAĞINA BASARSAN BİLE GALOŞ GİYİYORSUN YA: ‘Tarlaya gitmedi’ desem yalan olur. Erdoğan’a diyorum. Bir ara bir köye, kırsala gitmişti; dizlerinin üstüne kadar galoş giymişti. Kendi toprağına basarsan bile galoş giyiyorsun ya. ‘Üstüm kirlenmesin’ diye. O çiftçi orada alın teri döküyor kardeşim. Çıplak elle çalışıyor. Sen kalkıyorsun, o köylünün yanında dizlerinin üstüne kadar gelen galoşu takıyorsun, bir de orada fotoğraf veriyorsun. Ne imiş efendim, kırsala gitmiş Beyefendi. Allah aşkına, bu mudur itibar?

İSTİKRAR YOK VE HERKES GELECEĞİNDEN ENDİŞE DUYUYOR: (Dolar ve avro ne olacak) İktidara geldiğimizde göreceksiniz: Bir; vatandaşlar rahat nefes alacak. İki; yine göreceksiniz, genelde iş dünyası da dahil olmak üzere toplumda bir rahatlama olacak. Otoriter yapı sona erecek. İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edecekler. Göreceksiniz, dolar da avro da gerileyecek. Makul düzeylere gelecek. Şu anda gelmiyor, istikrar yok ve herkes geleceğinden endişe duyuyor.

HANGİ VERİLERİNDEN YOLA ÇIKARAK BU SONUCU BULDUĞUNUZU KAMUOYUNA AÇIKLAMAK ZORUNDASINIZ: (TÜİK’in verileri) ‘Devlet’ dediğiniz kurum, saydam olmak zorundadır. Siz, TÜİK olarak, -adınızın önünde Türkiye var bir kere- siz bu hesaplamayı yaparken hangi verilerinden yola çıkarak bu sonucu bulduğunuzu kamuoyuna açıklamak zorundasınız. Bunu açıklamıyorsanız, sepette ne olduğunu kimse bilmiyorsa sizin yaptığınız doğru da olsa kimse inanmaz. Doğru olduğuna inansalar onlar, zaten bunları açıklarlar… Siz rakamları gizliyorsanız felaket bir tablo çıkar. TÜİK’in rakamları düşük tutmasının nedeni emekliye, memura daha düşük aylık vermek; asgari ücreti düşük tespit etmek için. ‘Kişi başına gelir arttı’ diyor. Kimin geliri arttı? Enflasyon ile tamamı eridi.

ELİNDE VİSKİ BARDAĞI, RAHAT RAHAT OTUYORSUNUZ, KAZANIYORSUN: Kime çalışıyor bu iktidar? Rakamları vereyim size. İçeride, dışarıda tefecilere. Elinde viski bardağı, rahat rahat otuyorsunuz. Dünyanın parasını kazanıyorsun, yatırıyorsun oraya. Devlet borçlanıyor. Dünyanın en büyük faizini alıyorsun. Bankalar; bir yıllık kârları yüzde 505. Yap-işlet-devret; köprüler yapıldı, kaça yapıldığı belli değil. Dolar bazında garanti verildi, gelir garantisi verildi. İşin garibi, ihale veriyorsunuz, ihaleyi alan kişi zarar da edebilir kâr da. Ama siz veriyorsunuz; asla zarar etmeyeceği bir modeli getiriyorsunuz, avro veya dolar bazında garanti veriyorsunuz. Kamu-özel iş birliği işletmeleri için aynı şey var. Gelir garantisi veriyorsunuz, bu yetmiyor, -bunlar da gerçekten vicdan yok- ayrıca ‘Eğer avro aldıysan Avrupa’daki enflasyonu ayrıca yansıtacağız’, ‘dolar üzerinden aldıysan Amerika’daki enflasyonu ayrıca Türk vatandaşlarının sırtına bindireceğiz’. Bana söyler misin, dünyada böyle bir hükümet var mı, böyle garip sözleşmeler var mı? Böyle bir soygun, talan düzeni başka bir ülkede var mı?

KILIÇDAROĞLU BEŞLİ ÇETELERİN ADAMI DEĞİLDİR: (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Kılıçdaroğlu mutlaka sorgulanmalıdır’ sözleri üzerine) Doğrudur, tabii sorgulanmalı. Kılıçdaroğlu diyor ki ‘Süleyman Şah Türbesi’ni neden kaçırdınız, bayrağı neden indirdiniz?’ Benim sorgulanmam gerekiyor. Sorsunlar, cevap vereceğim. Kendisi niye cevap vermiyor? Askeri hastaneleri kapattınız, dünyada askeri hastanesi olmayan tek ordu... Bu ordunun askeri hastanelerini kapattılar, evet sorgulanmalı. Ben sorgulanmalıyım, bunu söylüyorum. Suç mu işliyorum? Bunu sormak suçsa evet, suç işliyorum. Siz ne yapıyorsunuz ya? Oturmuşlar, ‘Kılıçdaroğlu sorgulanmalı’. Ya Kılıçdaroğlu; tefecilerin, Beşli Çetelerin adamı değildir. Kılıçdaroğlu, halkın adamıdır; esnafın, çiftçinin, emeklinin, EYT’linin adamıdır. Kılıçdaroğlu, emekten yana olanların adamıdır. Sizler gibi Beşli Çete’nin önünde duran insanlar değiliz biz. Evet sorgulanmalıdır. Niye sorgulamıyorsunuz beni?

BEN PROMPTER DA KULLANMAYACAĞIM. O İSTİYORSA PROMPTER DA KULLANABİLİR: Beni sorgulamak istiyorsanız, yüreğiniz varsa neden televizyonlarda karşıma çıkmıyorsunuz? Sarayda oturan zata söylüyorum; cesaretin varsa, korkmuyorsan, ‘her şeyin hesabını ben verebilirim’ diyorsan, yüreğin varsa çıkarsın karşıma. Senin bir sürü televizyon kanalın var; A Haber’den tut, bilmem ne habere kadar. Çık. Yalnız başına çıkamıyorsan al yanına Bahçeli’yi, al. O da yetmiyorsa uzmanlarını al. Vallahi billahi tek başıma çıkacağım. Ama yapamazlar, cesaret edemezler. Şakşakçıları bulmuşlar, ‘Efendim Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır’. Sorgulanırız, evet. Gel karşıma kardeşim, beni sorgula bakayım. Ben prompter da kullanmayacağım. O istiyorsa prompter da kullanabilir. Gelsin. Gelemez. Çünkü ben haklıyım.

BEN SOKAKTAKİ VATANDAŞLA NEYİ HESAPLAŞAYIM: (Bahçeli’nin ‘Hesaplaşmanın kapılarını aralamak istiyor’ ifadesine) Hangi hesaplaşma? Ben sokaktaki vatandaşla neyi hesaplaşayım? Oturan gariban ile ben neyin hesaplaşmasını yapayım? Adam zaten aç, çoluğu çocuğu zaten işsiz. Otobüs fiyatları belli, kiralar belli. Ben neyin hesaplaşmasını yapacağım. Bunlar akıllarını peynir ekmekle yemişler. Bunlar sadece, ‘iftira atarak bir yerlere gidebilir miyiz?’

BİRİSİ KONUŞUYOR, DİĞERLERİ BİAT EDİYOR ONA: (Altılı Masa’da sorunlar olduğu iddialarının anımsatılması üzerine) Çatlak yok. Onlara göre çatlak var, şu var, bu var. Oturup kalkıp dua ediyorlar, ‘acaba altılı masa dağılır mı’ diye. Niye dağılsın? Altı ayrı partiyiz, altı ayrı lideriz. Demokrasi, adalet, hak ve özgürlük istiyoruz. İnsanların kamplaşmasına karşıyız, insanların bir arada yaşamasını istiyoruz… Bir avuç çeteye çalışan bir iktidarı değil, 85 milyona çalışan bir iktidarı istiyoruz biz. Hem diyeceğiz ‘helalleşeceğiz, kucaklaşacağız’ hem birbirimizle kavga edeceğiz. Ya akıl var mantık var. Onlarda var. Birisi konuşuyor, diğerleri biat ediyor ona. Bizde öyle bir şey yok.

BU SİSTEM TÜRKİYE’Yİ FELAKETE GÖTÜRÜYOR: (Altı lider ortak bir miting yapacak mı?) Niye olmasın? Birlikte de yapabiliriz, ayrı ayrı da yapabiliriz. Bunların hepsi olabilir. Sorun miting falan değil. Sorun, Türkiye aslında. Sorun, bir parti de değil. Bunların anlayamadığı o. Sorun, sistem. Bu sistem Türkiye’yi felakete götürüyor.

ÖDEMEYİN, BEN HALLEDECEĞİM: Varlık yönetim şirketlerine vatandaşın borcu 32 milyar 900 milyon TL; bankalar ve diğer kuruluşlar. Ödemeyin, ben halledeceğim. O vatandaşın borcunu gerekirse ben ödeyeceğim. Ben de o kadar para olmadığına göre, biz bunu halledeceğiz.  

YOK EFENDİM: (HDP’ye bakanlık verileceği iddiasıyla ilgili soru üzerine) Yok efendim. Karar alınırken altı lider oturup karar alacağız. Altı liderin aldığı karalar bir imza ile de kamuoyuyla paylaşılıyor. Dolayısıyla şu veya bu… Herhangi bir şekilde ironi de yapabilir, başka bir konuşma da yapabilir. Burada önemli olan, altı liderin Türkiye’nin geleceği konusunda belli bir sorumluluk üstlenip karar almaları ve aldıkları kararları kapı arkasında değil kamuoyu önünde imzaladıkları metinle duyurmaları. Devlette saydamlığı mademki savunuyoruz, kendi aramızda da saydam olmalıyız. Elbette oturup konuşacağız, gerekirse tartışacağız. Altı lider bir araya geliriz, oturur konuşuruz. Ki biz altı lider, bir arada sadece bugün değil, geleceği de nasıl inşa edeceğimizi anlatıyoruz.

UZLAŞILIRSA HAZIRIM: (Kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin soru üzerine) Oturacağız. Ben, verdiğim sözü tutan bir insanım. Verdiğiniz sözü tutmadığınız takdirde siz itibar, prestij kaybedersiniz. Altı lideri oturur, kendi Cumhurbaşkanı adayımızı belirler, kamuoyuna açıklarız. Hep beraber ona destek veririz. O kişi, Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin 13. Cumhurbaşkanı olur. Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin 13. Cumhurbaşkanı da uzlaşma kültürünü esas alarak… Çünkü demokrasilerde kutuplaşma değil asıl olan uzlaşmadır, ülkemizi aydınlığa çıkarmak zorundayız. O kadar büyük sıkıntılar var ki bunları aşmak zorundayız. Soyulan bir devlet var. Talan rejimi var. Bu soyguna ‘dur’ dememiz lazım. Mallarını yurt dışına kaçırıyorlar, ben bunu gayet iyi bilmekteyim. Amerika’ya, İngiltere’ye kaçırıyorlar. O paraların tamamını son kuruşuna kadar getireceğim. Uzlaşılırsa hazırım. Devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli.

BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZ, HERKESİ KUCAKLAYAN BİR MİLLİYETÇİLİK: AK Partiliyi de MHP’liyi de dışlamamamız lazım. ‘Milliyetçiyim’ diyor; vallahi ben, Bahçeli’den de çok daha iyi ülkücüyüm, Bahçeli’den çok daha iyi milliyetçiliyim. Ben, vatanımı da bayrağımı da severim. Vatan toprağını tek kurşun atmadan terk ettiler, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdılar, bana milliyetçilik edebiyatı yapıyorlar. Siz kim, milliyetçilik kim. Milliyetçilik vatanseverliktir, insanını sevmektir. Milliyetçilik, insanlar arasında ayrım gözetmemektir… Bizim milliyetçiliğimiz, herkesi kucaklayan bir milliyetçilik.”

Son Güncelleme: 05.09.2022 13:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.