Türkiye’de konut sorunu, sadece fiziki anlamda bir stok ve kalite
meselesi değildir. Ev sahipliği oranındaki azalma, dolaylı olarak,
yurttaşların sosyal ve ekonomik risklere karşı güvencesini yitirmesi
demektir. Bu nedenle TOKİ’nin kurumsal sorumluluklarını daha fazla
yerine getirmesi; özellikle dar gelirli vatandaşları, tam da kuruluş
kanunundaki gibi, hedeflemesi ve özellikle ödeme koşullarını buna göre
oluşturması gerekiyor.
Bu nedenle TOKİ’nin konut arzını artırmaya çalışırken bölgesel koşulları
ve kuruluş amacını daha fazla dikkate alması gerektiği de ortadadır. ‘500
Bin Sosyal Konut Projesi’ ismiyle iddialı biçimde başlatılan proje için
Hatay’da çekilişe katılan ve hak sahibi olan bazı yurttaşlarımızın ilettiği
belge ve mesajlarda, 3 milyon ile 4 milyon lira gibi bedeller talep edildiği
görülüyor. Aynı zamanda, ödemelerin memur maaşlarında 6 ayda bir
yapılacak artışlara endekslenmesini ve yüksek peşinat istenmesinin de
bütçeleri için külfet oluşturduğu konusunda mağduriyet yaşadığını
belirten, sözleşmeye imza atamayacağını ifade eden yurttaşlarımız var.
Bu konut fiyatları, özellikle deprem bölgesi söz konusu olduğunda,
yüksek kalıyor; biz ise kamunun, yine deprem bölgesi ağırlıklı olmak
üzere, tüm ülke genelinde bu konutları daha uygun fiyatlarla vatandaşa
sunabilecek kaynakları haiz olduğu kanaatindeyiz.
Bu nedenle, sosyal konut projelerinde, talep edilen bedellerin daha
makul seviyelere çekilmesi; bu mümkün değilse bile ödeme koşullarında
hiç değilse bölgesel düzeyde düzenlemeler yapılması, dar gelirli gruplar
için taksit imkanlarının güncellenmesi gerekiyor. Bu haliyle sosyal konut
projeleri, hedeflendiği gibi dar gelirli gruplara değil, zaten alım gücü
görece yüksek olan gelir gruplarının yatırım projesine dönüşme riskine
açıktır.
YILDIRIM KARA: DEVLET ŞİRKETLERLE YARIŞMAMALI UYGUN
ÖDEME KOŞULLARI HAZIRLAMALI
Sosyal konut projeleri haricinde, Antakya’daki küçük sanayi sitesinde
yapılan iş yerlerinin ödeme koşulları da itirazlara konu olmuştur. Bu iş
yerleri için 33 milyon lira gibi yüksek bir bedel talep edilmiş, ödeme
koşullarında da hak sahipleri için kolaylık sağlanacağı beklentisi
karşılanmamıştır; bazı hak sahipleri, bunun üzerine, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığına dilekçeler vererek ya da bakan ile doğrudan görüşme talep
ederek ödeme koşullarında kolaylık sağlanmasını talep edeceklerini
bildirmişlerdir.
İş yeri sahiplerinin bir an önce iktisadi yaşama yeniden katılması için,
sürekli olarak birtakım çağrılar yapıldığını görüyoruz. Fakat teslim için
öngörülen bedeller başta olmak üzere, iş yeri sahiplerine gerçekten
destek vermek söz konusu olduğunda, aynı ısrarı ve destekleyici tavrı
göremiyoruz; Yapılanlar içi boş sloganlardan ileri gidemiyor. Bu nedenle,
Antakya Küçük Sanayi Sitesi özelinde sınırlı kalmayacak biçimde, iş
yerleri için hazırlanan ödeme planları da gözden geçirilmelidir. Bu
doğrultuda KDV oranlarına muafiyet uygulanması, taksitlendirme
döneminin uzatılması, peşinat oranlarının yeniden hesaplanması gibi
taleplere kulak verilmelidir. Ekonomik hayatı canlandırmak isteyenler,
öncelikle, ödeme koşullarını kolaylaştırmak; devletin inşaat şirketleriyle
yarışmaması gerektiğini hatırlamak zorundadır.