YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Milli Eğitim Bakanlığı alım işlemlerinde kamu zararı yaşandığını ileri süren Özçağdaş, durumu tespit eden Sayıştay denetçilerine raporu değiştirmeleri için baskı uygulandığını iddia etti.
Sayıştay'ın 2024 yılında yaptığı denetimlerinde kamu zararı tespit ettiğini öne süren Özçağdaş, "Denetim ekibi maalesef Milli Eğitim Bakanlığı'nın yapmış olduğu ihalelerde 600 milyonun üzerinde, bazı iddialara göre 1 milyara yakın bir vurgunu tespit etti. Bununla ilgili dokümanların tamamı elimde. Bu ihalelerin arasında 793 adet bilişim teknoloji laboratuvarı tefrişatı alımı ve kurulumu var, 707 adet bilişim teknolojileri tefrişatı alımı ve kurulumu var, 500 Yenilikçi Sınıf Projesi var" ifadelerini kullandı.
Bu tür ihaleler yapıldığında Devlet Malzeme Ofisi'ne başvurulmas, ürünlerin oradan alınması gerektiğini belirten Özçağdaş, şunları kaydetti:
"Birileri büyük bir fırsat görmüşler. Devlet Malzeme Ofisi'ne hiç sormamışlar: 'Bunlar sizde kaçtadır? Buradan, sizden alalım bu malzemeleri' dememişler. Bu malzemeleri Devlet Malzeme Ofisi'nden almadıkları gibi onlardan fiyat teklifini almamışlar. Bunlar tabii sorulmuş sorgu ekibi tarafından. Demişler ki: 'Efendim, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21/b bendi uyarınca yaptık.' Nedir o b bendi? Doğal afetler, salgın hastalıklar, can ve mal kaybı tehlikesi gibi öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ivedi olarak yapılması zorunluluğu... Ya bu ülkede bir tek doğal afet var, o da sizsiniz, Milli Eğitim Bakanlığı'nı yönetenler. Sizin afet olmanız, afet üzerinden ihale yapmanızı gerektirmez kardeşim.
Ve bu paşalar Sayıştayı da aldatmak için diyorlar ki: 'Efendim, bizim fiyatlarımız yüksek çünkü biz aslında kurulum ve nakliye gibi hizmetleri de bunun içerisinde alıyoruz.' Yazmış denetmen; bunlar sormamış ama Sayıştay denetçisi sormuş. DMO'ya yazı yazmış, demiş ki: 'Bunun fiyatı nedir?' Onlar bir fiyat göndermişler. Üstelik 1 yıl sonra göndermişler; yani o güne göre daha yüksek bir rakam aslında. O rakamlar dahi 3,3 ile 4,5 kat arasında daha ucuz çıkmışlar. Dolayısıyla bu da doğru değil."
"BU BİR ORGANİZE SUÇ"
Devlet Malzeme Ofisi'nin envanterinde yer alan ürünlerin MEB tarafından alınan ürünlerden daha kaliteli ve daha ucuz olduğuna dair denetçilerin değerlendirmesi olduğunu savunan Özçağdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tabii bu bir organize suç. Neden? Şimdi bu ortaya çıkınca başka bir durum daha var: Bu utanmaz arkadaşlar ihalede bu rakamı almışlar, aslında bu sandalyeleri satın aldıkları şirketler Devlet Malzeme Ofisi üzerinden de satıyorlar aynı ürünü. Sorular, savunma istemek amacıyla bunlara gönderilince derhal şirketlerle konuşup Devlet Malzeme Ofisi’nin e-satış broşüründen de kaldırıyorlar. Tam bir organize suç. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sabahın 5'inde, 4'ünde geliyorsun belediyelere, sabah gitme, çağır. Gelsinler anlatsınlar bakalım: Nasıl olmuş bu işler? Kim kiminle konuşmuş? Neden kaldırmışlar DMO'nun web sitesinden? Nereden çıkmış bu organize suç? Sadece bir kere değil, birden fazla kez.
Şimdi yazmış arkadaşlar: 'Nitelikli ve özel ürün olduğundan, DMO'da olmadığından...' DMO'da olmadığı doğru değil. Bazıları DMO'da daha da kaliteli. Peki, ne zaman olmuş bu olay? 2024. 9 Ekim 2024. 17 Mayıs 2024 tarihinde 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanı genelgesi var. Ne demiş Cumhurbaşkanı? 'Kamuda tasarruf edeceğiz kardeşim' demiş, 'Alacaksanız, Devlet Malzeme Ofisinden alacaksınız' demiş. Yani öyle çok uzun değil, 3-4 ay önce tüm Türkiye'ye talimat vermiş; belediyelere talimat vermiş, kamu kuruluşlarına talimat vermiş. Açıkça Cumhurbaşkanının genelgesine de aykırı, bunu da yazmışlar Sayıştay denetçileri. Namuslu insanlar var memlekette. Bakanlık tarafından DMO'dan tedarik edilmeden, fiyat bile sorulmadan alımlar yapılmış. Ve denetim ekibi bunu DMO'dan talep etmiş. DMO'dan talep edince 3,3 kat, 3,6 kat, 4,5 kat zarar ortaya çıkmış.
Sonuç: Bu namuslu insanlar, denetim raporunu hazırlayanlar ve bu mahkemeyi görenler demişler ki: 'Piyasa ve Devlet Malzeme Ofisi fiyatlarının üzerinde alım yapılması, yaklaşık maliyetin gerçeği yansıtmaması ve tasarruf ve verimlilik ilkelerinin ihlal edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde kamu zararına sebebiyet verildiği aşikârdır. İhale yetkilisi müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden 60 gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle...’ Oy birliğiyle, tüm dosyalar oy birliğiyle. Sayıştay 7. Dairesi'nin tüm dosyaları oy birliğiyle karar almışlar.
"GENEL MÜDÜR, FATMA BETÜL SAYAN KAYA'NIN ESKİ ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ"
Şimdi önce Milli Eğitim Bakanlığını halledeceğiz. Ve 7. Daire bu kararı alıyor. Kim bu kamu? Müdürü var, daire başkanı var, şube müdürü var... Biz genel müdüre bakalım. Genel müdür kim? Ömer Fatih Karakullukçu. Siz onu AKP'nin Sivas milletvekili aday adayı olarak görüyorsunuz. Çok kıymetli bir isim. Neden? Çünkü öyle kıymetli bir isim ki aslında kendisi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuymuş. Yüksek lisansı, doktorası da oradan. Yani belirli bir eğitim alanında görev yapamayacak. Fakat çok yetenekli olduğundan Ömer Fatih Karakullukçu Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda çalışmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nda başdanışmanlık yapmış... Pek şaşıracağınızı zannetmiyorum, Fatma Betül Sayan Kaya'nın da özel kalem müdürlüğünü yapmış. Tabii herhangi bir konunun Fatma Betül Sayan Kaya'ya bağlanmaması zor olduğundan bugünkü konumuzda da onunla ilişkili bir durum var: Özel kalem müdürlüğü yapmış. Ve bu arkadaşımız Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gelir gelmez 11 Ağustos 2023'te Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atanmış. Destek Hizmetleri ne iş yapar? Bütün bu yatırım işleri, bütün bu para işleri... Hepsinden sorumlu. Kim sorumlu bundan? Beden eğitimi mezunu birisi. Hem liyakatsiz hem de yaptığı işlerde kötü niyetli. Sormamış bile Devlet Malzeme Ofisi'ne. Sormamış; sorsa almak zorunda kalacak çünkü. Bunların hepsi tespit edilmiş. Bu arkadaşımız Sayıştaya gelip bizzat huzurda da ifade vermiş bu arada, talep doğrultusunda.
"TEKİN'E SORALIM: GENEL MÜDÜRÜ NEDEN GÖREVDEN ALMADIN?"
Peki, şimdi buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e soralım: Ne yaptın? Bu olay 2024'te yaşandı Yusuf Tekin. Sen 2025'te 10 Kasım'ı tatil etmekle uğraştın, Özgür Özel'e saldırmakla uğraştın. 53 tane yurttaş, öğrenciler, öğretmenler, veliler okullarda öldürülürken hiç sesin çıkmadı. Okulları temizleyemedin, güvenliğini sağlayamadın. Bunların hiçbirini yapamadın. Milli mücadele dönemimizin, Kurtuluş Savaşı'nın ismini değiştirmeye uğraştın, Atatürk'le uğraşmaya devam ettin. Peki burada ne yaptın? Senin Destek Hizmetleri Genel Müdürün ve onun da içinde olduğu bir grup yakalanmışlar yani. Sen ne yaptın? Sen Sayıştay'ı arayıp bunun değiştirilmesini istedin mi? Çık kamuoyuna cevap ver. Çık de ki: 'Benim hiçbir alakam yok. Ben Sayıştay'la hiçbir temasda bulunmadım. Bu dosyanın kapatılmasını istemedim.' Eğer istemediysen benim yanımda böyle biri olsa, paranın başına koyduğum adamı 5 dakika tutmam orada. Sen Genel Müdürü neden görevden almadın? 2025'te yapılmış denetleme, 2026'nın Kasım'ındayız; netleşme işi 17 Şubat 2026'da. Neden hâlâ bunların hepsini görevden almıyorsun? Yoksa görevden alamıyor musun? Başka bir sorun mu var? Çık onu da açıkla. Neden Destek Hizmetleri Genel Müdürünü, gerçekleştirme görevlisini, diğerlerini görevden alamıyorsun? Çık onu da açıkla.
Peki bugün gösterdiğim 600 milyon... Yaklaşık 1 milyar kamu zararı var, bu Milli Eğitimle ilgili. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in aslında bu ülkenin çocuklarını koruyamadığı için, onları temiz bir okula sokamadığı için, Cumhuriyet düşmanı olduğu için, Atatürk düşmanı olduğu için, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı altında kendisi ve arkadaşlarının, bir başka bakan yardımcısının uydurmuş olduğu eğitim programlarına mahkum ettiği için, çocukları MESEM'lerde geleceksiz bıraktığı için, güvencesiz bıraktığı için onlarca kez istifa etmesi gereken bir bakan olarak geliyorsun. Peki bugün ne yapacaksın? Senin bakanlığında ben sana 600 milyonluk olan bölümünü gösteriyorum; 1 milyara yakın bizzat Sayıştay'ın kararıyla, yolsuzluk var, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin. Açıkla: Bu nasıl olmuş? Hani Profesör Doktor Ahmet Özel ihalede hiçbir yetkisi yokken -hiçbir yetkisi yok ama denetim sorumluluğu vardır diye- aylarca hapis yatırmışsınız ya... Sen, o zaman savcı olan arkadaşın Akın Gürlek, var mı senin de burada sorumluluğun? Bu suçun oluşmasında liyakatsiz birini atadığın için, kötü niyetli birini takip etmediğin için var. Ama bu tespit edildikten sonra onu görevden almayarak, orada tutarak, devam ederek, ihaleleri aynı ekibin yapmasına devam ederek suçun ortasındasın aynı zamanda. Devlet adamlığı bu değil."
"RAPOR TEBLİĞ EDİLMEMİŞ"
Olayın Sayıştay ayağının da olduğunu ileri süren Özçağdaş, denetçilerin 17 Şubat 2026'da karar aldığını ancak raporun tebliğ edilmediğini savunarak, "Sonra hiç Sayıştay tarihinde olmamış bir şey oluyor: Milli Eğitim Bakanlığındaki bu büyük hukuksuzluk, yolsuzluk bir türlü Sayıştay'da tebliğ edilmiyor. Oysa kurumların KEP adreslerine gönderilmesi lazım, tebliğin yapılması lazım. Anlaşılamaz bir şey. Eski Sayıştaycılarla konuştum, dediler ki: 'Bu olamaz. Sayıştay Kanunu'nun özü budur: Karar alınır. Bu mahkeme kararıdır' dediler. 'Tebliğ edilmemesi söz konusu bile değildir' dediler" ifadelerini kullandı.
Raporun tebliğinin engellenediğini iddia eden Özçağdaş, "Nasıl olmuş peki? Soralım bakalım Sayıştay Başkanı Metin Yener'e: Olaya müdahil olan daire üyelerinin kararlarını değiştirmek için yoğun bir baskı yapılmış mı, Sayın Yener? Eğer kararlarını değiştirmezlerse - AKP tarzı yeni dönem siyasette çok uygun- eğer kararlarını değiştirmezlerse bu daire üyelerini FETÖ'cü ilan edeceklerini söyleyenler olmuş mu? Bunları bazı yerlerde yazdıranlar olmuş mu? Utanmaz adamlar sizi" dedi.
"SAYIŞTAY'IN MEB 2024 RAPORU NEDEN YOK?"
Sayıştay tarafından denetlenen tüm kurumların 2024 yılı raporlarının Sayıştay'ın sitesinde yayınlandığına ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2024 raporunun yayınlanmadığını söyleyen Özçağdaş, şunları kaydetti:
"Neden yok, Sayıştay Başkanı? Hangi kanunun hangi maddesine uygun olarak yayınlamıyorsunuz? Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? 6085 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri çok açık. Bu hükümlere göre yargılama dairesi kararlarının sorumlu taraflara tebliğ edilmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Ve açıkça bir usulsüzlükle karşı karşıyayız. Bu durumda, ilamın tebliğ edilmemesi suçtur. Bu suçu işleyenler görevi kötüye kullanma ve bu yolla karşı tarafa çıkar sağlayarak kamuyu zarara uğratma suçunun parçasıdırlar.
Şimdi Sayıştay Başkanı'na soralım: Bir; 17 Şubat 2026'dan 6 Kasım 2026'ya, yani bugüne kadar aradan geçen 9 aya, toplam 262 güne rağmen dosya ilgili bakanlığa neden tebliğ edilmedi? Edildiyse neden görmüyoruz? Ettiyseniz hangi tarihte ettiniz? Bu ilamda yer alan ve tazmin hükmü verilen kamu zararlarının tahsiliyle ilgili herhangi bir girişim oldu mu? Bu 1 milyar ne olacak yani? İki; Hangisi akıl kârı? 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'ndaki hükümlere aykırı olarak ilama bağlanmış ve tazmin içeren bir kararı sorumlulara ve sorumlu idareye, yani Milli Eğitim Bakanlığı'na tebliğ etmeyerek bir ek raporu düzenlettirdiniz. Hangisi akıl kârı? Hazırlanan bu ek raporu ile 1 milyara yakın olduğu söylenen bu kamu zararı ortadan kaldırılarak beraat hükmünün verilmesini mi talep ettiniz? Yapılan bu müdahalenin suç teşkil ettiğini ve yaklaşık 600 milyon ile 1 milyar arasında olan bu kamu alacağını ortadan kaldırmaya ve bu eylemle kamuyu zarara uğratmaya teşebbüs ettiğinizin farkında mısınız? Farkındasınız da soruyorum. Üç; 2024 yılında diğer kurumlarla ilgili olan kararlar sitenizdeyken bugün itibarıyla Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu dosyaları sitenizde değil. Neden?
Sayıştay Başkanı'na, bu baskılarda suçlanan yardımcısına buradan sesleniyorum: 162 yıllık bir kurumu rezil ettiniz. 162 yıllık kurumun içerisindeki namuslu insanların, 'Bir tek kuruş yetimin hakkıdır' diyenlerin yapmış olduğu emeğe yazık ettiniz. İstifa edin. İstifa edemiyorsanız Reisinizden af isteyin. Bu ülkeye yakışmıyorsunuz, Sayıştay'ın tarihine yakışmıyorsunuz. Bunların hesabını bu basın toplantısından sonra çıkın kamuoyuna verin. Deyin ki: 'Yok böyle bir şey, böyle bir şey olmadı. Sayıştay'ın 7. Dairesi'nde böyle kararlar alınmadı, hiç olmadı böyle bir şey' deyin, hep beraber konuşalım.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin... Sivas milletvekili aday adayı yaptığınız, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi yerlerde çalışmaya devam ettirdiğiniz genel müdürünüz ve diğerleriyle ilgili bir işlem yapacak mısın?
Bir organize suç örgütü anlayışıyla bu ülkenin kamu kaynakları acımasızca, ahlaksızca ve ne yazık ki korkusuzca soyulmaktadır. Bunları çözmek mümkün, bir iktidar değişikliğiyle olacak. Çünkü bu kamu kurumlarının içerisinde çok namuslu bürokratlar var, hepsine şükranlarımızı sunuyoruz YENİ Parti olarak. Bu hırsızlık düzeniyle, bu kara düzenle mücadele etmeye devam edeceğiz. Şimdi Milli Eğitim Bakanı ile Sayıştay Başkanı'nın konuyla ilgili açıklamalarını bekliyorum."