Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, "Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi" talebiyle Ankara Anıtpark'ta "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutmaya başladı.
Aileler, bugün, yarın ve pazar günleri 08.00-17.00 saatleri arasında nöbet tutacak. Nöbet tutulan alana, otelde hayatını kaybeden 78 kişiyi temsilen 78 sandalye konuldu ve sandalyelerin üzerine karanfiller bırakıldı. Sandalyelerin arkasına yerleştirilen sinevizyon ekranında ise hayatını kaybedenlerin isimleri ve fotoğrafları yer aldı.

"ADALET YERİNİ BULANA KADAR MÜCADELE ETME İRADEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Aileler adına açıklamayı, yangında ağabeyi Yılmaz'ı, yeğenleri Nehir ve Doruk'u kaybeden Çiğdem Sarıtaş yaptı. 36'sı çocuk, 78 kişinin hayatını kaybetmesinin üzerinden 619 gün geçtiğini belirten Sarıtaş, "Bizim için o gece bitmedi. İçimizdeki yangın sönmedi. Acımız dinmedi. Her sabah aynı yokluğa uyanıyoruz. Bizi ayakta tutan, canlarımızın hatırası ve adaletin yerini bulacağına olan inancımızdır" dedi.
Sarıtaş, ana davanın Yargıtay'da olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bugün başlattığımız adalet nöbetinde, sevdiklerimizin hakkını aramak ve bütün sorumluların hesap vermesini sağlamak için bir aradayız. Geçen zamanın acımızı unutturmasına, dosyalarımızın gecikmeler içinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz. Adalet yerini bulana kadar mücadele etme irademizden vazgeçmeyeceğiz. Öncelikle, Yargıtay'a taşınan ana davamızda, özellikle 'olası kast' kapsamında verilen mahkumiyet hükümlerinin onanmasını bekliyoruz. Bu, aileler olarak adalet arayışımızın en hassas noktasıdır. 78 canımızın yaşam hakkının ve dosyada ortaya konan sorumluluğun hukuk önünde eksiksiz karşılığını bulmasını istiyoruz. Adalete olan inancımız yerindedir. Yargıtay'ın hukuk ve hakkaniyetin gereğini yerine getireceğine inanıyoruz. Canlarımızın hakkını eksiltecek, hakkaniyete şüphe düşürecek, adalete gölge düşürecek bir sonuçla karşılaşmayı beklemiyoruz. Bu sürecin her aşamasını aynı dikkat ve kararlılıkla takip edeceğiz."
Ana davayla birlikte bütün sorumluların yargı önüne çıkarılması taleplerini dile getiren Sarıtaş, "Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'yla ilgili kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin hala tamamlanmamış soruşturma dosyalarının ivedilikle sonuçlandırılmasını, sorumlular hakkında iddianamelerin derhal hazırlanmasını ve yargılamalarının başlamasını bekliyoruz. Bu gecikme canımızı yakıyor. Biz sevdiklerimizin yasını tutarken, bir yandan da sorumluların yargı önüne çıkarılması için beklemek zorunda bırakılıyoruz. Her gecikme, kaybımızın üzerine yeni bir acı ekliyor" dedi.
"SORUMLULUĞU BULUNAN KAMU GÖREVLİLERİNİN HALA GÖREVDE OLMASINI ANLAMLANDIRAMIYORUZ"
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenen Çiğdem Sarıtaş, "İstendiğinde yargı süreçlerinin ne kadar hızlı ilerleyebildiğine tanık oluyoruz. Delillerin ve sorumlulukların gözler önünde olduğu bu dosyalarda aileler neden hala iddianame bekliyor? Soruşturmaların tamamlanması ve yargılamaların başlaması için gereken ivediliğin artık bizim dosyalarımızda da gösterilmesini bekliyoruz. 78 canın hesabının sorulması daha fazla ertelenemez. Sorumlulukları dosya kapsamında ortaya konan kamu görevlilerinin hala görevde olmasını anlamlandıramıyoruz. Aileler olarak bunu kabul etmiyoruz. Kamu görevi, hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hiçbir makam, hiç kimseyi hukukun karşısında ayrıcalıklı kılamaz" diye konuştu.
"ADALET TALEBİMİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN"
Sarıtaş, yurttaşlara da seslenerek, "Dikkatinizi bu davadan çevirmeyin. Adalet talebimizi yalnız bırakmayın. Bugün bizim ailelerimizin başına gelen, yarın bu ülkede herhangi bir ailenin başına gelebilir. Denetimsizlik ve sorumsuzluk cezasız kaldıkça hepimizin yaşamı tehlikededir. Bu davanın takipçisi olmak, bu ülkedeki bütün çocukların ve hepimizin yaşam hakkına sahip çıkmaktır. Biz hala o gecedeyiz. Canlarımızın hakkının hukuk önünde teslim edilmesi için gücümüzü birbirimizden alarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Son sorumlu hesap verene kadar bu dosyaların peşini bırakmayacağız. Nöbetimiz bitmez, nefesimiz tükenmez. Biz, nefessiz kalan canlarımızın nefesiyiz" ifadelerini kullandı.

"KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NE ZAMAN HESAP VERECEK?"
Yangın faciasında ailesinden 8 kişiyi kaybeden avukat Yüksel Gültekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'de okuduğu şair Sezai Karakoç'un dizelerine atıfta bulunarak, "Bolu Adliyesi'nin bahçesinden seslendik. Sesimizi duyuramadık. Sonra Ankara'ya kadar yürüdük. Ulus Meydanı'ndan seslendik. Sesimizi duyuramadık. Şimdi de yine Ankara'nın başka bir merkezi noktasından sesleniyoruz" dedi.
Avukat Gültekin, Adalet Bakanı Gürlek'in faili meçhul 20-30 yıllık dosyaları açtığını hatırlatarak şöyle konuştu:
"Biz bu olayın faillerinin yargı önüne çıkması için 5 yıl, 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl beklemek istemiyoruz. Eğer samimiyseniz sözlerinizde, hani her gün televizyonun karşısında diyorsunuz ya, 'Makamı, mevkisi ne olursa olsun, suç işleyen hesap verecek.' Bakanlar Kurulu toplantısında ben olsam, Sayın Adalet Bakanım, Turizm Bakanı'nın yüzüne bakarım şöyle bir: 'Ne zaman hesap verecek bu Turizm Bakanı? Koruduğu personel ne zaman hesap verecek?'
Biz Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna inanmak istiyoruz. Ve bu meydandan yalvarıyorum Adalet Bakanı'na: Lütfen, artık Bolu Cumhuriyet Savcısı'na verin talimatı ve sorumlular hesap versin. Ya böyle hukuk devleti olur mu? Birinci derecede olaydan sorumlu oldukları, dosyayla sabit olan, bilirkişi raporuyla sabit olan Turizm Bakanlığı personeli hala koltuğunda oturmaya ve burada devletin milyarlarca lirasını yönetmeye devam ediyor. Bu böyle bir hukuk sistemi olabilir mi? Biz derdimizi kime anlatacağız, Sayın Adalet Bakanım? Biz derdimizi kime anlatacağız?"
Gültekin, 78 aile adına yaptığı açıklamada, "Bu olayda zerre kadar kusuru olan adaletin önüne çıkacak, buna hiç kimse bir hukuk devletinde mani olamaz; zaman geçer, süre uzar ama bizim 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl bekleyecek sabrımız yok" dedi.
