Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Muğla programı kapsamında Marmaris’te basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Özdağ, "Muğla ziyaretimiz kapsamında bugün Marmaris, Dalaman ve Fethiye'de temaslarda bulunacağız. Değerli İlçe Başkanımızın davetiyle sabah Marmaris'e geldik ve bu basın açıklaması sonrasında Marmaris'teki temaslarımızı gerçekleştireceğiz. Pazar yerini ziyaret edeceğiz, Atatürkçü Düşünce Derneği'ni, Emekli Astsubaylar Derneği'ni ziyaret edeceğiz ve onlarla Türkiye'deki gelişmeler, ekonominin yaşadığı ağır buhran, bunun Marmaris'e ve Muğla'ya yansımaları konularını değerlendireceğiz" dedi.
İktidarın maden politikalarını eleştiren Özdağ, şunları kaydetti:
"İktidarın madenlerimizi yabancılara açma politikası olanca vahşetiyle devam ediyor. Karadeniz'de öyle illerimiz var ki verilen maden sahaları neredeyse o illerdeki yurttaşlarımıza yaşayacak yer bırakmayacak. En vahşi yöntemlerle Anadolu'nun zenginlikleri sömürülüyor. 19. yüzyılda Avrupalılar, Batılılar Afrika'da nasıl maden aradılarsa, hangi zihniyetle, bugün de iktidar yabancı şirketlere Türk topraklarını öyle yağmalama izni, zehirleme izni veriyor. İliç’te bir Çernobil tehlikesi yaşandığını İliç'teki o patlamadan iki sene önce yerine gidip açıklamıştım. Keza Kayseri'de, Develi'de doğanın nasıl altın arayan firmalar tarafından katledildiğini ifade etmiştim. Daha sonraki dönemde bu da ortaya çıktı ve orada da değişik önlemler alınmak zorunda kalındı. Bugün Ankara'da madenciler gösteri yapıyorlar. Dün başladılar ve onlara karşı çok sert önlemlerin alındığını, gözaltıların olduğunu duyuyoruz ve buradan sevgi madencilere desteğimizi açıklıyoruz. Hükümeti de bu talan zihniyetiyle yapılan madencilik faaliyetlerini durdurmaya çağırıyoruz. Ancak AKP iktidarının bu talan siyasetini sürdüreceğinden de madenlerde eminiz çünkü AKP'nin ekonomik politikası buna dayanıyor, böyle bir zihniyeti temsil ediyor."
"Türk halkının yanlış ekonomik politikalardan dolayı fakirleşmesi de devam ediyor"
Özdağ, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye zengin bir ülkeyken Türk halkının yanlış ekonomik politikalardan dolayı fakirleşmesi de devam ediyor. Evet, ekonomi çöküş içerisinde. Bu dün, Yeni Şafak'ın manşetiydi arkadaşlar. İktidarın yarı resmi El Ahram'ı Yeni Şafak, ‘ekonomi çöküyor’ diyor. Çok doğru ama ekonominin çöküşünün nedeni Mehmet Şimşek'in politikaları değil, AKP iktidarının politikalarıdır. Kimse Mehmet Şimşek'in üzerine suçu atıp kenara çekilmesin. Bu bir Mehmet Şimşek uygulaması değil, bu Erdoğan'ın politikalarıdır. Nasıl bütün başarıları bakanlarına değil kendisine alıyorsa Erdoğan, başarısızlığı da kendisine almak durumundadır. Çünkü oylar Mehmet Şimşek'e verilmiyor, Recep Tayyip Erdoğan'a veriliyor. Mehmet Şimşek'in siyasi sorumluluğu bile yoktur. Mehmet Şimşek bildiğimiz anlamda Bakan da değildir, sekreterdir. Politika yapma yetkisi dahi yoktur, politika uygulama yetkisi vardır Cumhurbaşkanlığı sistemine göre. Politikaları yapan Cumhurbaşkanlığı'ndaki ekonomi kuruludur. Bu anlamda bütün ekonomi politikaları, bütün savunma politikaları, bütün dışişleri politikaları, bunların hepsinin ilk ve tek sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Cumhurbaşkanlığı sisteminin gereği budur."
"Ekonomik buhrandan çıkış, AK Parti iktidarının artık emekliye ayrılmasıyla mümkündür"
Mehmet Şimşek tarafından Cumhurbaşkanlığı'na yollanan bir yasa tasarısı vardı ve o yasa tasarısının birçok bölümünün, ki bunlar da olumlu bölümlerdi, sarayda kırpıldığını ve böylece vergi alınması gereken birçok grubun vergiden muaf hale getirildiğini, rahatlatıldığını da biliyoruz. Özetle, ekonomik buhrandan çıkış, Mehmet Şimşek'in değiştirilmesi vesaire ile olmaz, ekonomik buhrandan çıkış, AK Parti iktidarının artık emekliye ayrılmasıyla mümkündür. Ekonomik buhrandan çıkış, Türkiye'nin neoliberalizmin en kötü örneklerinden bir tanesi olan AKP uygulamasından vazgeçerek, neoliberalizmden vazgeçerek karma ekonomiye dönüşle mümkündür. Devletin hafızası olan Devlet Planlama Teşkilatı'nı tahrip ettiler, kapattılar. Akla aykırı bir şey bu. Devlet Planlama Teşkilatı'nın tekrar kurulması lazım. Türkiye'nin tekrar planlı kalkınma modeline dönmesi lazım. Kamunun büyük yatırımlarda gücünü ortaya koyarak yatırım yapması lazım. Ama AK Parti bırakın kamunun yatırım yapmasını, mevcut kamu yatırımlarını dahi iktidarı döneminde özelleştirme adı altında har vurup, harman savurdu."
"Adalet Bakanı Türkiye'de hukuk devleti olduğunu iddia etsin, kendisi dahi buna inanmıyor"
Ekonominin kalkınması için Türkiye'de hukuk devletinin kurulması gerektiğini belirten Özdağ, "Ne yazık ki bugün bir hukuk devleti yok. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Böyle bir ortamda istediği kadar Adalet Bakanı Türkiye'de hukuk devleti olduğunu iddia etsin, kendisi dahi buna inanmıyor. Olan düşman ceza hukukudur ve muhalefetin hukuk dışı yöntemlerle baskı altına alınmaya çalışılmasıdır. Böyle bir ülkede de ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
"Herkes değerlendirmesini yapıyor"
"Ankara'da bir ittifak çağrısında bulunmuştunuz. Partilerden olumlu dönüşler oldu mu" sorusu üzerine Özdağ, "Daha çok erken, herkes değerlendirmesini yapıyor. Bakalım göreceğiz" dedi.
"Kapının önüne polis koyarak bunları engelleyemezsiniz"
Özdağ, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
"Bu konunun basında çok tartışılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Daha ilk günden söyledik çünkü basındaki tartışmaların yeni olayları tetikleyeceği endişesini uzmanlar taşıyorlar. Onun için yapılması gereken bakanlıklar arası koordinasyonla eksiklerin giderilmesi ve hızla kararlar alınarak risk unsuru oluşturan profillerin tespit edilmesidir. Kapının önüne polis koyarak, polis arabası koyarak bunları engelleyemezsiniz. Böyle bir engelleme yöntemi yok, bu mümkün de değil zaten. Doğrusu, bilim bunu tespit ediyor ve bunun için de Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı arasında sağlıklı bir iletişim kanalının açılması lazım. Eğer daha önce bu sağlıklı iletişim kanalı olsaydı bu olaylar tespit edilebilirdi, öngörülebilirdi yani. Ama bu kanallar olmayınca bu tür müessif olaylarla karşılaşıyoruz."
"Zafer Partisi geldiğinde tabi sığınmacılar da gidecekler"
Özdağ, sığınmacılara ilişkin soruya ise şöyle yanıtladı:
"Zafer Partisi'nin Anadolu Kalesi Projesiyle Türkiye'deki 13 milyon sığınmacı ve kaçağı vatandaşlarına yollanması projesi tabii ki gündemde çünkü sığınmacılar ve kaçaklar hala Türkiye'de varlıklarını sürdürüyorlar. Türkiye ekonomisine, Türkiye'nin demografik yapısına, sosyolojik yapısına büyük bir yük oluşturmaya devam ediyorlar. Bu konudaki projelerimizi geliştirerek sürdürüyoruz. Raporlarımızı ortaya koyduk. Evet, eskisi kadar bu konuyu gündeme taşımıyoruz. Çünkü bu konuyu gündeme taşırken de bize şunu soruyordunuz: Sizin başka politikanız yok mu? E şimdi başka politikalarımızı anlatıyoruz. Geliyorsunuz diyorsunuz ki ‘ya sığınmacılara ne oldu?’ Sığınmacılar duruyor. Zafer Partisi geldiğinde tabi sığınmacılar da gidecekler. Hukuk içerisinde gidecekler tabi ki. Bir düzen çerçevesinde dönecekler. Vatandaşlık alanların vatandaşlıklarını iptal edeceğiz. Kimse kendisini burada uzun vadeli düşünmesin. Özetle sığınmacılar ve kaçaklar politikamızdaki kararlılığımız ilk günkü gibi devam ediyor."
