Yeni av sezonunun 15 Eylül’de başladığını ancak İskenderun’da balıkçıların
birkaç gün içinde kontak kapatmak zorunda olduğuna değinen Kara,
“İskenderun’da av sezonu bir hafta bile sürmedi. Sadece İskenderun’da değil,
Adana ve Mersin’de de balıkçılarımız kontak kapatmaya mecbur kaldı.
Şehrimizde, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 8 bin 900 kadar ruhsat
tezkeresine sahip balıkçı ve 369 adet balıkçı gemisi bulunuyor. Bu yıl, özellikle
mazot fiyatlarındaki artış, gıda ve taşımacılık alanındaki sektörler gibi,
balıkçılığı da çok olumsuz etkiledi. Eşel mobil sistemi, motorin fiyatlarındaki
hızlı artış yüzünden devre dışı kaldı. Bugün motorinin litre fiyatı neredeyse
100 liraya ulaştı, geçen yıl aynı dönemde bu fiyat 56 liraydı ve balıkçılar, bu
fiyatın da altında mazota ulaşabiliyordu. Bir balıkçı gemisinin, hiçbir faaliyette
bulunmasa bile, yaklaşık 1,5 milyon liralık bir maliyeti var. Bu gemilerin
yaklaşık bir ton yakıt almak zorunda olduğu; makine bakımı, ağ onarımı,
personel giderleri gibi önemli harcama kalemleri bulunduğu da göz önüne
alınmalı” ifadelerini kullandı.
YILDIRIM KARA: BALIKÇILARA KDV’SİZ MAZOT VERİLMELİ,
PAKETLEME VE DEPOLAMA TESİSİ KURULMALI
Alınması gereken ilk tedbirin mazot fiyatlarını düşürmek olduğunu vurgulayan
Kara, “Mevcut koşullarda balıkçıların denize açılabilmesi ve avlanabilmesi,
öncelikle mazot fiyatlarında bir düşüş sağlanmasıyla mümkün. Bu da
balıkçılara KDV’siz mazot verilmesiyle sağlanabilir. Deniz ürünlerinin
tüketiciye hemen ulaştırılması; geniş bir tüketici kitlesine ulaşabilmesi için de
konserve yapımı, dondurulma gibi işlemlerden geçmesi gerekiyor. Ancak
büyük ölçekli soğutma kapasitesine ve alanına sahip paketleme-depolama
tesislerinin inşa edilmesi, balıkçıların tek başına altından kalkamayacağı kadar
masraflı. Daha önce bu ihtiyacı Et ve Balık Kurumu karşılamaktaydı. Ancak
EBK’nın Et ve Süt Kurumuna dönüşümü sırasında balıkçılıkla ilgilenen kısmı
bertaraf edildi. İskenderun’da bir depolama ve paketleme tesisinin kurulması,
balıkçılık sektörümüz için çok faydalı olacak; balıkçılarımızın ürünlerini daha
uzun süre depolaması mümkün hale gelecek, aynı zamanda tüketiciye daha
fazla ürün sunulabilecektir. Bu konuda özellikle Hatay Büyükşehir
Belediyesine ve İskenderun Belediyesine büyük bir sorumluluk düşüyor” diye
konuştu.
YILDIRIM KARA: SU ÜRÜNLERİ İTHALATINDA HAKSIZ
REKABET ÖNLENMELİDİR
Sektörün son yıllarda artan biçimde, özellikle ithal karides nedeniyle sorunlar
yaşadığına da değinen Kara, “Su ürünlerinde uygulanan gümrük tarifesi, yerli
üreticiyi kösteklemektedir. Birkaç yıl önce de basına ve kamuoyuna yansıyan,
TBMM’de kurulan ve balıkçılık sektörünün sorunlarını araştıran komisyonda
söz alan sektör temsilcilerinin de değindiği bu sorun ne yazık ki çözülemedi.
Özellikle İran, Malezya ve Singapur’dan yapılan ithalat, yerli üreticilere zarar
veriyor. Ticaret Bakanlığının Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu envanterine
bakıldığında, bu üç ülkeden ithal edilen soğuk su karidesleri için yüzde 1 KDV
uygulandığı görülüyor. 2026 yılı için geçerli olan ithalat rejimi kararlarında da
balıkçılarımızın şikayetini doğrulayan bir tablo var. Söz konusu tabloya göre,
neredeyse bütün deniz ürünlerinde, eğer ürün İran’dan ithal edilecekse,
gümrük vergisinin yalnızca üçte biri ödeniyor. Özellikle farklı alt türleriyle
karideslerde, benzerine pek rastlanmayan biçimde, ek mali yükümlüklerin de
sıfıra çekildiği görülüyor. Geriye dönük bir tarama yapıldığında, 2019 yılından
sonra, özellikle Malezya ve Singapur’dan ithal edilecek deniz ürünlerindeki
gümrük vergisinin de çoğu ürün için kaldırıldığı anlaşılıyor. Bu şekilde oluşan
haksız rekabet, pek çok alanda olduğu gibi, yerli üreticiyi üretimden caydırıyor;
İran, Malezya ve Singapur menşeili deniz ürünleri piyasayı olumsuz etkiliyor.
Tüm bu sorunların yanı sıra balıkçılık sektörünün kurumsal düzeyde yeterli
temsili de bulunmuyor, bu nedenle sorunlar çözülmeden kalıyor. Balıkçılık
sektörü bir yanda maliyet, bir yanda haksız rekabet kıskacında kalarak
sürdürülemez. Mazot başta olmak üzere balıkçılar üzerindeki maliyet baskısı
azaltılmalı, depolama ve paketleme altyapısı geliştirilmeli, ithalat rejimi yerli
üreticinin lehine olacak biçimde düzenlenmelidir” açıklamasında bulundu.
