Biz vatandaşına sahip çıkan bir Türkiye istiyoruz

Saygıdeğer basın mensupları. Bugün burada bir kavga değil ve bir insanlık suçunu konuşmak için toplandık. 26 Ekim 2025 gecesi Karadağ’da bir kafede yaşanan tartışma bir gecede nefret fırtınasına dönüştü. Bir yalan ve bir provokasyon bir halkı hedef haline getirdi. İddiaya göre iki Türk vatandaşı bir Karadağlı genci bıçaklamıştı. Henüz delil yoktu ve soruşturma yoktu. Ama nefret çoktan sokağa dökülmüştü.

03 Kasım 2025 Pazartesi 15:42
Biz vatandaşına sahip çıkan bir Türkiye istiyoruz

KARADAĞ’DA TÜRK VATANDAŞLARINA YÖNELİK IRKÇI SALDIRILAR

“Türk’ü öldür” sloganlarıyla yürüyen kalabalıklar Türklerin dükkanlarını yaktı ve evlerini
taşladı ve çocuklarını okula gönderemedi. Sokaklarda sadece öfke yoktu ve ırkçılık vardı.
Podgorica’da Bar’da Kotor’da ve Herceg Novi’de Türkler hedef gösterildi. Sırp Çetnik
grupları beyzbol sopalarıyla sokaklarda nöbet tuttu.
Türk çalışanlar işlerinden atıldı ve ev sahipleri Türk kiracılarını evden çıkardı ve marketlere
gitmek bile tehlikeye dönüştü. Ve ne yazık ki Karadağ Başbakanı Spajić yargı süreci
başlamadan Türk vatandaşlarına vize kararı açıkladı.
Bu adalet değil ve önyargının ta kendisidir.

Ama sonra gerçek ortaya çıktı. Bosna Sancak kaynakları görüntüleri paylaştı ve bıçak
Türk’ün elinde değildi ve saldırgan Karadağlıydı. Masum insanlar günlerce gözaltında kaldı
ve hakaret gördü ve aşağılandı. Bu olay artık bir adli vaka değil ve bir linç operasyonudur.

Ve biz şimdi şu soruyu sormak zorundayız.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları neden yalnız bırakıldı.

Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi açık. Devlet yurtdışındaki vatandaşını korur.
Anayasamızın 62’nci maddesi açık. Devlet yurtdışında yaşayan Türklerin menfaatlerini korur.
Ama Karadağ’daki Türkler konsolosluk telefonlarına ulaşamadı ve büyükelçilikten tek bir
açıklama gelmedi.
Devletin eli halkına ulaşmadı. Vatandaşlar kendi güvenliklerini sağlamak için WhatsApp
destek hatları kurdu. Kimi dükkanının önünde nöbet tuttu ve kimi çocuğunu evde sakladı.

Ama aynı saatlerde Türk Büyükelçisi Cumhuriyet Balosundaydı. Vatandaş sokakta darp
edilirken elçilikte müzik çalıyordu. İşte asıl utanç budur.

2 Kasım gecesi bir Türk kadını ev sahibi tarafından evine kilitlendi ve darp edildi ve tırnakları
söküldü ve telefonu elinden alındı.
Ama o kadının yanında kim vardı.
Elçilik mi.
Devlet mi.
Hayır.

Yalnızca halk vardı ve yalnızca dayanışma vardı.
Vatandaşlar gece boyunca seferber oldu ve kadını kurtardı ve hastaneye götürdü ve karakola
teslim etti. Bu olay insanlık onurunun devletten önce harekete geçtiği andır.

Saygıdeğer basın mensupları.
Karadağ’da yaşananlar sadece bir ülkenin iç meselesi değildir. Bu uluslararası hukuka ve
insan haklarına ve diplomatik teamüllere aykırı bir durumdur.
Birleşmiş Milletler’in Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 14 ve 17’nci maddeleri ve Avrupa Konseyi’nin Nefret Suçları kararları ihlal
edilmiştir.

Karadağ hükümeti ırk temelli şiddeti önlemekle yükümlüdür ama görevini yerine
getirmemiştir.
Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatik temsilcileri de kendi vatandaşına sahip
çıkma görevini yerine getirmemiştir. Bu bir ihmaldir ve bu bir utançtır.

Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum.
1.Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Karadağ hükümetine resmî nota vermelidir.
2.İki Büyükelçi hakkında idari soruşturma açılmalıdır.
3.Karadağ’daki Türk vatandaşları için acil kriz masası kurulmalıdır.
4.Mağdurların hukuki temsili devlet tarafından üstlenilmelidir.
5. Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bu konuyu derhal
gündemine almalıdır.

Biz kimsenin düşmanı değiliz ve biz barıştan ve dostluktan ve adaletten yanayız. Ama kimse
Türk halkını hedef gösteremez ve kimse Türk vatandaşına saldırma hakkını kendinde
göremez.
Karadağ’da yaşanan bu ırkçı saldırılar insanlığın sınavıdır. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti
bu sınavda halkının yanında durmak zorundadır.
Karadağ’da yaşanan bu utanç unutulmayacaktır.

Ne o gece Türk’ü öldür diyenler ne o sloganlara sessiz kalanlar ve ne de vatandaşına sırtını
dönenler unutulacaktır.
Biz vatandaşına sahip çıkan bir Türkiye istiyoruz.
Biz insan onurunu koruyan bir devlet istiyoruz.
Biz seksen beş milyonun başı dik yaşadığı bir Türkiye istiyoruz.
Çünkü bu mesele bir diplomasi meselesi değil ve bir ulusun onuru ve bir devletin
sorumluluğu ve bir insanlık meselesidir.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.