Gerçek Muhabir

Kartalkaya otel yangını faciasının birinci yılı... Aileler, sessiz yürüyüşle kaybettikleri yakınlarını andı: "Turizm Bakanlığı yetkilileri tutukluluğa sevk edilsin"

GÜNDEM

78 kişinin hayatını kaybettiği ve 133 kişinin yaralandığı Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel yangının birinci yılında, hayatını kaybedenler şehir merkezinde düzenlenen programda anıldı. Yangında tüm çocuklarını ve torunlarını kaybeden Yüksel Gültekin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın olaydan birinci derecede sorumlu olduğuna yönelik bilirkişi raporlarına rağmen soruşturma sürecinin ilerlememediğini belirterek “AK Partililere seslenmek istiyorum. Turizm Bakanlığı bütçesi görüşülürken gerek Adalet Komisyonu’da gerek Meclis kürsüsünde bir taneniz bile vicdan sahibi olarak çıkıp da ‘sorumlusun, istifa et, sorumlular yargılansın’ diye niye demediniz? Bu hayat fani. Benim 40 yıllık yuvam 40 dakikada yok oldu. Neticede bu koltuklar gidecek.

78 kişinin hayatını kaybettiği ve 133 kişinin yaralandığı Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel yangının birinci yılında, hayatını kaybedenler şehir merkezinde düzenlenen programda anıldı. Yangında tüm çocuklarını ve torunlarını kaybeden Yüksel Gültekin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın olaydan birinci derecede sorumlu olduğuna yönelik bilirkişi raporlarına rağmen soruşturma sürecinin ilerlememediğini belirterek “AK Partililere seslenmek istiyorum. Turizm Bakanlığı bütçesi görüşülürken gerek Adalet Komisyonu’da gerek Meclis kürsüsünde bir taneniz bile vicdan sahibi olarak çıkıp da ‘sorumlusun, istifa et, sorumlular yargılansın’ diye niye demediniz? Bu hayat fani. Benim 40 yıllık yuvam 40 dakikada yok oldu. Neticede bu koltuklar gidecek. Niye susuyorsunuz” dedi. Yangında oğlunu kaybeden Abdurrahman Gençbay da “Delillerin üstünde oturan Turizm Bakanlığı yetkililerinin derhal tutukluluğa sevk edilmesini ve soruşturmanın selametinin de bu şekilde aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir” diye konuştu.

78 kişinin hayatını kaybettiği ve 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangının birinci yılında, şehir merkezinde anma programı düzenlendi. Faciada yaşamını yitirenlerin yakınları, İzzet Baysal Caddesi’nde bir araya gelerek ellerinde karanfillerle ve hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının ve isimlerinin yer aldığı pankartlarla sessiz yürüyüş yaptı. Yürüyüşe etraftaki vatandaşlarda katıldı. Anıtpark’ta sona eren yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasında ilk sözü yangında çocukları ve torunları olmak üzere 8 yakınını kaybeden Yüksel Gültekin aldı. “21 Ocak 2025 tarihinde Bolu Kartalkaya'da bizim cinayet diye adlandırdığımız olayda 8 tane evladımı, inşallah Rabb'im onları şehit olarak kabul etmiştir 78 tane canın hepsini. 8 tane şehidini toprağa veren babayım” diyerek sözlerine başlayan Gültekin, olayda sorumlulukları tespit edilen Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin görevden alınmamasına tepki göstererek şunları söyledi:

Yüksel Gültekin: “Bir yıldan beri Turizm Bakanı görevde”

“Türkiye bir hukuk devleti. Türkiye'nin bir hukuk devleti olmasını istiyoruz. Bakın bu olayın üzerinden tam bir yıl geçti. Olaydan hemen sonra savcılığın düzenlediği bilirkişi raporunda bu olayda birinci derece sorumlu olanların bir tanesinin belki de en önemli sorunların sorumlunun Turizm Bakanlığı olduğu net bir şekilde ortaya kondu. Bir yıldan beri Turizm Bakanı görevde. Bir yıldan beri. Susuyoruz, sabrediyoruz. Devlet zor durumda, bizim bilmediğimiz işleri vardır diyoruz. Ama bizim sabrımız tükendi.

Ben buradan vicdan sahibi AK Partililere seslenmek istiyorum. Turizm Bakanlığı bütçesi görüşülürken gerek Adalet Komisyonu’da gerek Meclis kürsüsünde bir taneniz bile vicdan sahibi olarak çıkıp da ‘sorumlusun, istifa et, sorumlular yargılansın’ diye niye demediniz. Bu hayat fani. Benim 40 yıllık yuvam 40 dakikada yok oldu. Neticede bu koltuklar gidecek. Niye susuyorsunuz? Kapalı kapılar ardında benim yanıma gelip ‘her şey yapılacak, sorumlular cezalandırılacak’ diyorsunuz. Bir yıldan beri bu Turizm Bakanı fink atıyor fütursuzca, ahlaksızca, merhametsizce, vicdansızca. Yaşadığım ve yaşadığımız sürece bu 78 tane canın eli yakasındadır. Zannediyor musun ki bizim acımız bitecek, hadise soğuyacak ve biz vazgeçeceğiz. Böyle bir şey yok. Ben 8 evladımın mezarına hem sabah hem akşam gidiyorum. Bir yıl boyunca hiç aksatmadım. Biz her gün, her sabah bu acıyı hissederken bu hadisenin birinci derece sorumlusu Turizm Bakanı fütursuzca Bodrum kıyılarında elinde viski şişesiyle fink atacak, acımızı paylaşmayacak. Oraya bunu getiren muhafazakar AK Partililer susacak. Hakkımı helal etmem size ne bu dünyada ne öbür dünyada bilesiniz.

“Ey AK Partililer, sessiz duranlar, makam için sessiz duranlar sizlere sesleniyorum”

Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yangından bir gün sonra ‘Bakanlığın bir suçu ve ihmali yoktur’ şeklindeki sözlerini hatırlatan Gültekin, “Merak ediyordum personelini niye koruyor diye. Meğer bunlar Turizm Bakanlığı'na çökmüşler. Şebekenin başında Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü ve ETS çalışanı Neşe Çıldık var. Bütün sülaleyi yerleştirmiş. Daha önce bu kişi araçlardan sorumlu müdür. ETS’de 12 yıl çalıştıktan sonra Turizm Bakanı ile geliyor. Gelir gelmez de yatırımlardan sorumlu genel müdür olarak devletin arazisini Turizm Bakanı’na peşkeş çekmeye başlıyor. Biz bunları araştırıyoruz, tek tek ortaya çıkaracağız. Biz Soma’daki yakınlara benzemeyiz. Ben 30 sene koştum AK Parti’nin peşinden. Biz bu dava yükselsin diye 30 sene koştum. Bu jakobenler orada otursunlar diye mi? Ey AK Partililer, sessiz duranlar, makam için sessiz duranlar sizlere sesleniyorum. Bizim sabrımız taştı. Bir hukuk devletinde bir yıldan beri nasıl orada durabilirler? Daha vahimini de söylüyorum, mahkemeye sahte belge gönderiyorlar. Suç duyurusunda bulunduk. Durum bu kadar vahim. Biz 78 can sahibi hayat boyu peşlerindeyiz, yakalarındayız."

“Biz evlatlarımızın kanını yerde bırakmayacağız”

Mahkemenin kararına değinen Gültekin, “Ses getiren bir karar verdi. Ben hakimlerin hepsine teşekkür etmek istiyorum. Yani adaletli karar verdikleri için teşekkür etmek istiyorum. Savcılık istinafa götürdü kararı, infial oldu. Hiç infial olmasın merak etmeyin. Biz Allah'ın izniyle yine Adapazarı'nda da İstinaf Mahkemesi'nde de yürekli ve vicdanlı hakimlerin olduğunu biliyoruz. Siz merak etmeyin. Daha hafif ceza almak bir tarafa basit taksirden yargılanan il özel idare personeli de olası kastan yargılanacaklar. Hiç merak etmeyin. Yeter ki siz bize destek olun. Yeter acılı aileler biz birliğimize ve beraberliğimize bu kararlılığımızı devam ettirelim” dedi.

Gültekin, “Bütün yüreğimle adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Biz adaletin tecelli etmesi için 78 aile, avukatları elimizden geleni yapıyoruz. Biz ömrümüz varsa her sene 21 Ocak’ta burada olacağız. Biz evlatlarımızın kanını yerde bırakmayacağız. Bırakın Türkiye artık bir hukuk devleti olsun. Bu bir temizlenme olsun. Bizim canlarımız gitti ama başka canlarımız gitmesin” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Abdurrahman Gençbay: “Ben evladımı öpüp koklayarak toprağa veremedim. Yüzünü açıp bakamadım”

Gültekin’in ardından yangının ilk anında otelden çıkan ancak mahsur kalanları kurtarmak için tekrar otel içine giren oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybeden Danıştay 9'uncu Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, “Bu süreç aslında iyilerle kötülerin mücadelesiydi. Bu süreç zalimlerle mazlumların mücadelesiydi. Bu süreç bu topluma bu mazlum millete tepeden bakanlarla bu mazlum milletin mücadelesiydi” diyerek konuşmasına başladı.

Gençbay, şunları söyledi:

“Ben evladımı öpüp koklayarak toprağa veremedim. Yüzünü açıp bakamadım. Çünkü DNA testi ile benim evladımı tespit etmişlerdi. Ve benim evladım çıkmış olmasına rağmen arkadaşı Alp ile beraber o içeride kalan canların yardım çığlıklarına duyarsız kalmayarak içeri tekrar girdi ve orada şehadete erdiler.

Ama bunu yapması gereken o işletme sahipleri ise adeta bir paçavra gibi hiç kimseye haber vermeden o otelden kaçtılar. Kaçarken de bu mahkeme kararıyla da teyit altına alındı, birbirleriyle iletişime geçerek ‘Hiçbir misafire haber vermeyin. Kendiniz halletmeye çalışın’ düsturuyla hareket ettiler. Ve kaybettiğimiz bütün canlar orada kalan misafirlerdi. Yaralılarımız bütün orada kalan misafirlerdi. Bir tane işletme sahibinin yakını, işletmecisi, işletme sahibi ya da oradaki personelden hiçbir kimsenin ne canına ne hayatına hiçbir zarar gelmedi. Bu tesadüf olamazdı.

“Daha ilk gün Turizm Bakanı televizyon kanallarını dolaşıp personelinin sorumlu olmadığını inandırmaya çalıştı”

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevlendirdiği bilirkişi raporunda ki bana göre bugüne kadar bunu bir hukukçu olarak söylüyorum. O gözle okudum. Bugüne kadar yayınlanmış olan, yazılmış olan bilirkişi raporlarının en donanımlısıydı. Bu raporda birinci derecede özellikle bu turizm işletmelerinin denetiminden sorumlu Turizm Bakanlığı’nın sorumlu olduğu denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmemekten dolayı olayın olmasında birinci derecede etkili olduğunu belirtmiş olmasına karşın daha ilk gün Turizm Bakanı televizyon kanallarını dolaşıp sanki bir ceza hukukçusuymuş gibi, sanki bir idare hukukçusuymuş gibi hiçbir Turizm Bakanlığı personelinin sorumlu olmadığını 84 milyon insana inandırmaya çalışmıştır.

Aslında bu inandırmadan da öte bana göre anayasal bir suç olan yargıyı etkilemeye, etkin soruşturmayı etkilemeye ve olumsuz etkilemeye yönelik bir tavır idi. Bunların hesabı elbette ileride sorulacaktır. Bunları biz hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız.

Süreç böyle devam ettikten sonra adil bir yargılama sonucunda gerçekten Bolu'da hakimlerin olduğunu, Türkiye'de hakimlerin olduğunu bütün dünyaya haykıran çok güzel, adil ve gerçekten ayakları yere basan, vicdanlara hitap eden, toplumun kabullendiği bir karar ortaya çıktı. 30 Ekim'de verilmiş olan bu kararda toplumun bütün kesimlerinden adeta alkışlandı. Toplum vicdanında yerini etti bu karar. 11 kişi hakkında olası kastla cezalandırmaya hükmedildi. 30'un üzerinde sanık burada çeşitli suçlardan cezalandırıldı.

“Bu karar gerçekten dokunanı yakar”

Bu olaydan sonra toplumda yine çeşitli yerlerde ortaya çıkan benzer felaketlerde canı yanan aileler, canı yanan anneler adalet arayışlarında hep bu kararı örnek gösterdiler. ‘Biz Kartalkaya'daki adaleti istiyoruz’ dediler. İşte toplum vicdanında bu kadar yer edinmiş olan bu karara sahip çıkmak gerekiyor. Daha önce de ifade ettim bu kararı sulandırmamamız gerekiyor. Bu kararı örselemememiz gerekiyor. Bu karara dokundurtmamamız gerekiyor. Bu kararın arkasında 78 can ve o 78 canın aileleri var. Bu karar gerçekten dokunanı yakar. Onun için buna toplum olarak da sahip çıkıp inşallah hukuk tarihine de geçmiş emsal bir karar olacaktır.

"Bu şekilde sessiz kalmanızın hukuki gerekçesi nedir?"

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın iki defa soruşturma izni vermeme kararını Danıştay’a başvurarak kaldırttıklarını ifade eden Gençbay, “Bu kamu görevlilerine verilen soruşturma izninden sonra hukuka uygun davranması beklenen bir bakanlıktan şu beklenir. Bakanlığın başındaki kişi bu soruşturma izni verilen fiil aynı zamanda bir idari soruşturmayı da gerektirir, derhal Teftiş Kurulu'nu harekete geçirip sorumlular hakkında soruşturma açıp adli ve idari soruşturmanın selameti gereği bu kişileri derhal açığa alması gerekirdi. Ama suskun kalmayı tercih ettiler.

Savcılığa da soruyoruz. Ey savcılığımız bilirkişi raporunda bu olayın oluşumunda birinci derecede sorumlu olduğu ifade edilen Turizm Bakanlığı’nın bu işletmeleri denetlemekle sorumlu görevlileri ki bunlar belli olmuştur, bunların soruşturmasında aynı yöntemi belirlememenizin nedeni nedir? Bu şekilde sessiz kalmanızın hukuki gerekçesi nedir? Delillerin üstünde oturan bu kişilerin derhal tutukluluğa sevk edilmesini ve soruşturmanın selametinin de bu şekilde aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir.

“Bu dünyadaki sürgünümüzü bitirip evlatlarımıza kavuşacağız”

Bolu Belediyesi’ne de seslenen Gençbay, “Bu organize kötülüğün tohumları 40 yıl önce atıldı. İsim veriyorum Mazhar Murtezaoğlu tarafından atıldı. Onun ektiği kötülük tohumu 2025 yılında 78 canımızı yaktı geçti. Bu kişinin isminin verildiği sokağın canlarımızın isimleriyle değiştirilmesini istiyoruz” dedi.

Gençbay, sözlerini “Bu dünyadaki sürgünümüzü bitirip evlatlarımıza kavuştuğumuz zaman da inşallah o günlerimize döneceğiz. Ben onlara rahmet acılı ailelerine sabır diliyorum. Tutunduğumuz adalet içinde iyi ki adalet var diyorum. İyi ki adalet var, iyi ki Türkiye’de, iyi ki Bolu’da hakimler var” diyerek bitirdi.

Açıklamaların ardından Atatürk heykeline hayatını kaybedenler için temsili karanfiller bırakılarak anma programı sonlandırıldı.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.