Doğu ve Güneydoğu’daki barolardan ortak açıklama: “Toplumun haber alma hakkını sınırlayan erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz”

Doğu ve Güneydoğu Bölgesi illerinin baroları, son günlerde bazı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, "Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin ve toplumla iletişim kurdukları kanalların engellenmesi, aynı zamanda demokratik toplumun temel unsurlarından olan örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan etkilemektedir. Toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz” denildi.

15 Eylül 2026 Salı 14:18
Doğu ve Güneydoğu’daki barolardan ortak açıklama: “Toplumun haber alma hakkını sınırlayan erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz”

Aralarında Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van barosunun bulunduğu 14 baro başkanlığı, son günlerde sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, "Toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz” çağrısında bulundu.

Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile çok sayıda gazeteci, hak savunucusu, sivil toplum örgütü ve sosyal medya hesabı hakkında erişimin engellenmesi kararı verilmesinin kaygıyla karşılandığını dile getirilen açıklamada, ifade ve basın özgürlüğü demokratik toplumun, çoğulculuğun ve hukuk devletinin temel dayanakları olduğu vurgulanarak,  “Bu özgürlüklerin korunması yalnızca düşüncesini açıklayanların değil, toplumun haber alma, bilgiye ulaşma ve farklı görüşlerden haberdar olma hakkının da güvencesidir” denildi.  

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK MÜDAHALELERİN KANUNİ BİR TEMELE DAYANMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”

Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin kanuni bir temele dayanmasının tek başına yeterli olmadığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Belirli bir içeriğin hukuka aykırılığı somut olarak ortaya konulmadan bir basın kuruluşunun, gazetecinin, hak örgütünün veya sivil toplum kuruluşunun hesabının bütünüyle erişime kapatılması, bu ilkeler bakımından ciddi hukuki sorunlar doğurmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin ve toplumla iletişim kurdukları kanalların engellenmesi, aynı zamanda demokratik toplumun temel unsurlarından olan örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan etkilemektedir. Sivil toplum örgütleri, hak ihlallerinin görünür kılınması, toplumsal sorunların kamuoyuna taşınması, demokratik katılımın güçlendirilmesi ve kamu gücünün denetlenmesi bakımından vazgeçilmez aktörlerdir. Bu kuruluşların topluma ulaşma imkanlarını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde sınırlandıran uygulamalar, yalnızca örgütlenme özgürlüğünü değil, demokratik kamusal alanı da daraltmaktadır.”

“BARIŞ, YALNIZCA SİLAHLARIN SUSMASI VEYA ÇATIŞMALARIN SONA ERMESİ DEĞİLDİR”

Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı dönemin sona erdirilmesi ve toplumsal barışın tesis edilmesi yönünde önemli bir süreçten geçildiği hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bugünlerde, barış ile demokratikleşmenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini özellikle vurgulamak isteriz. Barış, yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi değildir. Kalıcı ve toplumsallaşmış bir barış, hukukun üstünlüğünün güçlendiği, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının güvence altında olduğu, ifade ve basın özgürlüğünün genişlediği, sivil toplumun özgürce faaliyet gösterebildiği ve farklı düşüncelerin kamusal alanda korkusuzca tartışılabildiği demokratik bir düzeni gerekli kılar.”

“DEMOKRATİK TOPLUM DEĞERLERİNİN ZAYIFLATILMASI DEĞİL GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”

Barışın ve demokratik çözüm arayışlarının konuşulduğu bir dönemde özgürlük alanlarının daraltılması değil genişletilmesi gerektiği bildirilen açıklamada, “Demokratik toplum değerlerinin zayıflatılması değil güçlendirilmesi gerekmektedir. Toplumun sürece duyacağı güven de ancak hukuk devletinin güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin etkin biçimde korunması ve demokratik standartların yükseltilmesiyle mümkün olacaktır.  İfade özgürlüğünü sınırlandıran, basının faaliyet alanını daraltan ve sivil toplumun kamusal alandaki varlığını zayıflatan uygulamalar, ihtiyaç duyulan demokratikleşme iradesiyle bağdaşmamaktadır” denildi.

“BU NİTELİKTEKİ ERİŞİM ENGELİ KARARLARINI KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ”

“Barışın demokratikleşmeyi, demokratikleşmenin de barışı güçlendirdiği bütünlüklü bir yaklaşım benimsenmelidir” denilen açıklamada, “Bölge Baroları olarak, toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan bu nitelikteki erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz. Hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin istisnai olması, her müdahalenin somut, denetlenebilir ve yeterli bir gerekçeye dayanması; zorunluluk ve ölçülülük ilkelerinin titizlikle gözetilmesi gerekir. Bu nedenle söz konusu kararların Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda ivedilikle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Son Güncelleme: 15.09.2026 16:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.