CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre: “4 Mayıs’ta 81 İlde Sahaya İniyoruz; İktidar Yürüyüşümüzü Kimse Engelleyemez!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, bugün yapılan Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarının ardından yeni yol haritasını açıkladı. 20 belediye başkanının tutuklu olduğunu ve milli iradeye yönelik kapsamlı bir saldırı yürütüldüğünü belirten CHP Sözcüsü Emre, “Belediye sayımızı 208’den 411’e çıkardık. Başarılarımızı gölgeleyemeyecekler. 196 bin sandık görevlimizle 4 Mayıs itibariyle 81 ilde sahaya iniyoruz” dedi.

28 Nisan 2026 Salı 11:30
CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre: “4 Mayıs’ta 81 İlde Sahaya İniyoruz; İktidar Yürüyüşümüzü Kimse Engelleyemez!”

Emre; zorla bağış iddialarını rakamlarla çürütürken, okulların
güvenliği, maden talanı ve yargıdaki çürümeye karşıhalkın iktidarını kuracaklarını
vurguladı. Emre şunları söyledi:
Değerli basın mensupları, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli yurttaşlarımız, hepinizi
Cumhuriyet Halk Partisi adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta Pazartesiden itibaren önemli toplantılar yaptık.
Önümüzdeki dönem Cumhuriyet Halk Partisi olarak yapacaklarımıza ilişkin başlıkları tartıştık.
Biliyorsunuz bir süredir Türkiye'de Türkiye demokrasisine yönelik, milli iradeye yönelik, yerel
yönetimlere yönelik kapsamlı bir saldırı var. Ve bu saldırı kapsamında da bizim belediye
başkanlarımız, belediye çalışanlarımız, bürokratlar haksız bir şekilde tutuklanmış durumda.
Birçok belediye başkanı görevini yapamaz durumda. 20 belediye başkanımız halihazırda
tutuklu. Dolayısıyla biz buralardaki seçilmiş iradeye yönelik saldırıların başından beri bir milli
iradeye yönelik saldırı olduğunu, son yerel seçimde Türkiye'nin birinci partisi olan
Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye yönelik hamleler olduğunu ifade
etmiştik. Ve buna karşı milletimizle birlikte bir arada durarak, meydanlarda mitingler
yaparak, dosyalardaki gerçekleri anlatarak, yalanlara karşı gerçekleri haykırarak, toplumu
bilgilendirerek bu büyük mücadeleyi yürütüyorduk. Ve geçtiğimiz haftaki en son Ataşehir
Belediye Başkanımızın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla birlikte başlayan süreçte belediye
başkanlarımızla bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Partimizin kurultaydan sonraki en yüksek
karar organı olan Parti Meclisimizi topladık. Bugün yaklaşık 7 saatlik bir Parti Meclisi
toplantısı gerçekleştirdik. Görüş alışverişinde bulunduk ve ardından da Merkez Yönetim
Kurulunu son kez toplayarak başlıklar halinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin bundan sonra
yapacaklarına yönelik bazı kararlar aldık.
BELEDİYECİLİKTE BÜYÜK BAŞARI: 208’DEN 411’E YÜKSELEN GÜÇ
Bunlardan tabii ilki şunu söyleyelim. Bizim iktidar yürüyüşümüzün ilk adımı neydi dersek
esasında 2019'daki yerel seçim başarısı ve belli başlı büyükşehirlerin Cumhuriyet Halk
Partisi'nin yönetimine girmesi ve hatırlayın iktidarda o zaman evvelinde başlayan İstanbul’u
alan Türkiye'yi alır korkusuyla ilk seçimi tanımayan bir iktidar olmuştur. Tayyip Bey ve
arkadaşları ilk seçimi hukuksuzca iptal etmişlerdi. İkinci seçimi tekrar kazandık. Aradan geçen
5 yıllık süre içerisinde almış olduğumuz belediyelerle ilgili çok başarılı işlerin altına imza attık
ve 5 yıl sonraki seçimde de burada sayı olarak da vereyim. Biz toplam belediye sayımızı
208'den 411'e çıkarttık. Bakın 208'den 411'e. Başarılı olundu ki bu rakamlar alındı. Başarılı

olundu ki İstanbul'da 1 milyon farka çıktı. Ankara'da 1 milyon farka çıktı. Yani bu
belediyelerde, diğer illerde hakeza öyle. Buralarda iddia edildiği gibi yolsuzluklar, kötü
yönetim, istismarlar olsaydı milletin hakemliğiyle böyle sonuçlanmazdı. Ve biz belediye
sayımızı arttırdığımız gibi de iktidar partisinde ciddi oranda belediye sayısı düştü.
SOSYAL BELEDİYECİLİKTE 2 YIL: 802 KREŞ, 172 KENT LOKANTASI
Şimdi bugüne geldiğimiz zaman biraz sonra detaylarıyla anlatacağım ve bu belediyeler iyi
işler yaptı. Son 2 yıllık dönem içerisinde de her türlü baskıya, engellemeye rağmen verilen
sözlerin yüzde 80'inin üzerinde hedefler gerçekleşti. İlk 2 yıl için söylüyorum bunları. Ne
yapıldı? 2 yılda 802 tane kreş açıldı. 78 öğrenci yurdu kuruldu. 173 halk market, halk mandıra
işletildi. Eti böylesine bir dönemde çok ucuz şekilde vatandaşın temin edebilmesi sağlandı.
172 kent lokantası açıldı ve bir kara propaganda vardı sürekli hatırlarsanız. Cumhuriyet Halk
Partisi gelirse sosyal yardımlar kesilecek diye. Tam olarak sosyal yardımları 4,6 kat oranında
arttırdık. Yani bırakın kesilmeyi var olan sosyal yardımlar bizden önceki dönemle şimdiye
kıyassa 5 kat civarında artmış görünüyor. Şimdi tabii böyle bir dönemde türlü türlü iftiralarla
karşılaştık. Biraz sonra şu belediyelerin işte zorla yardım alınması ve buna yönelik
suçlamalarla ilgili de rakamlar vereceğim. Önce öncelikle şunu söylüyorum. Biz güçlü
belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla
almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetinin eksiksiz ve
kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız.
YENİ HUKUKİ İZLEME GRUBU VE SİYASİ İTTİFAKLAR
İkinci olarak, biz bu saldırılar karşısında bir hukuk ekibi oluşturmuştuk. Kapsamlı bir şekilde
hukukçular sürekli olan biteni raporladı. Gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye
gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve
raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında
gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük
içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide
karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. En son
gerçekleştirdiğimiz kurultay sonrasında parti yönetiminde diğer partilerle ilişkileri sağlayacak,
görüşmeler ve iletişimi sağlayacak bir Genel Başkan Yardımcılığı oluşturulmuştu. Biz bunu
içinde bulunduğumuz dönem için önemsiyoruz. Çünkü burada farklı görüşlerin bir siyasette
olduğu gibi yarışmasından ziyade mevcut iktidarın, halk oyuyla iktidara gelen iktidarın halk
oyuna rağmen gitmemek için direndiği bir dönemdeyiz. O nedenle Türkiye'de cumhuriyete
sahip çıkanların, demokrasinin varlığına inananların, tüm siyasi partilerin bir arada ittifak
içerisinde hareket etmesi önemli. Bu kapsamda da bazı çalışmalar içerisinde olacağız.
4 MAYIS’TA 81 İLDE BÜYÜK SAHA ÇALIŞMASI BAŞLIYOR
Yine bir başka başlık olarak Cumhuriyet Halk Partisi olarak sahaya iniyoruz. Cumhuriyet Halk
Partisi 4 Mayıs günü itibariyle 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki
yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini
gerçekleştirecekler. Ama Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri, Parti
Meclis Üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisindeki arkadaşlarımız, sahadaki il ve ilçe

başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini
anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız.
Burada bir hazırlık daha yaptık. Bizim biliyorsunuz sandıklarda görevli olarak 196 bin sandık
görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bininin tekrar görev yapacak
şekilde iletişime geçildi. Görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık
görevlisi kendi sandık saha bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir
şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz.
Yani Cumhuriyet Halk Partisi yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde bir dahaki seçim
ortamına kadar ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmaya, çabayı
sergilemeye devam edeceğiz. Orada sandık görevlilerimizle birlikte, parti yetkilerimizle
birlikte emanetin asıl sahibine gerçekleri anlatacağız. Türkiye'nin sorunlarını ve biliyorsunuz
biz Türkiye'nin çözümüne ilişkin de ciddi hazırlık içerisindeyiz. Türkiye'nin problemleri nasıl
çözülür? Her başlıkta oluşturduğumuz politika kurulları var. Yenilenen parti programımız var.
Bu kapsamda da ülkenin sorunlarına nasıl Cumhuriyet Halk Partisi çözüm getirir, neler vaat
eder. Bunları da yurttaşlarımızla açık bir şekilde paylaşacağız.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak asla durmayacağız, asla pes etmeyeceğiz, asla boyun
eğmeyeceğiz. Elbette bu yolda belki de bedel ödeyenler olacak bundan önce olduğu gibi.
Partimize yönelik farklı saldırılarda olabilir ama tüm bunlar karşısında cesaretle adalet için
çalışmaya devam edeceğiz.
“ZORLA BAĞIŞ” İFTİRASINA RAKAMLARLA YANIT
Kıymetli arkadaşlar, bakın bizim karşılaştığımız, arkadaşlarımızın karşılaştığı suçlamalardan
biri ne dediğimizde efendim bize zorla bağış yaptırdılar. Belediye yönelik zorla bağış
yaptırdılar. Biz de burada baktık rakamlarla ve Sayıştay denetim raporlarına göre 2024 yılına
baktığımız zaman en fazla bağış alan belediyeler hangileri bütçe gelirine oranla? Birinci sırada
Malatya Büyükşehir Belediyesi bütçe gelirine oranla yüzde 20,52. Sonra Ordu Büyükşehir
Belediyesi yüzde 7,6. Hatay yüzde 4,7. Öylesine bir ortam içerisindeyiz ki böyle bir dönemde
insanların bizim yönettiğimiz belediyelere bağış yapmaya dair çekindiği bir dönem. Buna
karşın Ankara Belediyesi'ne bağış oranı nedir? Yüzde 003. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne
yüzde 001. Öyle ya yani… Diğer belediyelerimizde de durum bundan daha farklı değil. Hani
zorla bağış yapıldığı iddiası, suçlama ve bunun üstüne de şöyle bir algı da yayılmaya
çalışılıyor. Efendim yargı sanki tarafsız, bağımsız herkese eşit muamele yapılıyor.
İDDİANAMESİZ TUTUKLULUKLARA TEPKİ
Efendim işte Adalet ve Kalkınma Partili belediyelere de yönelik soruşturma izinleri veriliyor.
Geçtiğimiz gün İçişleri Bakanı da bu yönde bir açıklama yapmıştı. Buradan bir kez daha
soralım. Sabahın köründe 4’te, 5'te evi basılan, koluna polis giren, dört gün gözaltında
tutulan, iddianamesiz içeride bir yıldan daha fazla yatan hangi Adalet ve Kalkınma Partili
belediye başkanı var? Tek bir tane var mı? Mesela bizim Büyükçekmece belediye başkanımız
7. dönemdir belediye başkanı. 35 yıldır halkın oyunu alıyor, desteğini alıyor. Bugün bir seçim
olsa yine farkla kazanır. Niye? Belediyeciliği doğru yapıyor. Bir yıl oldu hakkında iddianame
yok. Cezaevinde tutuluyor. Partimizin gençlik kollarında yetişmiş, ilçe başkanlığı yapmış,
Gaziosmanpaşa gibi partimizin geleneksel olarak daha geride olduğu bir yerde belediye

başkanlığı seçimini kazanmış. Hiçbir mal varlığı yok. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız
Hakan Bahçetepe'de bir yıldan fazladır cezaevinde hakkında daha iddianame yok. Bunları
böyle arttırabiliriz. Burada bir eşitlik yok. Bir adalet yok. Bir siyasi hedefin olduğu çok açık.
MADEN TALANI VE EMEK SÖMÜRÜSÜ
Kıymetli arkadaşlar, değerli yurttaşlarımız, biz bütün bu mücadelelerle birlikte vatandaşın
sorunlarını da bu ülkenin gençlerinin, çocuklarının yaşadığı problemleri, emekçilerin yaşadığı
problemleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Bakın bugün bir taraftan yeni maden
sahaları açılıyor. Rakamlara baktığımız zaman çok büyük rakamlar. Yani tarım arazisi olup bu
alanda kullanılması gereken yüz ölçümüne göre Kilis kadar bir alan yeni maden sahası olarak
açıldı. Toplam açılan maden sahaları. Açılması kararlaştırılan maden sahalarına baktığımız ise
toplam rakamı tam şöyle söyleyeyim size. Yaklaşık bütün bu alana baktığımız zaman 230 bin
futbol sahası büyüklüğünde bir alana denk geliyor. Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğünün daha 2 ay önce açıkladığı rakam. Şimdi ülkemizin doğasının tahribatı,
tarımının, üretiminin bozulması bir tarafa. Bir de buralarda yaşanan emek sömürüsü var.
Günlerdir Ankara'da madenciler ki maaşlarını sorduk. Bakın bugün asgari ücret ne kadar?
Asgari ücretin en fazla iki katına kadar maaş alıyorlar. Aldıkları maaşlar böyle ve ciddi yaşam
riski barındıran bir meslek madencilik. Ve bu insanlar aile geçindirmek, çocuk okutmak
durumunda. Bunlara uygulanan, maaşlarını alamayan, kıdemlerini, ihbar tazminatlarını
alamayan bu emekçi kardeşlerimize yönelik ne var iktidarın çözümü? Gaz var, su var, cop var
ve orada madenciler bu eziyeti çekmeye devam ediyor. Bu eziyetin sebebiyeti ilgili şirketi
araştırdığımızda arkasında daha büyük kötülük çıkıyor esasında. Bakın 2016 yılında TMSF'nin
yönetimine geçmiş bir maden şirketi. 2022 yılına kadar Yıldızlar SS Holding bünyesinde
devredilmiş bir maden ocağı var. Bu maden ocağında çalışan emekçiler bahsettiğimiz gibi
haklarını alamıyorlar. Peki, burada Çalışma Bakanlığı bir açıklama yapıyor 24 Nisan'da. Diyor
ki işçi alacaklarının 36 milyonluk kısmı yatırıldı. Kalan kısım da taahhüt edildi. Yani hemen
bakıyorsunuz madenciyi kayıran bir açıklama. Peşine insanlar yatışmayınca efendim 3 yıldır
ücretler düzenli ödenmediği tespit edildi. 23 milyonu aşan idari para cezasına karar verdik.
Burada şu soru sorulmaz mı? Yani bu işçilerin bağırması, çağırması, yürümesi, isyan etmesi mi
lazımdı sizin bu denet denetlemeleri yapmanız, bu cezaları kesmeniz için? Madem bunlar 3
yıldır düzenli ödeme yapmıyor, niye sen Çalışma Bakanlığı olarak bu ihmali gerçekleştirdin?
Buradaki eksikliğin altında imza attın. 2022 yılına kadar TMSF yönetiminde şirket. Sonra
TMSF yani bu iktidar döneminde bir yönüyle servet transferinin adresi olan TMSF. Zamanında
sadece bankacılık suçlarından kaynaklı mal varlıkları ile ilgili işlem yapmakla yükümlü TMSF
yetkisi genişletildi, genişletildi ve servet transferinin aracı haline geldi. Bakın ne kadara
satılmış. Doruk madencilik satış bedeli 3 milyar 155 milyon TL. 3 milyar 155 milyon. Esasında
3 milyar 153 milyon 895 bin 310 TL'lik kısmı rehin ipotek alacaklarına istinaden mahsup
edilmiş. Yani böylesine bir şirketi alan firma 2 milyon bile vermemiş. Şirketi vermişler istediği
firmaya. Burada böylesine büyük rakamların döndüğü bir yerde işçi alacaklarına yönelik bir
düzenleme yapılmış mı? Yapılmamış. Bunların alacağının temini konusunda bir işlem yapılmış
mı? Yapılmamış. Burada tabii Enerji Bakanlığı'na da sizlerin aracıyla şunu sormamız lazım.
Burası çünkü sıradan bir ticari işletme değil. Stratejik önemi olan bir alan. 2022 yılındaki
devirde Enerji Bakanlığı'nın bilgisi, görüşü, onayı var mıdır? Varsa hangi yönde açıklamıştır?
Buranın maden ruhsatı, işletme izinleri, üretim yükümlülükleri ve teknik şartlar bakımından

yeterli denetimler yapılmış mıdır? Hangi tarihlerde ne zaman yapılmıştır? Devir sonrasında
üretim sürekliliğine ilişkin gecikmeler tespit edilmiş midir? İşletme izni, ruhsat devri gibi
meseleler takip edilmiş midir? Bu sadece bir şirket devri meselesi değildir. İşte bu düzen tam
da budur arkadaşlar. Yani biraz sonra bahsedeceğiz. TMSF’ye geçen yine başka bir şirket,
başka bir satıştan. TMSF bu ülkedeki insanların malına mülküne el koyma ve yandaşa
transferi konusunda kullanılan bir aygıta dönmüştür. Bu konularda verilen soru önergelerine
anayasa gereği sorduğumuz sorulara kaçamakla cevaplar verilmektedir.
Şimdi bu ülkedeki emekçinin, asgari ücretlinin, emeklinin aldıkları ücretlere bakın, dönen
transferlere bakın ve bu ülkenin köylüsünün, çiftçisinin, yurttaşının ortak değeri olarak
görülmeyen ne varsa her şeyin yerli yabancı işbirlikçilere peşkeş çekildiği bir dönemin
içerisindeyiz.
TELE1 SATIŞI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE VURULAN DARBE
Kıymetli yurttaşlar, bakın masumiyet karinesi değil mi? Hukukçulara sorsanız meclisteki
Cumhur İttifakına mensup hukukçulara hemen derler evet masumiyet karinesi. Tele1'in satışı
28 milyona satışı söz konusu. Tele1'in satışı ile ilgili Merdan Yanardağ Genel Yayın Yönetmeni
oranın sahibi bile değil ama sahibi olsa ne olur ya? Ortada bir mahkumiyet kararı var mı?
Tele1 ile casusluk arasında nasıl bir illiyet bağı var? Tele1 hangi konuda bu faaliyette casusluk
suçlamasında kullanılmış? Hoş diyeceksiniz ki casusluk suçlaması ile ilgili hangi delil var? O da
boş. O da bomboş. Yani medya özgürlüğüne vurulan bir başka darbedir o. Yetmemiştir ortada
bir mahkeme kararı yokken de çok düşük bedellerle hani kime göre, neye göre tespit edilmiş,
oldukça izlenen bir televizyonun satışı söz konusudur. İfade özgürlüğüne, ülkedeki
çoğulculuğa vurulan bir büyük darbe dağıdır bu. Bu keyfiliktir. Bu hukuk devleti değildir.
Kurumsal işleyen hukuk mekanizmasının içerisinde mahkum olmamış, draha ilk derece
mahkemesinde duruşma görmemiş, istinafa gitmemiş. Yargıtay’a gitmemiş, mahkemece bir
karar verilmemiş bir olayla ilgili telafisi imkansız zararlara sebebiyet verilmektedir.
ENERJİ ENFLASYONUNDA TÜRKİYE GERÇEĞİ
Bakın kıymetli yurttaşlarımız, hep diyoruz başını düzeltmezseniz yani hukuk devleti ilkesini
ortadan kaldırırsanız, anayasayı dinlemezseniz ülkedeki tüm dengeler bozulur. Üretimde
olmaz, güvende olmaz. Üretimi olmadığı için de her şeyin arttığı, enflasyonun arttığı,
güvensizlik ortamında iyi yatırımcının Türkiye'den kaçtığı bir dönem ortaya çıkar. Bugün
enerji enflasyonunda Türkiye çok kötü bir noktada kıymetli yurttaşlar ve bütün rakamları bu
etkiliyor. Şimdi biz bunları söylediğimizde bir süredir hep işte Rusya - Ukrayna arasındaki
savaştan bahseder, bunu gerekçelendirirlerdi. Şimdi İran - Amerika savaşını
gerekçelendiriyorlar. Sanki bu savaşlardan tek etkilenen dünyadaki 196 devlet içerisindeki
tek ülke bizmişiz gibi. Bakın OECD ülkeleri ortalamasında enerji enflasyon verilerine
baktığımızda yüzde 0,6 gibi bir rakamla negatif yönde ilerliyor. Bizde ise ciddi bir artış var.
Ocak ayında yüzde 7,4, Şubat ayında yüzde 26. Yani bizim rakamlar verelim. Mesela
Hollanda'da enerji enflasyonu yüzde 0, Almanya'da yüzde eksi yüzde 1,9. Fransa'da eksi 2,8.
İspanya'da eksi 3. Japonya'da eksi 9. Bakın bu ülkelerde de petrol çıkmıyor, doğalgaz
çıkmıyor. Bizim gibi petrol, doğalgaz çıkartan ülkelere bu kadar yakın da değiller. Ve böyle bir
ortam ortaya çıkıyor. Ve geçen seneye, bir önceki senelere göre kıyasladığımızda da bakın

2023 yılında faize aktarılan kamu kaynağı toplam harcamaları içindeki payı yüzde 10'du.
Şimdi yüzde 20'ye çıktı. Yani ödenen her 100 liralık verginin 20'si daha baştan faize gidiyor.
Böyle bir ekonomik durumun refah getirmesine imkan yok. Bugün bu ülkedeki çocukların
korunmasına yönelik harcanması gereken rakamlarda sadece ilk 3 ayda yalnızca binde üç
düzeyine düştüğünü görüyorsunuz. Binde üç. Yoksullukla mücadele için ayrılan bütçenin
sürekli binde üçlü rakamlara, ikili rakamlara düştüğünü görüyorsunuz. Yine bölgesel kalkınma
için ayrılan rakamlarda düşüş görüyorsunuz. Kırsal kalkınma için, ARGE için ayrılan
rakamlarda düşüş görüyorsunuz. Haliyle de bu ülkedeki yoksulluk sınırı, açlık sınırı artıyor.
Maaş dengesi de aynı kaldıkça vatandaşımız da bu zor günlerde büyük acılar yaşıyor. Gıda
enflasyonunu hemen mesela dinlediğinizde savaş yüzünden derler. Savaşın muhatabı
İran'daki gıda enflasyonu bizden düşük arkadaşlar. Biz iç savaşı olan Sudan'ın gıda
enflasyonunda gerisindeyiz. Tarih Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını kendi yurdunu
çölleştiren, tarımını bitiren, ekonomisini yok eden, vatandaşını aç bırakan, köprüsünü,
otoyolunu, değerli şirketlerini yabancıya peşkeş çeken bir iktidar olarak hatırlayacak.
“HALKIN İKTİDARINI HEP BİRLİKTE KURACAĞIZ”
Kıymetli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sağduyulu bir şekilde ortak akılla,
dayanışmayla, yol arkadaşlığı duygularıyla haritamızı belirledik. Çalışmaya devam edeceğiz.
Bizim açımızdan bu saldırılar çeliğe verilen su etkisi yapacaktır. Biz daha da güçleneceğiz. Biz
partimizin kurucusu, ülkemizin kurucusu Büyük Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bize
emanet ettiği cumhuriyeti ikinci yüzyılında hak ettiği noktaya getireceğiz ve gelecek açısından
bu ülkenin çocukları, gençleri, bu ülkenin insanları bu ülkede huzur içinde, mutlu ve refah
içerisinde yaşayacaktır. Bunu sağlamak için de her türlü çalışmayı yapacağız. İlk seçimde de
inşallah halkın iktidarını hep birlikte kuracağız.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Eğer varsa sorularınızı alabiliriz. Buyurun.
Soru- Sayın Emre, yol haritanızda tüm partilerin ittifak içerisinde olması önemli dediniz. Bu
anlamda Mansur Yavaş'ın Cumartesi günü bir önerisi vardı. Tüm muhalefet ortak miting
yaparak bir hukuka davet yapmalı demişti. Böyle bir öneri gündeme getirmişti. Parti
Meclisinde bu ortak miting önerisi gündeme geldi mi ve bu doğrultuda bir karar alındı mı?
Zeynel Emre- Evet, bunu konuştuk. Bazı başlıklarda yapacağımız organizasyonlarda bu
ülkedeki tüm partileri, muhalif partilerin bir arada durması önemli, bir araya gelmesi önemli
ve ortaklaşılan konularda bir arada açıklama yapması önemli. Bu konuda bir çalışmamız
olacak. Dediğim gibi yetkilendirdiğimiz daha önceki bu konuda Genel Başkan Yardımcılığı
vardı. Bunu özellikle oluşturduk son kurultayımız sonrasında. Bu yönde evet çalışmalar
olacak.
Soru- Efendim benim de bir sorum olacak. Cumartesi günü düzenlenen belediye başkanları
toplantısı ile ilgili bazı iddialar gündeme geldi. İlk olarak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı
Vahap Seçer ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar arasında Türkiye
Belediyeler Birliği Başkanlığı ile ilgili bir tartışma yaşandığı iddia edildi. Bir de CHP lideri
Özel’in tutuksuz yargılama yoksa masada neden oturalım ifadelerini yine aynı toplantıda
kullandığı iddia edildi. Neler söylersiniz?

Zeynel Emre- Şimdi arkadaşlar, bizim tabii yaşadığımız en büyük problemlerden biri de hani
sürekli bir dezenformasyon var. Sürekli yalan haber var. Yalan haber pompalanıyor ve
bakıyorsunuz televizyon programlarında bunlar tartışılıyor. Yani bizim partimizde hani beşeri
ilişki anlamında Mersin Büyükşehir'le Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızı kime sorsanız
kardeş gibi derler. Yani en yakın beşeri ilişkide olan kimselerdir. Ve o toplantı bahsedilen
toplantı boyunca da yan yana oturdular. Tek bir tartışma yok. Tek bir ses yükseltmesi yok.
Yani bu kadar yalanı nasıl söylüyorlar hakikaten insan şaşırıyor ve Türkiye'nin de sanki böyle
bir problemi yokmuş gibi saatlerce bunu televizyon programlarında konuşuyorlar. Yani
külliyen yalan. Neresini düzelteceğiz? Toplantıdan sızan bilgilere göre, toplantıda olan şeye
göre. Ya bu partinin Grup Başkanvekilleri var. Mecliste bir şey olduğunda anlatıyorlar. Parti
Sözcüsü var. Her yaptığımız toplantıdan sonra bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Genel Başkanımız
ekran önünde sıklıkla duygularını olduğu gibi anlatıyor. Gerçekleri olduğu gibi anlatıyor. Yani
ne hikmetse de hiç olmayan şeyler sanki varmış gibi konuşulup duruyor açıkçası. Yani bizi
izleyip dinlemeye devam edin. Doğru bilgi ancak bu dönem böyle alınır diye düşünüyorum.
Soru- Sayın Emre, Ankara Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül, Cumhuriyet Halk Partisi Ankara
Milletvekili Umut Akdoğan ve diğer arkadaşlar için ‘Seni unuttuk sanma. Türkiye Büyük Millet
Meclisinde de seni ve senin gibi gibilerin hadsizliğini konuşacağız bu hafta’ ifadelerini
kullandı. Aynı zamanda bu Kaymakam Muharrem Eligül’ün 2014 seçimlerinde AK Parti
Etimesgut belediye başkan adayı olduğu belirlendi. Bu kaymakam hakkında ne
düşünüyorsunuz? Ne yapmayı planlıyorsunuz? Teşekkür ederim.
Zeynel Emre- Şimdi o kaymakamın onun üstüne yaptığı bir açıklama paylaşım daha var.
Gördüm ben onu da gördüm. Hakikaten yani liyakat nasıl ayaklar altına alınır? Partizanlık
nasıl egemen kılınır? Bir yerde bir kamu yöneticisi yanlış yaptığında nasıl dini ifadelerle onu
perdelemeye çalışır? İçinde bulunduğumuz düzen içerisinde çürümenin ibretlik hallerinden
biridir. Böyle bir kaymakam, mülki idare amiri, ilçenin en üst düzeydeki mülki idare amiri o
ilçede yaşayan yurttaşlara tarafsız bir şekilde, eşit bir şekilde, anayasanın 10. maddesinde
yazdığı şekliyle yönetmesi, davranması gereken bir kişi nasıl o koltukta oturacak? İnsanların
nasıl ona inancı olacak? Devlet adabı denen bir şey vardır. Bir ilin milletvekili bir kaymakamın
devlet protokolünde önündeki büyüğüdür. Devlet büyüğüdür. Yani siyaset siyasetçilerin
işidir. Devletin atanan valisi, kaymakamı, savcısı esasında herkese eşit mesafede aynı saygı,
sevgi içerisinde bulunması lazım. Aynı ifadeyi ben hep toplantılarda dikkat ederseniz ikili
hukuktan bahsediyorum. Türkiye'nin büyük problemidir bu ikili hukuk sistemi. Aynı ifadeyi
Cumhur İttifakı'na mensup bir milletvekilline karşı kullanabilir mi? Bu milletin egemenliğine
hep diyoruz ya saygı duyulmuyor. Milli iradeye saygı duyulmuyor. Meclise saygı duyulmuyor.
Bu sadece bizim problemimiz değil. Böyle görürsek hata yaparız. İşte bu ülkenin kurumları
böyle böyle yozlaşıyor. Böyle böyle erozyona uğruyor. Yani buna en üst perdeden başta
Meclis Başkanı olmak üzere diğer partiler de tepki göstermesi lazım ve bu kaymakamın o
görevde kalmaması lazım. Bu konuda arkadaşlarımız süreci takip ediyor. Bu konunun
unutulacak bir tarafı yoktur. Belli ki o yetkinliğe sahip biri değildir. Yani orada baştan
atanması, gelmesi baştan yanlış. Görünen odur.
Soru- Bugün Parti Meclisinde bir de bağışlanma talepleri de vardı galiba. Kaç kişiyi
görüşüldü, kaç kişi affedildi acaba? Karar verildi mi?

Zeynel Emre- Şöyle söyleyeyim. Yani tam rakam olarak 30 civarında. Geçmişte çeşitli
nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim
tüzüğümüz gereği bağışlanma talebi der o ve dosyaları görüşülmüş. Eğer kendi il ve
ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa biz o bağışlanma taleplerini genel
itibariyle kabul ediyoruz bir süre sonra. Bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında
bu yönde bir düzenleme oldu.
Bir de deminki soruda şey eksik kaldı zannediyorum. Yani masayla ilgili hani çıkan haberler
var. Bu sanki bazı yerlerde işte bugün bir gazetenin de internet sitesinde çıkmıştı. Efendim
sanki mecliste kurulan işte Milli Birlik Kardeşlik Komisyonu ile ilgili ya da oradaki süreçlerle
alakalı bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni bir yaklaşımı mı olacak diye. Tabii o komisyon
çalışmasını tamamladı ve bir rapor çıkarttı. O raporun altına imza attı partiler ve o raporda
bizim düşüncelerimizin de altına yani bizim ısrarla dile getirdiğimiz düşüncelerin altına hem
iktidar partisi mensupları ve herkes imza attı. Ne var orada? Özellikle 6’ıncı, 7’inci
maddelerde Anayasa Mahkemesinin bağlayıcılığı, AİHM kararlarının bağlayıcılığı, tutuksuz
yargılamanın esas oluşu, kayım uygulamasının kaldırılması. Yani bunların biz takipçisi olacağız
esasında. Yani hep birlikte takip edelim. İnsanların karşısına geçip biz bunları yapacağız diye
imza atıyorsunuz. Aylarca toplantılar yapıyorsunuz. Sonra da orada altına imza attığınızın tam
tersi istikamette çalışmaya devam ediyorsunuz. Biz sorumluluk bilinciyle hareket eden bir
partiyiz. Kendi yaşadığımız sıkıntıları evet bunları paylaşıyoruz. Haksızlıkları paylaşıyoruz ama
içinde bulunduğumuz coğrafyada bir tarafta İran'da yaşananlar, Suriye'deki gelişmeler,
ülkemizdeki bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı tüm yurttaşlarımızın bir ve eşit yurttaş
olduğunun bilinmesi, hissedilmesi bizim açımızdan önemli ve bu ülkedeki tüm etnik kimlikler
Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla huzur içinde yaşaması bizim için önemli.
Bu nedenle de sınırımızdaki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Biz o komisyonda görev
alırken de hep dedik yani milletimizin barışı, huzuru, kardeşliği bizim açımızdan çok
önemlidir. Ama üzülerek ifade ediyorum. Keşke böyle söylemek durumunda kalmasak ama
sürekli iktidar tarafından bir ikircikli yaklaşım, bir ikiyüzlü yaklaşım bunlarla karşılaşıyoruz.
Söylediğiyle yaptığı arasında uçurum sürekli açılıyor maalesef.
Peki, teşekkür ederiz.

Son Güncelleme: 28.04.2026 15:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.