CHP’li Aşkın Genç: Uzman erbaşlar kapsama alınmalı, mahkeme kararları etkisiz bırakılmamalı

TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda görüşülen Uzman Erbaş Kanunu teklifine ilişkin konuşan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, düzenlemenin yalnızca personel rejimine ilişkin teknik değişiklikler içermediğini; çalışma hakkı, hukuk güvenliği ve liyakat bakımından ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.

12 Haziran 2026 Cuma 12:17
CHP’li Aşkın Genç: Uzman erbaşlar kapsama alınmalı, mahkeme kararları etkisiz bırakılmamalı

 Genç, diş hekimi subaylara yönelik meslek icra yasağının AYM kararına rağmen yeni bir formülle
sürdürüldüğünü, TSK’dan ayrılan subaylar için getirilen “her ne sebeple olursa olsun”
ifadesinin farklı hukuki durumları aynı sonuca bağladığını belirtti. Sözleşmeli erbaş ve
erlerin kamuya geçişine ilişkin düzenlemede uzman erbaşların kapsam dışında
bırakılmasını ve sözlü sınav öngörülmesini de eleştiren Genç, göreve iade
kararlarının kesinleşmeye bırakılmasına ise “Kişi dava açacak, mahkemeyi
kazanacak ama görevine dönemeyecek. Mahkeme kararı var ama sonuç
doğurmayacak” sözleriyle tepki gösterdi.

TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda, Uzman Erbaş Kanunu ile bazı kanunlarda
değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi görüşüldü. Teklifte; tabip ve diş hekimi
subayların yükümlülük sürelerini tamamlamadan ayrılmaları halinde meslek icrasına
ilişkin sınırlamalar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ayrılan subayların yeniden
muvazzaf olarak göreve alınmasına ilişkin hükümler, idari yargı kararlarının
uygulanmasına yönelik istisnalar, sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu kurumlarında
istihdamı gibi düzenlemeler yer aldı.
Komisyonda söz alan CHP Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Üyesi
Aşkın Genç, düzenlemelerin önemli bir kısmının personel rejimi, hukuk güvenliği,
çalışma hakkı ve liyakat ilkesi bakımından sorunlar içerdiğini belirtti. Genç, özellikle
Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğinin tam olarak yerine getirilmediğini, bazı
maddelerde ise idarenin takdir alanının genişletilerek hak kayıplarına yol açabilecek
düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
“Bu AYM kararına uyum olmaz”
Diş hekimi subayların yükümlülük sürelerini tamamlamadan ayrılmaları veya
ilişiklerinin kesilmesi halinde meslek icra yasağı öngören 2’nci madde üzerine
konuşan CHP’li Genç, düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesini
karşılamadığını belirterek şunları söyledi:
“Teklif edilen metin, iptal edilen düzenlemeden farklı olarak sadece süreyi yeniden
hesaplıyor. Ancak yaptırımın özü değişmiyor. Kişi yine belli bir süre diş hekimliği
mesleğini icra edemiyor. AYM yalnızca ‘bu süre fazladır’ demedi. Tazminat
sorumluluğuna ek olarak kişinin kamuda ya da özel sektörde mesleğini icra etmesinin

engellenmesini ölçüsüz buldu. Şimdi biz aynı yaptırımı başka bir hesap yöntemiyle
geri getirirsek, bu AYM kararına uyum olmaz.”
Genç, diş hekimliğinin doğrudan kamu sağlığıyla ilgili bir meslek olduğunu
vurgulayarak, yetişmiş diş hekimlerinin meslekten uzaklaştırılmasının kamu yararına
da aykırı olduğunu ifade etti:
“Diş hekimliği doğrudan kamu sağlığıyla ilgili bir meslektir. Bugün ülkemizde ağız ve
diş sağlığı hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar var. Vatandaş randevu bulmakta
zorlanıyor. Genç diş hekimleri atanmayı bekliyor. Koruyucu diş sağlığı hizmetleri
yeterince yaygın değil. Böyle bir tabloda yetişmiş bir diş hekiminin mesleğini icra
etmesini engellemek, toplumun sağlık hizmetine erişimi bakımından da doğru
değildir.”
“En sorunlu ifade ‘her ne sebeple olursa olsun’ ifadesidir”
TSK’dan ayrılan subayların yeniden muvazzaf olarak göreve alınamamasını
düzenleyen 5’inci maddeye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan CHP’li Genç,
şunları kaydetti:
“Bu maddedeki en sorunlu ifade ‘her ne sebeple olursa olsun’ ifadesidir. Böyle geniş,
mutlak ve ayrım yapmayan ifadeler, personel rejimi gibi hassas alanlarda ciddi hak
kayıplarına yol açabilir.”
“Hukuken farklı durumda olan kişileri aynı sepete koymuş oluyorsunuz”
Ayrılma nedenlerinin birbirinden farklı olabileceğine dikkat çeken Genç, hukuken
farklı durumda olan kişilerin aynı kapsamda değerlendirilmesinin adil olmayacağını
belirtti:
“Bir subayın Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasının çok farklı sebepleri olabilir.
Kendi isteğiyle ayrılmış olabilir. Sağlık nedeniyle ayrılmış olabilir. Ailevi veya zorunlu
sebeplerle ayrılmış olabilir. İdarenin bir işlemiyle ayrılmış olabilir. Hakkındaki işlem
daha sonra mahkeme kararıyla hukuka aykırı bulunmuş olabilir. Olağanüstü
koşullarda veya kurumsal süreçlerde ortaya çıkan nedenlerle ayrılmış olabilir. Şimdi
bütün bu ihtimalleri tek bir cümleyle aynı sonuca bağlamak adil değildir. ‘Her ne
sebeple olursa olsun’ dediğinizde, hukuken farklı durumda olan kişileri aynı sepete
koymuş oluyorsunuz.”
“Bu düzenleme hangi somut ihtiyaçtan doğdu?”
Genç, maddenin şeffaflıktan uzak olduğunu belirterek şu soruları yöneltti:
“Bu düzenleme hangi somut ihtiyaçtan doğdu? Bugüne kadar TSK’dan ayrılıp
yeniden muvazzaf hizmete alınan subaylarla ilgili hangi sorun yaşandı? Kaç kişiyi
ilgilendiriyor? Mahkeme kararıyla haklılığı ortaya çıkanlar bu kapsamın dışında mı

kalacak? İdarenin hatalı işlemiyle ayrılmak zorunda kalmış bir subay da bu yasağa
tabi olacak mı? Bu soruların cevabı net değil. Bu nedenle maddeyi şeffaf
bulmuyoruz.”
“Mahkeme kararları uygulanacak mı, uygulanmayacak mı?”
İdari yargı kararlarının uygulanmasını, bazı dosyalarda kararın kesinleşmesi şartına
bağlayan 7’nci maddeye tepki gösteren Genç, düzenlemenin hukuk devletinin temel
ilkelerine dokunduğunu belirterek şöyle dedi:
“Teklifin en önemli ve en sorunlu maddelerinden biri 7’nci madde. Bu madde ilk
bakışta teknik bir idari yargılama usulü düzenlemesi gibi görünüyor. Ancak gerçekte
hukuk devletinin en temel ilkelerinden birine dokunmaktadır. Mahkeme kararları idare
tarafından gecikmeksizin uygulanacak mı, uygulanmayacak mı?”
“İdarenin işlem ve eylemleri yargı denetimine tabidir”
CHP’li Genç, hukuk devletinde mahkeme kararlarının idare tarafından
uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Hukuk devletinde bunun cevabı nettir. Mahkeme kararı uygulanır. İdare, mahkeme
kararını beğense de beğenmese de yerine getirmek zorundadır. Çünkü idarenin işlem
ve eylemleri yargı denetimine tabidir. Yurttaşın, kamu görevlisinin, askeri öğrencinin,
personel adayının dava açmasının anlamı da budur.”
Genç, düzenlemenin göreve iade kararlarını fiilen etkisizleştireceğini belirterek şu
ifadeleri kullandı:
“Şimdi bu maddeyle bu temel kurala çok geniş bir istisna getiriliyor. Güvenlik
soruşturması, arşiv araştırması, terör iltisakı, 375 sayılı KHK’nın geçici 35’inci
maddesi gibi başlıklarda verilen ve göreve iade sonucu doğuran mahkeme
kararlarının uygulanması, kararın kesinleşmesine bırakılıyor.
Bunun pratik karşılığı şudur: Kişi dava açacak, mahkemeyi kazanacak, idarenin
işlemi hukuka aykırı bulunacak ama kişi görevine dönemeyecek. Mahkeme kararı var
ama sonuç doğurmayacak. İdare haksız bulunmuş olacak ama haksız işlemin sonucu
devam edecek. Bu haliyle bu maddeyi kabul edemeyiz.”
“Uzman erbaşlar kapsam dışında bırakılmıştır”
Sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu kurumlarında istihdamına ilişkin 14’üncü madde
üzerine de konuşan Genç, düzenlemenin ilke olarak doğru bir başlık taşıdığını ancak
eksik olduğunu ifade etti. Genç, uzman erbaşların kapsam dışında bırakılmasına
itiraz ederek şunları söyledi:

“Bu madde ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde yıllarca görev yapmış, disiplin içinde
çalışmış, zor şartlarda hizmet etmiş sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu hizmetinde
değerlendirilmesi gerektiğini biz de ifade ediyoruz. Bu insanlar genç yaşta, önemli bir
tecrübe biriktirerek görevlerinden ayrılabiliyorlar. Devletin bu tecrübeyi görmesi, bu
insanlara ikinci bir kamusal kariyer imkanı tanıması doğru bir yaklaşımdır. Ancak
önümüzdeki düzenleme bu haliyle eksiktir.
Uzman erbaşlar kapsam dışında bırakılmıştır. Oysa uzman erbaşlar da Türk Silahlı
Kuvvetlerinde yıllarca görev yapmış, sahada bulunmuş, disiplin ve görev tecrübesi
kazanmış personeldir. Sözleşmeli erbaş ve erleri kamu hizmetine kazandırmayı
doğru buluyorsak, aynı mantığın uzman erbaşlar bakımından da düşünülmesi
gerekir.”
Geçtiğimiz yıl verdiği kanun teklifinde bu konuyu gündeme getirdiğini hatırlatan Genç,
söz konusu düzenlemenin daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini belirtti:
“Ben bu konuyu geçtiğimiz yıl verdiğim kanun teklifinde de gündeme getirmiştim.
Orada hem uzman erbaşların hem de sözleşmeli erlerin, özellikle kamunun ihtiyaç
duyduğu alanlarda değerlendirilmesini önermiştim. Dolayısıyla bugün burada
söylediğimiz yeni bir şey değil.”
“Daha güçlü ve uygulanabilir bir mekanizma kurulmalıdır”
Genç, 14’üncü maddede öngörülen yüzde 10 kontenjan sınırlamasının yetersiz
kalabileceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Getirilen yüzde 10 kontenjan sınırlaması düzenlemenin etkisini zayıflatabilir. Kamu
kurum ve kuruluşlarının yalnızca belirli kadro ve pozisyonlarda yapacağı alımların
yüzde 10’unu bu kapsama ayırması, sahadaki ihtiyacı karşılamaya yetmeyebilir. Bu
personelin sayısı, hizmet geçmişi ve kamuya kazandırılma ihtiyacı dikkate
alındığında, daha güçlü ve uygulanabilir bir mekanizma kurulmalıdır.”
“Sözlü sınav konusu en fazla tartışma yaratan alanlardan biridir”
Düzenlemede sözlü sınav öngörülmesini de eleştiren Genç, bu personelin zaten
görev geçmişi ve nitelik belgeleriyle değerlendirilebileceğini söyledi:
“Bu personel zaten yıllarca görev yapmış, disiplin durumu, sicili, görev performansı,
nitelik belgesi belli olan personeldir. Böyle bir personeli yeniden sözlü sınav
tartışmasının içine sokmak doğru değildir. Türkiye’de sözlü sınav konusu kamu
personel alımlarında en fazla tartışma yaratan alanlardan biridir. İnsanların aklına
çoğu zaman liyakat değil, torpil ve subjektif değerlendirme ihtimalini getirmektedir.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.