Günümüzde kadının konumuna baktığımızda şu tabloyu görmek kaçınılmazdır:

  • Son üç yılda 6000'lere yaklaşan kadın cinayeti,
  • Artık adli vaka ve sıradan kabul edilen kadına ve çocuğa şiddet,
  • Eşit işe eşit ücret ilkesine rağmen -eşitlik bir anayasal haktır-; eğitim seviyesi ne olursa olsun kadının daha az kazandığı ,ciddi farklılıkların olduğu bir ekonomik yapı,
  • Özel ve kamu sektöründe üst düzey kadın yöneticilerin azalması,
  • İşe girebilmek için tacizleri hatta tecavüzleri kabul edilmesinin dayatıldığı ve hiçbir korumanın olmadığı bir iş arama sektörü,
  • İş yerinde kadına yönelik mobbing,
  • 4+4+4 eğitim sistemi ile binlerce kız çocuğunun eğitim hakkından yararlanamaması,
  • Son AYM kararı ile dini nikah için istenen resmi nikah şartının iptali ile küçük yaşta çocukların evliliğine geçişin artık devlet tarafından legalize edilmesi,pedofiliye devletin onayının olması
  • Son Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın  “çocuk gelin gelenektir “ algısının devlet tarafından dahi kullanılması,
  • Börek açmayan kadının yuvasının yıkılacağına dair görüş bildiren kadın bakanların olması,kadın gülemez,çalışamaz,dekolte giyemez,sokağa çıkamaz, öz babanın kız çocuğuna cinsel istek duymasının normal bir şeymiş gibi dinen tartışıldığı bir ülkedeyiz.

Bütün bunlar kaçıklar evinden değil bir ülkeden örneklerdir.Aklın ve bilimin yok olduğu, fizik dersinin gerekli mi gereksiz mi olduğunun tartışıldığı  bir ülkeden bahsediyoruz. Okulların son sürat İmam Hatipleştiği, kolej ya da Anadolu Lisesine gidemeyen çocukların imam hatiplerde okumasının zorunlu halen geldiği bir ülkeden bahsediyoruz. Bir ülke ki ; kürtajın dahi baba iznine tabi tutulduğu ,kendisini öldürmeye teşebbüs eden,annesini öldüren bir adamın kürtaja izin vermemesi sonucu kolunun kesilmesi riski yaşayan bir kadının dramını yaşandığı  bir yerdir. Özelleştirmelerin getirdiği taşeronlaşma, iş güvencesinden yoksunluk, sağlık sigortasının olmaması , işsizlik, eğitimsizlik, gelenekler, feodal yapılar, kız çocuklarının zorunlu eğitime bile erişim hakkının engellenmesi ve buna engel olan ailelere uygulanmayan yaptırımlar; kadını ve çocuğu yoksullaştırmıştır. Oysa bu kadar olumsuz bir tablo çizmemize rağmen Avrupa Birliği Uyum sürecindeki ülkemizde kadın ve çocuk lehine çok sayıda yasa vardır.Hatta o yasalar Cedaw ve İstanbul sözleşmesi gibi çağdaşı uluslararası sözleşmelere göre hazırlanmıştır. Hatta Medeni Kanunda kadın erkek eşitsizliğini engelleyen hükümler kalkmıştır.Türk Borçlar Kanunu’na mobbing kavramı sokulmuştur. Ceza Yasası’ndaki cinsel ayrımcılığa sebep olan,namus cinayetinde indirim sağlayan maddeler artık yoktur. Ancak neden yasalar olmasına rağmen kadın ve çocuklar bu kadar korumasızdır,açık hedeftir,neden her gün kadınlar öldürülmektedir. Neden tacizler,tecavüzler,ölümler en çok kadın ve çocukların başına gelmektedir. Mevcut hukuk neden artık önleyici, koruyucu ve denetleyici olamamaktadır? Hukuk krizi yaşanılan şu dönemde bir anlamda devlet krizinin yaşandığı göstermektedir. Devletlerin  hukuk sistemleri etkili ve yeterli olmamaktadır.Avrupa Birliği uyum sürecinden tutun da AİHM kararları doğrultusunda hukuk alanında yenilikler yapılsa da ,koruyucu önleyici yasalar çıkarılsa da kadına ve çocuğa  karşı işlenen suçlar artmaktadır. Ülkemizde son 15 yıl içinde kadın ve çocukların daha da çok etkilendiği topraksızlaştırma,iş güvencesinden yoksunlaşma, sağlıkta özelleştirme, taşeronlaştırma, eğitim alanında gerici adımlar, medeni hukuk kadının medeni hukukunu ilgilendiren konularda çocuk ve kadını yok sayan pedofiliye onay veren Anayasa Mahkemesi değişiklikleri ile kadın ve çocuk en çok zarar görenler halini almıştır. Yürürlükte olan yasalar  aile içi ve kadına yönelik şiddeti önlemede , denetlemede yetersiz kalmaktadır. Laikliğin deforme edildiği ve yok edildiği , iş güvencesinin yok edildiği, özelleştirmeler sonrası taşeronlaşmanın egemen olduğu, topraksızlaşma sonucu yerlerinden edilen köylülerin olduğu bir ortamda yasaların detaylı ve yaptırımlı olması kadın ve çocuk için  bir şey ifade etmemektedir. Sorunumuz hukuk kuralları değildir şu günlerde...Uygulanma zemini olmadıktan sonra Kadına Karşı şiddetin önlenmesi ve Ailenin Korunması ile ilgili yasadaki  koruma tedbirleri ,ekonomik ve sosyal anlamda uygulanmadıktan ya da uygulanması için kreş,sağlık hizmeti,kadın sığınma evi,kadına iş olanağı,çocukların eğitim olanağı,kadının eğitimi için devletin yapması gereken alt yapı mevcut olmadıktan sonra, Cumhuriyet Devrimi ilkeleri ve kazanımlarını düşmanlık ve hırsla yok eden teoratik bir bakış açısı oldukça yasalar kifayetsiz kalmaktadır…. Ne yazık ki hukukta, kadının adının olmaması da devam edecektir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.