Faik Öztrak'tan Süleyman Soylu'ya: "Atama İçişleri Bakanı'na tavsiyem, gaza gelip kendisini parti lideri gibi görmesin"

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin Merkez Yönetim Kurulu(MYK) toplantısı sonrası gündeme dair açıklamalarda bulundu. Öztrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya, "Atama İçişleri Bakanı'na tavsiyem, gaza gelip kendisini parti lideri gibi görmesin, mafya mensuplarıyla, uluslararası dolandırıcılarla verdiği pozlar ortada. Sarayın karşısında gerdan kırmasın. memur olduğunu unutmasın. Siyaseti bıraksın, boyundan büyük işlere kalkışmasın, işini yapsın." Dedi.

13 Haziran 2022 Pazartesi 15:51
Faik Öztrak'tan Süleyman Soylu'ya: "Atama İçişleri Bakanı'na tavsiyem, gaza gelip kendisini parti lideri gibi görmesin"

CHP Sözücüsü Faik Öztrak, MYK toplantısı sonrası gündeme dair konuştu.

Sığınmacıların sebep olduğu huzursuzluk ve asayiş sorunlarına dikkat çeken Öztrak, "Gettolaşmalar, sosyal sıkıntılar hızla artıyor. Daha iki gün önce İstanbul’un ortasında, kendisine saldıran Afgan uyruklu çeteden kaçarken, 15 yaşında bir evladımıza araba çarptı, yitirdik. Atama İçişleri Bakanı da iş işten geçtikten sonra çıktı, mahallelerde, sığınmacı oranına koydukları sınırları düşürmekten bahsediyor. Atama bakan işini yapacağına yine on parmağında on kara, genel başkanımıza bulaştırmaya kalkıyor. İlk seçimde millet Erdoğan’ı emekli edecek. Bunu artık herkes görüyor. Atama İçişleri Bakanı'na tavsiyem, gaza gelip kendisini parti lideri gibi görmesin, mafya mensuplarıyla, uluslararası dolandırıcılarla verdiği pozlar ortada. Sarayın karşısında gerdan kırmasın. memur olduğunu unutmasın. Siyaseti bıraksın, boyundan büyük işlere kalkışmasın, işini yapsın." ifadelerini kullandı.

CANLI YAYIN:

Öztrak'ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde;

Dün Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’ydü. Ülkemizde 5-17 yaş arasında 720 bin çocuk işçi var. Gerçek sayının bunun çok üstünde olduğu biliniyor. Bu çocuklarımızın yüzde 65’i kendi ihtiyaçlarını karşılamak, ailesinin geçimine ve işine yardımcı olmak için çalışıyor. İş cinayetlerinde son 20 yılda 800’den fazla çocuğumuz hayatını kaybetmiş. Çocuk işçiliğiyle mücadele için, güçlü bir sosyal destek sistemi yanında her ne ad altında olursa olsun, çocuklarımızın ucuz işgücü olarak kullanılmasının engellenmesi için, ciddi yasal düzenlemelere, ve bunların tavizsiz uygulanmasına ihtiyaç var.

CHP iktidarında, Başta Aile Destekleri Sigortası olmak üzere bunları eksiksiz olarak hayata geçireceğiz. İş ve aş, tüm vatandaşlarımız için can yakıcı bir sorun. TÜİK tarafından son açıklanan işsizlik verilerine göre; 8 milyon 107 bin vatandaşımız işsiz. Ülkemizdeki işsizlerin sayısı, dünya üzerindeki 95 ülkenin nüfusundan fazla. Makyajlı TÜİK verileriyle bile; işsizlik artıyor, hayat pahalılığı artıyor. “Cari fazla vererek enflasyonu düşüreceğiz” diyorlar. Cari açık artıyor.

Geçen yılın ilk dört ayında 9 milyar dolar cari açık verilirken, Bu yılın aynı döneminde verilen cari açık 21 milyar dolar. Geçtiğimiz yılın 2,5 katı. Hani cari açık düşecekti? Bu yılın tamamı için öngörülen cari açık ilk dört ayda aşıldı. Model falan kalmadı. Hükümet artık, normal kanallardan cari açığı finanse etmekte zorlanıyor.

Bu dönemde cari açık, büyük oranda net hata ve noksan kaleminden gelen Kaynağı belirsiz 11 milyar 751 milyon dolar ve eritilen 4,5 milyar dolar rezervle finanse edilmiş. Döviz olmayınca, Kur alıp başını gidiyor. 441 milyar doları geçen brüt dış borcun faturası, yandaşlara verilen dövizle garantili projelerin maliyeti, Kur Korumalı Mevduattan milletimizin sırtına binen yük, her geçen gün ağırlaşıyor.

Saray’ın kerameti kendinden menkul “Faiz sebep, enflasyon sonuç” safsatasının peşinde, milletimizin sofrasındaki ekmek her geçen gün küçülüyor. Erdoğan Ağustos ayında; Faizde düşüşe geçeceklerini, böylece enflasyonun da düşeceğini söyledi.

Eylül’de Merkez Bankası’nın tabelaya yazdığı faizi talimatla indirmeye başladı. Bu akıl ve bilimden mahrum politikalar sonucunda, vatandaşın bankada kredi çekerken muhatap olduğu piyasa faizi, devletin borçlanırken muhatap olduğu tahvil faizi hızla arttı.

Devletin geçen yıl Eylül ayından sonra ödediği faiz, önceki sekiz ayda ödediğine göre yüzde 22 arttı, 156 milyar 661 milyon lira oldu. Borçlanma maliyetlerimizin önemli bir unsuru olan, ekonomiye duyulan güveni gösteren, Kredi Temerrüt Risk Primi 800 puanın üstüne fırladı. Dünyada kendi ligimizde rekor kırdık. Aynı dönemde paramız, dünyada en fazla değer yitiren paralardan biri oldu. Enflasyon hızı dörde katlandı, Tüketici enflasyonunda ilk beşe girdik, üretici Enflasyonu dünya rekoru kırdı. Hayat pahalılığı milletimizi perişan etti. Sonunda Nebati Bakan, bunu “Bile isteye” yaptıklarını itiraf etti. Aralık ayında, “Ekonomide başlattıkları yeni dönemin meyvelerini altı ay içinde yemeye başlayacaklarını” söyleyen Erdoğan, bir defa daha millete taahhüdünü yerine getirmedi. Milletimizi hayat pahalılığına ezdirdi.

Bugün MYK toplantımızda ele aldığımız konuların başında bunlar vardı. Tabi bunları, biz konuşuyoruz. Saraya göre ülkede “enflasyon” yok. Çünkü, Saray’ın, üç-beş maaşlı Saray yanaşmalarının enflasyon derdi yok. Saray’ın etrafında kümelenmiş, dolarla avroyla aldıkları garantileri cebe indiren, yandaş müteahhitlerin, faiz lobilerinin, dolar baronlarının hayat pahalılığı gibi bir dertleri yok

Hayat pahalılığı, enflasyon, onların değil; asgari ücretle geçinenlerin, dar ve sabit gelirlilerin sorunu… Evine ekmek götürebilmek için “Yol parası vermeyeyim” diyerek, her gün kilometrelerce yürüyen emekçilerin sorunu… Çocuğunun altına bez alamayıpplastik poşet bağlayanların sorunu… Tayin döneminde, eline kuş kadar tayin parası tutuşturulmuş, dağ gibi taşınma masrafını nasıl karşılayacağını düşünen, mobbing altında ezilen, intihar haberlerinin sonu gelmeyen polislerimizin sorunu…

Sorun, artık kuruşla değil lirayla artan benzin-mazot fiyatına yetişemeyen bayramda anasının babasının elini öpmeye gitmek için otobüs parası bulamayan vatandaşlarımızın sorunu… Sorun, bayramda torununa harçlık veremeyen Emeklilerimizin sorunu…

Hazine nakit gerçekleşmeleri açıklandı. Bu hesaba göre kasanızda 82 milyar 400 lira duruyor. Ama vatandaşa para yok. Bunlar milleti unutmuşlar, milletten kopmuşlar.

Bugün Erdoğan çıkmış, “Geçim zorluğu arttı, refah azaldı, ama olsun siz bardağın dolu tarafına bakın” diye akıl veriyor. Şürekası da kendisini aratmıyor. “Millet açlıkla boğuşuyor” dediğimizde, şürekadan biri çıkıyor, “Aç kalmak sünnettir” diyor.

Millet için aç kalmak sünnet, saray için zencefilli somonlu suşiler, kornişona sarılı dana rozbifler, bunları mide de yumuşatmak için, liçi meyvesi eşliğinde efululiler, chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothiler farz.

“Milleti kuru ekmeğe muhtaç ettiniz” derseniz, bir başka Saray şürekası çıkıyor, “Kuru ekmek buluyorlarsa aç değiller” diye laf yetiştiriyor. “Karpuz dilimle satılır oldu, insaf” dediğinizde, bu kez AK Parti’nin bir örgüt yöneticisi çıkıyor, “Almasınlar, bahçelerinde yetiştirsinler” diyor. En son milletimizi, ucuz şeker kuyruğunda birbirini ezer hale getirdiler. Sonra da çıktılar, “Çayı da şekersiz içsinler” diye akıl verdiler.

Geçenlerde Van’da il başkanları, esnaf gezmeye çıkıyor. Genç bir esnaf lafı hiç dolandırmadan yüzüne, “Perişanız ve bunun sorumlusu sizsiniz” diyor. İl başkanı önce esnafı azarlamaya kalkıyor, Sonra bakıyor pabuç pahalı, elini sıvazlayıp akıl veriyor.

Esnaf bir kere daha tekrarlıyor: “Geçen sene 20 liraya aldığım terliği, Şimdi 70 liraya alıyorum. Sorumlusu sizsiniz.” Gaziantep’te il başkanları esnaf geziyor, Bir başka vatandaş da “Hakkımı helal etmiyorum, etmiyorum, etmiyorum” diye feryat ediyor. Vatandaşın içine çıkacak halleri kalmadı. Onlar milletin halini bilmese de, görmese de, millet sorumlunun kim olduğunu biliyor. Yediği ayazı unutmuyor.

Reisleri bunları adeta efsunlamış. Kibirleriyle kendilerinden geçmişler, akılları, izanları kalmamış. Yeni Tarım Bakanı da anlaşılan eskisini aratmayacak. Mazot fiyatları çıldırmış. Gübre fiyatı katlanmış. Tohum desen öyle, ilaç desen öyle… Çiftçimizi tarlasına gidemez hale getiren, toprağından koparan hükümetin bakanı, “Venezuela’da buğday yetiştireceğiz” diye müjde veriyor.

Sayın Bakan, bu ülkede toprak mı kalmadı? Neden 11 bin kilometre ötede buğday yetiştirmeye kalkıyorsunuz? Bakan bunun nedenini şöyle açıklıyor: “5 milyon sığınmacı nedeniyle artan ihtiyaç, ve yine ülkemizin refah seviyesinin artması(!)”. devri iktidarlarında, çiftçilerimizin 2,5 Trakya büyüklüğünde araziyi ekmekten vazgeçtiğinin farkında değil. Hükümetlerinin ödemediği destekler nedeniyle, her bir çiftçi ailesine Faiz hariç 124 bin 736 lira borcu olduğunu anlaşılan bilmiyor. Refaha gelince…

Ucube cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin düğmesine basmalarından bu yana kişi başına gelirimizin 3 bin 43 dolar azalarak, 10 bin doların altına gittiğini belli ki duymamış. Anadolu’nun ve Trakya’nın verimli toprakları, bu milleti yıllarca doyurdu. Şimdi doyuramıyorsa bu sizin suçunuz. Sarayın kibirlisine tavsiyemiz şudur: verin vermediğiniz desteği, verin Avrupa kadar desteği.

Bu ülkenin çiftçisine, Tarım Kanunu emretmesine rağmen ödemediğiniz 272 milyar TL tarımsal desteği ödeyin. Elektrik, mazot, gübre giderlerini düşürmek için tarımda kullanılan girdilerde vergiyi düşürün. Güneş enerjisi tarlalarını kurun, çiftçiye elektriği bedava verin. Çiftçilerimizin dağ gibi biriken borçlarının faizini silin. Kalan borcu uygun taksitlerle uzun vadeye yayın. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ithalat kapılarını açacağınıza, başka ülkelerin çiftçisini sevindireceğinize, bu ülkenin çiftçisinin yüzünü güldürün. Bakın bakalım bizim cefakar çiftçimiz bu milleti de, sığınmacıları da nasıl doyuruyor.

Ama sizin gözünüzde tarlanın üretimi değil, kupon arsanın rantı oldukça bunu yapamazsınız. Bu arada, üstünüze tarlanın tozu değmesin diye, prototipinin yanında, Belinize kadar galoşla poz verdiğiniz, 2022 Ocak ayında da seri üretim sözü verdiğiniz, ön siparişleri alınan ama hala ortada olmayan bir elektrikli traktör vardı. Akıbeti sorulduğunda, bakanınızın “Benim ilgi alanım değil” dediği, Bu elektrikli traktör ne oldu? “Senenin başında traktör hazır olacak” dendi, haziran bitiyor daha hala traktörü bekliyoruz. Bak bu da mazot maliyetini düşürür.

Bir de, hükümet olarak Daha önce de “Afrika’da tarım yapacağız” diye neler yaptığınızı unutmadık. “Sudan’da 780 bin 500 hektarda bitkisel ürün üreteceğiz” dediniz. Bunun için TİGEM’e, Sudan’la ortak şirket kurdurdunuz. Şirkete tek bir personel, ve bu “göz bebeği” personeli yönetsin diye, yedi tane yönetim kurulu üyesi koydunuz. Sudan tarım için toprak falan vermedi.

Ama siz, kurduğunuz şirketin Yönetim Kurulu üyelerine sadece 2020 yılında huzur hakkı ve ikramiye olarak 416 bin 695 lira 74 kuruş ödediniz. Şimdi, aramızda koca bir Atlas Okyanusu olan “Venezuela’da tarım yapacağız” diye çıkıyorsunuz. Bakalım bu işten de hangi saray yandaşları malı götürecek.

Bunlar sadece kendilerini düşünüyorlar. Millete ne vaat ettilerse yapamıyorlar. Enflasyonla mücadele görevini “küresel barışa” vermişlerdi. Bugün Erdoğan açıkladı, bundan da vazgeçmişler. Enflasyon ancak gelecek seneye, baz etkisiyle düşecekmiş. Enflasyon küresel barış sayesinde, olmazsa baz etkisiyle düşecekse sizin orada işiniz ne? Bunların kadroları metal yorgunu… “Elektrikli traktör” dediler, traktör yok. “Tank” dediler, tank yok. “Tank yapılacak, 10 bin kişilik istihdam sağlanacak” deyip, Karasu’da yer tahsis ettiğiniz, Katar Emiriyle birlikte temelini attığınız fabrika sökülüyor, saraydan tık yok.  Bir zahmet, bu rezaletlerin sebebini de milletimize bir açıklayın.

Bu arada; sığınmacı demişken, sığınmacıların sebep olduğu huzursuzluk ve asayiş sorunları, gettolaşmalar, sosyal sıkıntılar hızla artıyor. Daha iki gün önce İstanbul’un ortasında, kendisine saldıran Afgan uyruklu çeteden kaçarken, 15 yaşında bir evladımıza araba çarptı, yitirdik. Atama İçişleri Bakanı da iş işten geçtikten sonra çıktı, mahallelerde, sığınmacı oranına koydukları sınırları düşürmekten bahsediyor.

Atama bakan işini yapacağına yine on parmağında on kara, genel başkanımıza bulaştırmaya kalkıyor. İlk seçimde millet Erdoğan’ı emekli edecek. Bunu artık herkes görüyor. Atama İçişleri Bakanı'na tavsiyem, gaza gelip kendisini parti lideri gibi görmesin, mafya mensuplarıyla, uluslararası dolandırıcılarla verdiği pozlar ortada. Sarayın karşısında gerdan kırmasın. memur olduğunu unutmasın. Siyaseti bıraksın, boyundan büyük işlere kalkışmasın, işini yapsın.

Diğer taraftan, İstanbul’da bir milletvekilinin polisimize yumruk attığı görüntüler kamuoyuna yansıdı. Polislerimiz kamu görevlisidir. Kendilerine verilen emre göre hareket eder. Bir sorun varsa, o sorun görev yapan polisle değil, ona emir verenlerdedir. Milletvekili ya da herhangi biri, kimsenin polisimize yumruk atması kabul edilemez.

“Yalanlar doludizgin, gerçekler adım adım gider. Ama hedefe ulaşan her zaman doğrular olur” derler . Siyaset üretme yeteneği vasatın, hatta at binme yeteneğinin bile altına düşen, millete hiçbir taahhüdünü yerine getiremeyen saray, gemi iyice azıya aldı. Erdoğan iki gün önce Van’da, kendisi hükümet olmadan 20 yıl evvel, 1982 yılında kurulan üniversiteyi, kendilerinin kurduğunu iddia etti.

Bu bir defa olsa, “Basit bir internet aramasıyla ortaya çıkıp insanı rezil edebilecek böyle acemice bir gaf yapılamaz” der, bir dil sürçmesidir diye düşünürdük. Ama millete vaatlerini yerine getiremeyen Erdoğan için, başkasının eserini sahiplenmek artık vakayı adiyeden...

Sene 2018… Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi’ni kendilerinin kurduğunu iddia etti. Üniversitenin kuruluş tarihi 1992… Yani o da AK Parti’den 10 yıl önce. Sene 2019… “Sivas’ta bizden önce üniversite yoktu” dedi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin kuruluş tarihi 1974. AK Parti’nin kurulmasından neredeyse 30 yıl önce.

Saray müflis bezirgân misali, neye el atsa batırıyor. Sonra da eski defterleri karıştırıyor. Önce 1970’lerde ekonomiyi batıran dövize çevrilebilir Mevduatın Saray sürümü, Kur Korumalı Mevduatı “Hazine’ye yükü olmayacak” diyerek piyasaya sürdü. 10 milyar 100 milyon liralık vergiden vazgeçti. Bir de üstüne, fakirin ödediği vergiyle, bir avuç mevduat sahibine döviz cinsinden getiri garantisi verdi. Artan kurla bu mevduatın Hazineye maliyetinin 150 milyar lirayı geçmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde de, eski model Gelire Endeksli Senetler, sarayın yeni kurtuluş formülü gibi sunuldu. Oysa, Yatırımcı kılavuzundan bu kağıtların getirisine baktığınızda, getirisinin, enflasyonun ve devalüasyonun çok altında kalacağı açık. Bu yüksek enflasyon ortamında bu haliyle GES hiçbir derde deva olmaz. Pansuman ya da aspirin tedavisi bile değildir.

Güveni yitiren bir hükümetin de, ekonomide sorunları çözmek için atacağı her adımın, millete maliyeti çok yüksek olur. Çünkü, güven ruh gibidir, terk ettiği bedene geri dönmez. Yapabilecekleri pansumandan, aspirin tedavisinden ileri gidemez. Doğru tedavi için, doğru teşhis ve güvenilir, işinin ehli doktor gerekir. Bu hükümette ikisi de yok. Hep söylüyoruz, bir ülke ya ilimle, ya zulümle yönetilir. Bu hükümette ilim olmadığı artık hepimizin malumu. ilim olmayınca zulmün gazına basıyor.

İstanbul İl Başkanımıza yapılan haksızlığı dillendiren eski bir Emniyet mensubuna, önce Saray Emniyet’inin resmi hesabından trol ağzıyla hakaret edilmişti. Bu hafta da bu emniyet mensubunun rütbelerinin söküldüğü haberi geldi.

Erciyes Üniversitesi’nin bahar şenliklerinde, on binlerce gençle birlikte İzmir Marşı’nı söyleyen DJ’in ilana çıkılmış programları, iddiaya göre Ankara’dan gelen telefonla iptal edildi.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ndeki mezuniyet töreninde “Ali İsmail’i unutmadık” pankartı açmak isteyen iki genç, darp edilerek, yaka paça gözaltına alındı. Enflasyon Araştırma Grubu’yla vatandaşlarımızın yaşadığı gerçek enflasyonu hesaplayan bir akademisyene davalar açılması yetmedi, Şimdi bir de çalıştığı üniversitede hakkında soruşturma başlatıldı.

Nizamülmülk: “Küfr ile belki amma zulm ile payidar kalmaz memleket” demiş. Şunu unutmasınlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır. Ama kendisini devlet sanan bu hükümet, zulümüyle payidar kalmayacaktır.

Bugün Merkez Yönetim Kurulumuzda, dış politikada yaşanan gelişmeleri de ele aldık. Öncelikle, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle ilgili müzakerelerde, ülkemizin bu iki ülkeden terörle mücadele konusundaki taleplerinin haklılığının altını bir defa daha çizelim. Ancak bunun yetmediğini, müzakere sürecinde konunun Türkiye’nin AB üyeliği çerçevesinde de ele alınması gerektiğini, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik yapılanmalarındaki yerinin, mutlaka masada olması gerektiğini söylemiştik.

Buna ilave olarak, bu ay içerisinde Madrid’de NATO toplantısı yapılacak. Bu toplantıda NATO, önümüzdeki on yılda karşılaşacağı güvenlik sorunlarını tanımlayacak, bunlarla mücadele stratejisini belirleyecek. Buradan çıkacak Stratejik Konsept belgesinde, üye ülkeler arasında teröre karşı işbirliği mekanizmalarının, ülkemizin güvenlik endişelerini giderecek biçimde yer alması, mutlaka sağlanmalıdır..

Bu arada Yunanistan’ın, uluslararası antlaşmalara aykırı olarak silahlandırdığı adalarla ilgili açıklamaları ve gelişmeleri izliyoruz. Sayın Genel Başkanımızın, yıllardır dile getirdiği, son olarak 1 Haziran 2022 tarihli açıklamasında da belirttiği gibi, işgal edilen ve silahlandırılan adalarla ilgili hükümetin atacağı akılcı adımları destekleyeceğiz. Oturduğunuz makamlar, sadece büyük büyük laflar söyleme makamı değildir, söylediğinizi yapma, milletimizin hakkını, hukukunu koruma makamlarıdır.

Bugün, altı siyasi partinin Genel Başkanlarının verdiği talimatla yürüttüğümüz, altılı masanın Kamu Reformu çalışmaları kapsamında, sabah saatlerinde bir açıklama yaptık. İktidara geldiğimizde ekonomide kurumsal olarak atacağımız bazı adımların bir özetini kamuoyuyla paylaştık. Bugün açıkladığımız adımlar, ekonomide karar alma süreçlerinde, tekrar güveni hızla sağlayacak düzenlemelerdir. Bu çerçevede, göreve gelir gelmez, ilk iş olarak ekonomideki gerçek durumun tespiti önem arz ediyor.

Saklanan verilerin ve kamu zararlarının tespiti, açık ve gizli tüm yükümlülüklerin ortaya çıkarılması için veri ve bilgi temini konusunda tam yetkili “Durum ve Hasar Tespit Komisyonu” kuracağız. Anayasa’da yazmasına rağmen 2009’dan bu yana toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey’e yeniden işlerlik kazandıracağız. Dünya ekonomisinde yeni dönemin gerekleriyle uyumlu bütüncül bir yaklaşımla, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ekseninde, ulusal, bölgesel ve sektörel bazda strateji, reform, plan ve programları hazırlayacak Strateji ve Planlama Teşkilatı’nı kuracağız. Yapacağımız en önemli işlerden biri de Merkez Bankası’nın bağımsızlığının teminat altına alınması olacak.

Komisyonumuz, altılı masada yer alan her partiden, önemli görevlerde bulunmuş isimlerden oluşuyor. Sadece komisyonumuzda değil, partilerimizin bünyesinde de çok kıymetli ekonomistler, daha önce Türkiye’nin girdiği krizlerden en az hasarla ve hızla çıkmasını, ardından hızla ayağa kalmasını sağlayan isimler var. Gerçekten şu an sarayın ekonomi yönetimi diye milletimizin önüne koyduğu isimlere bakınca ne kalite ne de kalibre olarak karşılaştırılması, aynı terazinin kefelerinde tartılması mümkün olmayan çok ciddi bir birikim ve tecrübeye sahip, yetkin bir kadroyla milletimizi düze çıkarmaya kararlıyız. Biz milletimizin dertlerini biliyoruz. Çözümlerini biliyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, yeni kurumlar, yeni kurallar ve yeni-liyakatli kadrolarla ülkemizin ufkunu aydınlatmaya hazırız. 

Son Güncelleme: 13.06.2022 16:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.