Dünya şaşkın…

Skandalların kahramanı Trump, ABD başkanlık koltuğuna oturdu. En baştan vurgulayalım ki büyük bir başarı ile karşı karşıyayız…

Yine baştan vurgulayalım çoğunluk yanıldı…

Anketörler, devasa şirketler, Holywood, ABD medyası, dünya liderleri ve en çok da piyasalar…

Bu yanılgıda çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendimize, yani gazetecilere ve gazetecilik mesleğine batıralım. Birçoğu öngöremedi. Amerikalı meslektaşlarımız da, bizimkiler de…

Ben de gerek dış politika, gerek Amerika seçimleri konusunda uzman değilim. Ancak sıkı mesleki formasyonun yanında siyaset, sosyoloji ve hukuk derslerinin ağırlıkta olduğu Ankara Basın Yayın’ı başarıyla bitirmiş bir gazeteci olarak konuya siyaset algısı ve sosyolojik gerçeklik açısından yaklaşmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi siyaset algısı en geniş, en kestirme söylemiyle aslında bir ütopyadan, hayalden, rüyadan ibarettir. Bu olguyu herhalde en çok Martin Luther’in o meşhur, “Bir rüyam var” sözleri ifade eder. Siyasetçi aslında kendi hayalini, vaadini, rüyasını amiyane değimiyle malını “satmaya” çalışır.

Yine bildiğiniz gibi sosyoloji, toplum, hayat ise kendi açmazlarını, homurdanmasını, beklentisini derin katmanlar halinde, uzun zaman dilimleri boyunca içinde taşır, yaşar ve günü geldiğinde de “dışarıya” yansıtır. Siyasetçinin “satmaya” çalıştığı malın “Müslüman mahallesinde salyangoz”a dönüşmesi de sık rastlanan bir durumdur.

İşte son seçimde ABD basını, anket şirketleri, kamuoyu ve oradan yayılan hava ile dünya siyaset algısı Donalt Trump’ı da bu çerçevede değerlendirdi, küçümsedi, önemsemedi.

Ama sosyolojik gidişat farklı işledi… Beklentilerin aksine Amerikan Rüyası’nın “refah” yerine “kabus” sunduğu geniş kesimleri içlerinde taşıdıkları yılların birikimini Trump üzerinden medyanın renkli sayfalarına, “şok, sürpriz, şaşkınlık ve hayal kırıklığı” olarak sundu. Bu birikimin içinde okuyamamak da, kenarda kalmak da ekranların renkli dünyasına uymayan lacivert akşamlar da vardı. Aynı zamanda göçmen mahalleleri de, kaygılı müslümanlar da, Afrika kökenli zenciler de Trump figüründe buluşmaktan imtina etmedi…

Ve ortaya da bu SONUÇ çıktı.

Bugün her kafadan bir analiz çıkıyor… Bir teze göre de Trump bunu daha en baştan biliyordu. Tüm yaptıklarını, söylemlerini, cümlelerini, hatta itiraflarını bilinçli yapıyordu. O kimlerin bu malı “satın alacağını” iyi hesaplamıştı. Varsın medya kalemleri, televizyon ekranları ve anket şirketleri bunu görmesin. Hatta bu tavırlar onun işini bile kolaylaştırıyordu.

Böyle veya değil… O kadar da önemli değil…

Çünkü en azından dört yıl için ortada olan SONUÇ şu: Zeki olduğundan kimsenin şüphe duymadığı Trump başarılı bir kampanya ile ipi göğüsledi.

Şimdi soru, başta sokak gösterileri yapmaya başlayan muhalif Amerikalılar olmak üzere, dünyanın bu farklı kişiliği ve olası farklı icraatlarını nasıl karşılayacağı.

Nedense şu durumda aklıma Özal’ın, Çankaya Köşk'üne çıkmasını yadırgayanlara söylediği “alışırsınız, alışırsınız” sözü geliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.