Türkiye’de gıda güvenliği alarm veriyor: çocuklar, turistler ve halk sağlığı tehlikede!

Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’de artan gıda zehirlenmeleri, yüksek pestisit kalıntıları, sahte ve hileli gıda üretimi ile sağlık sistemindeki eksiklikleri TBMM gündemine taşıdı. Kanko, iki yazılı soru önergesi ve bir Meclis Araştırma Önergesi sunarak, halk sağlığını doğrudan tehdit eden bu ciddi tabloya dikkat çekti.

19 Kasım 2025 Çarşamba 09:23
Türkiye’de gıda güvenliği alarm veriyor: çocuklar, turistler ve halk sağlığı tehlikede!



Kanko, toplu zehirlenmelerin artışının ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Türkiye’de son dönemdeki toplu gıda zehirlenmeleri halk sağlığını ciddi biçimde tehdit
ediyor:
 Kocaeli Körfez’de 999 kişi tavuk ürünlerinden zehirlenmiş,
 Rize’de 94 kişi hastaneye kaldırılmış,
 Kocaeli Gölcük Barbaros Hayrettin Anadolu Lisesi’nde çok sayıda öğrenci zehirlenme
şüphesiyle tedavi görmüştür.
Kanko, Almanya’dan gelen Böcek ailesinin yaşadığı trajik olayı örnek vererek, “Bu tür
vakalar sistematik denetim eksikliğinin göstergesidir ve tekrarlanmaması için acil önlem
alınmalıdır. Denetimlerin yoğun olduğu Mecliste benzer zehirlenme vakasının gerçekleşmesi,
sorunun ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. En trajik örnek, Almanya’dan gelen Böcek
ailesinin yaşadığı olaydır: Ailenin iki çocuğu ve anne-babası, gıda kaynaklı zehirlenme
sonucu hayatını kaybetmiş, aynı işletmeden hizmet alan diğer turistler de hastaneye
kaldırılmıştır. Bu vakalar, gıda denetimindeki ciddi boşlukların yalnızca istisnai olmadığını
ortaya koymaktadır.” ifadelerini kullandı.
SOKAK GIDALARINDA RİSK: DENETİMSİZ MİDYE, KOKOREÇ, TAVUK
DÖNER VE TATLILAR
Kanko, denetimsiz sokak gıdalarının halk sağlığı için büyük risk oluşturduğunu belirtti.
Midye, kokoreç, tavuk döner ve sütlü tatlı gibi ürünler, üretim ve satış noktalarındaki denetim
eksikliği nedeniyle zehirlenme riskini artırmaktadır. Özellikle yoğun turistik bölgelerde ve
okul çevrelerinde bu tür ürünlerin denetimsiz satışı, toplum sağlığını doğrudan tehdit
etmektedir.
Kanko, önergelerde özellikle bu ürünlerin yaygın olarak satıldığı bölgelerde denetimlerin
artırılması gerektiğini vurguladı ve “Çocuklarımız ve gençlerimiz sokak gıdalarından güvenle
beslenebilmelidir” dedi.

PESTİSİT KRİZİ: AB’DE YASAK, TÜRKİYE’DE KULLANIM SÜRÜYOR
Kanko, pestisit kalıntılarının hem halk sağlığı hem de uluslararası ticaret açısından risk
oluşturduğunu dile getirdi.
Tarım ürünlerinde yüksek pestisit kalıntıları ciddi bir halk sağlığı tehdidi yaratıyor. 2025’in
başlarında Avrupa Birliği, Türkiye kaynaklı 134 parti ürünü yüksek pestisit kalıntısı nedeniyle
geri çevirmiştir. Greenpeace raporları, Avrupa’da yasaklanan bazı pestisitlerin Türkiye’ye
ithal edilip kullanılmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.

Kanko, “Yasaklı kimyasalların kullanımının önüne geçilmediği sürece, hem tüketici sağlığı
hem de Türkiye’nin uluslararası güvenilirliği tehlikeye atılmaktadır” ifadelerini kullandı.

SAHTE VE HİJYEN DIŞI GIDA ÜRETİMİ: DONDURMA VE MADEN SUYU
SKANDALLARI
Kanko, sahte ve hijyen dışı üretimin toplum sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı.
Gıda üretim zincirinde sahte ve hileli ürünler ciddi bir tehdit oluşturuyor:
 Sahte zeytinyağı, taklit peynir, at–eşek–domuz eti gibi ürünler, hijyen dışı koşullarda
piyasaya sürülmektedir.
 Bazı markaların dondurma ve maden sularında yapılan laboratuvar analizlerinde dışkı
tespit edilmiştir.
Kanko, bu konuyla ilgili olarak, “Vatandaşlarımızın gıda güvenliği temel bir haktır. Firmalar
hakkında etkili denetim ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK SİSTEMİNİN MÜDAHALE KAPASİTESİ SORGULANMALI
Kanko, sağlık sisteminin toplu zehirlenme vakalarına müdahale kapasitesinin yeterince güçlü
olmadığını belirtti.
Bakanlıklara yöneltilen sorular, sağlık sisteminin toplu zehirlenme vakalarına müdahale
kapasitesini ve etkinliğini içeriyor:
 Böcek ailesinin başvurduğu iki hastanede uygulanan klinik işlemler ve olası
eksiklikler,
 Hızlı toksikoloji testlerinin tüm hastanelerde bulunup bulunmadığı,
 Sağlık personeli eksikliği ve acil müdahalede gecikme iddiaları,
 Son beş yılın Türkiye genelindeki gıda zehirlenmesi vakalarının illere göre dağılımı ve
tekrar eden vakaların nedenleri.
Kanko, “Halk sağlığını korumak için sağlık sistemimiz vakalara hızlı ve etkili müdahale
edebilecek kapasiteye sahip olmalıdır” dedi.

DENETİM MEKANİZMALARI VE İDARİ SORUMLULUKLARDA CİDDİ
BOŞLUKLAR VAR!
Kanko, gıda güvenliği denetimlerinde ciddi boşluklar olduğunu ve bunun halk sağlığını
doğrudan etkilediğini vurguladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı’na yöneltilen sorular, gıda güvenliği denetim kapasitesi, ruhsatsız
ve denetimsiz işletmelerin takibi, cezai yaptırımların uygulanabilirliği ve üretimden sofraya
denetim zincirini kapsıyor.
“Denetimsiz üretim ve sokak satıcıları halk sağlığı için doğrudan tehdit oluşturuyor. Bakanlık
acilen etkin denetim mekanizmalarını hayata geçirmelidir” ifadelerini kullandı.

MECLİS ARAŞTIRMASI: ÜRETİMDEN SOFRAYA GIDA GÜVENLİĞİ
Kanko, Meclis Araştırma Önergesi ile gıda güvenliği sorunlarının kök nedenlerinin ortaya
çıkarılacağını belirtti.
Kanko’nun Meclis Araştırma Önergesi, Türkiye’de gıda güvenliği sorunlarının kök
nedenlerini incelemeyi, üretimden sofraya tüm zinciri değerlendirmeyi ve halk sağlığını
koruyacak yasal ve idari düzenlemeler geliştirmeyi amaçlıyor.
Kanko, önergeyle ilgili olarak şunları söyledi: “"Gıda güvenliği yalnızca teknik bir mesele
değil; vatandaşın sağlığını doğrudan ilgilendiren bir kamu güvenliği sorunudur. Denetim
zafiyetleri ve ihmaller zinciri, çocuklarımızın hayatını kaybetmesine yol açıyor. TBMM’nin
bu konuyu tüm boyutlarıyla incelemesi ve çözüm önerileri geliştirmesi acildir. Dört kişilik
Böcek ailesinin hayatını kaybetmesi, ülke genelinde yaşanan gıda zehirlenmeleri, turistik
otellerde yaşanan zehirlenme vakaları; dışkı tespit edilen dondurma ve maden suyu
skandalları; sahte zeytinyağı, sahte peynir, at–eşek–domuz eti satışı; sebze ve meyvede
yüksek pestisit kalıntıları; AB sınırından geri çevrilen 134 parti Türk tarım ürünü gibi
örnekler ciddi bir denetim çöküşüne işaret etmektedir. Greenpeace raporlarına göre AB’de
yasaklanan pestisitlerin Türkiye’ye ihracı sürmekte; yüksek riskli kimyasallar tarımda yaygın
olarak kullanılmaktadır. Bu durum hem halk sağlığını hem de uluslararası gıda güvenilirliğini
sabote etmektedir.
Toplu zehirlenmeler, sahte gıdalar ve pestisit kalıntıları artık sistematik bir sorun haline
gelmiştir. TBMM bu konuyu tüm boyutlarıyla incelemeli ve çözüm önerileri geliştirmelidir.”
İfadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.