CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin TBMM Başkanlığı'na araştırma önergesi verdi. Önergesinde Türkiye’de eğitim sisteminde derinleşen kriz, okullarda artan şiddet olayları, eğitimde eşitsizliklerin büyümesi ve kamusal eğitim ilkesinin zedelenmesine dikkat çeken Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut yönetim anlayışının tüm yönleriyle incelenmesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in görev süresine ilişkin idari ve siyasi sorumluluğunun ortaya çıkarılmasını istedi.
Tanrıkulu, önersinde şu ifadelere yer verdi:
"Eğitim sistemi, bir ülkenin geleceğinin inşa edildiği en temel kamusal alandır. Ancak bugün Türkiye’de eğitim sistemi bilimsel ilkelere aykırı uygulamalar, liyakatten uzak kadrolaşma, derinleşen yoksulluk ve artan toplumsal eşitsizlikler nedeniyle ağır bir çöküş süreci yaşamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının yönetimi altında, özellikle Milli Eğitim Bakanının görev süresi boyunca; okullarda şiddet olayları ve güvenlik sorunları artmış, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından can güvenliği ciddi biçimde tehlikeye girmiştir. Eğitim kurumları, bilimsel ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaştırılarak ideolojik yönlendirmelere açık hale getirilmiştir. Tarikat ve cemaat yapılarının eğitim alanındaki etkisinin arttığı yönünde kamuoyunda güçlü ve yaygın kaygılar oluşmuştur. Öğretmen atamalarında ve yönetici görevlendirmelerinde liyakat ilkesi ağır şekilde zedelenmiştir. Yoksulluk nedeniyle milyonlarca öğrenci eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Deprem bölgeleri başta olmak üzere birçok bölgede eğitim altyapısı ihmal edilmiş, öğrenciler sağlıksız koşullarda eğitim görmek zorunda bırakılmıştır.
Ortaya çıkan bu tablo, yalnızca bir politika başarısızlığı değil; aynı zamanda çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını ve geleceğini tehdit eden ağır bir yönetim krizidir. Milli Eğitim Bakanının görevde kaldığı her gün, eğitim sistemindeki bu derinleşen sorunlar büyümekte; çocuklar, öğretmenler ve veliler açısından telafisi güç zararlar ortaya çıkmaktadır. Eğitimde yaşanan bu ağır tablo karşısında siyasi sorumluluğun gereği açıktır. Milli Eğitim Bakanının görevde kalması, kamu yararı ve çocukların üstün yararı ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
"Eğitim sisteminin yeniden inşası için acil önlemlerin belirlenmesi amaçlanmakta"
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme başta olmak üzere uluslararası insan hakları belgeleri ve Anayasa hükümleri uyarınca, çocukların güvenli, sağlıklı ve nitelikli bir eğitim ortamında bulunma hakkı temel bir yükümlülüktür. Okullarda artan şiddet olayları ve eğitim ortamlarının güvensiz hale gelmesi, çocukların yaşam hakkı, eğitim hakkı ve fiziksel-psikolojik bütünlüklerinin korunması ilkelerinin ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, devletin çocukları her türlü ihmal, istismar ve şiddetten koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermekte; kamu otoritelerinin bu alandaki sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durum, sadece idari bir inceleme konusu değil, aynı zamanda acil bir siyasal sorumluluk meselesidir. Bu nedenle, yürütülecek araştırma sürecinden bağımsız olarak, Milli Eğitim Bakanının derhal istifa etmesi, kamu vicdanı ve demokratik sorumluluk açısından zorunludur.
Kurulacak Meclis Araştırma Komisyonu ile eğitim sisteminde yaşanan yapısal çöküşün nedenlerinin ortaya konulması, okullarda artan şiddet olaylarının ve güvenlik zafiyetlerinin incelenmesi, Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının anayasal eğitim ilkeleri açısından değerlendirilmesi, eğitimde liyakat, eşitlik ve kamusallık ilkesinin ne ölçüde zedelendiğinin tespiti, Milli Eğitim Bakanının görev süresine ilişkin idari ve siyasi sorumluluğun açık biçimde ortaya konulması ve eğitim sisteminin yeniden inşası için gerekli acil önlemlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır."
