Çoluk- çocuk, genç-yaşlı, yoksul bir halkın birlikte yazdığı destandır Kurtuluş Savaşı... Ve bu mücadele milletin kalbinde başlamıştır. Conkbayırı'nda büyük bir şarapnel parçası tam kalbinin üzerindeki saate isabet etmiştir, ne ilginçtir ki; Cumhuriyeti kuran partinin altı okunu o saatin yerine, yani kalbinin üzerine takmıştır Mustafa Kemal Atatürk. Bağnaz ve teslimiyetçi zihniyete rağmen aydınlanma devrimini başlatarak, işgal edilmiş ve her türlü eziyete, baskıya zulme uğramış bir ülkeyi yeniden kurma mücadelesine başlayan CHP ve onun genel başkanları, bu uzun ve zorlu yolculukta çok büyük olaylarla karşı karşıya kalmışlardır. 21 Şubat 1964’te bir elektrikçi İsmet İnönü’ye üç el ateş etmiş ve o, “Bugün yapacak çok işimiz var işimize bakalım” diyerek adeta bu saldırıya meydan okumuştur. İnönü, cephelerde çelikleştirdiği yüreğini Lozan’da masanın tam ortasına koyduğunda, İngiliz temsilci Lord Curzon “ Müzakerelerde sizden istediğimizi alamıyoruz. Bugün reddettiklerinizi yarın çıkarıp önünüze koyacağız” demek zorunda kalmıştır. Halktan, emekten, sevgiden ve barıştan yana bir yürek taşırdı Ecevit… Ancak Kıbrıs’ta, Rumların yaptıklarına daha fazla tahammül edemeyerek, bütün dünyayı karşısına alma pahasına, hafızalara yer eden o meşhur cümleyi kurmuştu: “Ayşe tatile çıksın” Bu başarıyı gölgelemek ve yükselişini durdurmak isteyenler, ölümle bile tehdit etmişlerdi. Hatta dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “MİT’ten gelen bilgi doğrultusunda, Taksim’de miting yapmanızın çok tehlikeli olacağı bildirilmiştir. Mitingden vazgeçmeniz doğru olacaktır” diye mektup yazmıştır Ecevit’e… Buna rağmen Anadolu’nun ‘Kara Oğlan’ı bir an bile tereddüt etmemiş, “ Ben ve Eşim yarın Taksim’de olacağız” demiştir… Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürükleyecek ve adeta bir cephe ülkesi konumuna getirecek olan, 1 Mart tezkeresini meclisten geçirme sözü veren AKP iktidarının bütün çabaları sonuçsuz kalmış ve meclisten geçememiştir. 1 Mart tezkeresinin Türkiye’yi götüreceği noktayı gören Deniz Baykal, tarihi bir tavır ve etkin bir siyasetle, bu oyunu bozmuştur. Bu siyasi öngörüsü ve mücadelesinin sonucunda çirkin komplolara maruz kalmıştır… Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kral çıplak” siyaseti, AKP’nin özellikle dış politika ve PKK konusunda yaptığı vahim hataları topluma yüksek perdeden anlatma anlayışı, birilerini oldukça rahatsız etti. STK’ların sustuğu, toplumun baskılandığı bu dönemde; cami avlularını ve cenaze namazlarını siyasetlerinin en önemli aracı olarak gören zihniyetin, bir genel başkanı yuhalatmasına, kurşun atmasına ve hedef olarak göstermesine şaşırmamak gerekir. Ancak unutulmamalıdır ki, her CHP Genel Başkanı partinin altı okunu Atatürk’ten bugüne bir şeref madalyası olarak kalbinin üzerinde taşır ve o koltuğa, “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” misyonuyla oturur…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.