Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması’nın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı,  önceki gün TBMM’ye geldi. 28 Haziran 2016 tarihinde imzalanan, 6 maddeden oluşan Anlaşma’yı görür görmez kanımız donmuştur! Normalleşme adına Türk ulusal onurunu ve çıkarını örseleyen bu anlaşmanın AKP hükümetince kabul edilişi, duvara toslayan dış politikanın kaçınılmaz sonucudur! Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel ve uluslararası dengeleri dikkate almayan rest çekişinin ardından adeta İsrail’e diz çöktüğünü tescillemektedir. Küresel senaryoların katkısıyla vizyona konulan 15 Temmuz 2016 darbesinin ardından diplomatik izolasyona alınmaya başlayan AKP iktidarı, kıskaçtan çıkmak için yeni yol haritaları çizmiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 sene önce bölgesel güç olma hayali, artık kendi ülkesinde egemenliğini tehdit eden büyük bir kabusa dönüşmüştür. FETÖ’cü kuşatmanın ne kadar derine işlediği tam olarak kestirilememektedir. Bugüne kadar gücüyle övündüğümüz TSK’mızın da eşi görülmemiş tasfiyelerle büyük yara almasının ardından dış basında ne acıdır ki Türkiye’ye yönelik Osmanlı’nın son dönemlerindeki “Hasta Adam” yakıştırmaları yapılmaktadır.   İşte bu görüntüden yararlanmak isteyen dış devletler, ağır şartlar içeren anlaşmalarla ülkemizi kuşatma altına almak istemektedirler. Türkiye’de demokrasiyi ortadan kaldırmayı amaçlayan 15 Temmuz Darbe girişimini zorla ve ağız ucuyla eleştiren ABD ve AB’nin ikircikli tutumu gelişen olaylarla daha da belirginleşmektedir. TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleriyle 1-4 Ağustos tarihlerinde İngiltere’ye yaptığımız gezide, AKP hükümetinin Batı nezdinde demokratik meşruiyetinin şaibeli hale geldiği, Recep Tayyip Erdoğan isminin çizildiği net bir şekilde gözlemlenmiştir. Türkiye’ye yönelik diplomatik izolasyonun artacağı izlenimi veren bu tablo, şüphesiz dış politika hamlelerimizin kapasitesini inanılmaz hızla küçültmektedir. İsrail ile yapılan Anlaşma, eli kolu bağlı Türkiye’nin yeni stratejik ilişkiler kurma adına her şeyi kabul etmeye razı olduğunu ortaya koymaktadır. Tazminat değil lütuf Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün dış politikamızın temelini oluşturan “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin gereği olarak İsrail ile barış ve istikrar temelli ikili ilişkilere yeniden geçilmesini stratejik çıkarlarımız ve tarihsel bağlarımız açısından desteklemekle birlikte bu ilişkinin Türk ulusal çıkarlarını ve onurunu koruyacak şekilde kurgulanmasını da zaruri olarak görüyoruz. Anlaşmanın Türkçe ve İngilizce metinleri aynı değildir.  Türkçe metinde, orijinal İngilizce metindeki ifadeler, gözden kaçırılmaya çalışılmıştır! Anlaşma’nın daha ilk metninde “Mavi Marmara Saldırısı”, “Mavi Marmara Olayı”, “Konvoy Hadisesi” olarak olarak nitelenirken, İsrail’in Türkiye’ye ödeyeceği 20 milyon dolar da “tazminat” değil, “lütuf ödemesi” olarak tanımlanmıştır. Diplomaside her sözcüğün çok derin ve ulusal anlamları vardır! Yani Bu Anlaşma’nın TBMM’den de geçmesi halinde İsrail, Türkiye’ye 20 milyon ABD dolarını “tazminat” değil, “lütuf” olarak ödeyecektir! İsrail’in uluslararası sularda öldürdüğü 10 kişi için yapacağı ödemenin “lütuf” olarak nitelendirilmesi, ulusal onurumuzu ve yaşamını yitiren 10 kişinin ailelerini incitmektedir. Ambargo devam edecek! Bu anlaşmada Filistin’in hakları gözardı edilmesi ise faciadır Hatırlanacağı üzere Gazze halkına yönelik ambargoyu kırmak ve insani yardım götürmek için 31 Mayıs 2010 tarihinde yola çıkan Mavi Marmara Gemisi, uluslararası sularda İsrail ordusunun saldırısına uğramış ve 10 kişi ölmüş, 50’yi aşkın kişi de ağır şekilde yaralanmıştır. 2010 yılında BM Raporu’na da giren olayda İsrail devletinin orantısız güç kullandığı ve saldırının uluslararası sularda gerçekleştiği kayıtlara geçmiştir. Anlaşma’da Gazze’nin durumuna ilişkin tek satır geçmemektedir. Anlaşma kapsamına girmeyen ve Türkçe yazılan Gerekçe bölümünde ise Ambargo’nun kaldırılması değil, “Gazze’ye yönelik yaptırımların hafifletilmesi” denilmek suretiyle adeta İsrail’in Gazze ablukasına meşruiyet kazandırılmaktadır. Davalara Müdahale Anlaşma ile 10 kişiyi öldüren İsrail askerlerinin ulusal ve uluslararası arenadaki cezai ve hukuki sorumlulukları ortadan kaldırılıyor. Türkiye’de şu anda yürüyen 32 tazminat, 1 ceza davası bulunuyor. Nevşehir ve Kayseri’deki iki tazminat davası ise sonuçlanmıştır. Anlaşma’nın 4. Maddesi ile  Türkiye’nin İsrailli askerler hakkında açılmış tüm davalarda ortaya çıkacak  her türlü hukuki ve cezai sorumluluktan muaf tutulmalarını garanti etmesi, kabul edilecek gibi değildir. Üstelik Mavi Marmara baskınında ölenlerin aileleri hükümetin bu kararını tanımadıklarını, açtıkları davalardan vazgeçmediklerini açıkladılar. Türkiye, İsrail’e Para Ödeyecek Uluslararası arenada haklarını en iyi şekilde savunmasıyla ün yapan İsrail, sıkı pazarlıklar sonucu kendisini güvenceye alacak 5. Maddeyi de Anlaşma’ya eklemiştir. Bu maddeye göre Türkiye adeta hukuki karantinaya alınmıştır. Öyle ki Türk hükümeti, İsrail aleyhine açılan Türkiye’de açılan tazminat davalarını engelleyemezse, oluşacak tüm masrafları ödeyeceğini kabul etmiştir. İsrail deyim yerindeyse neredeyse Türkiye’yi borçlu çıkarmıştır! Özetlersek, İsrail Anlaşması, AKP hükümetinin diplomatik hezimetinin ve gücüne bakmadan yaptığı desteksiz efelenmenin ağır faturasıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.